26 Ekim 2014 06:00

Brezilya sandık başına gidiyor

Brezilya bugün devlet başkanını seçmek için sandığa gidiyor. Birinci turu 5 Ekim’de yapılan seçimlerde 142 milyon Brezilyalı oy kullanmış ve seçime katılımın yüzde 80 düzeyinde olduğu açıklanmıştı.

Paylaş

Bilge ÇOBAN
Sao Paulo

Brezilya bugün devlet başkanını seçmek için sandığa gidiyor. Birinci turu 5 Ekim’de yapılan seçimlerde 142 milyon Brezilyalı oy kullanmış ve seçime katılımın yüzde 80 düzeyinde olduğu açıklanmıştı. Yalnızca devlet başkanının belirleneceği ikinci tur oylama için ise daha fazla kişinin oy kullanması bekleniyor.

İKİNCİ TUR ADAYLARI: ROUSSEFF VE NEVES

İkinci turda devlet başkanlığı için yarışacak iki aday bulunuyor. Adaylardan ilki Brezilya devlet başkanlığı görevine devam eden İşçi Partisinin (PT)Adayı Dilma Rousseff, bir diğeri ise geleneksel sağın adayı olarak tanınan Brezilya Sosyal Demokrasi Partisi (PSDB) Adayı Aecio Neves. Hemen belirtelim Brezilya 26 eyaletten oluşan federal bir devlet ve iki turlu bir seçim sistemine sahip. Birinci turda devlet başkanlığı ve milletvekillerinin yanında, eyaletlerin yönetim birimleri, konsey ve senato üyeleri, valiler seçiliyor. Seçim sistemine göre adayların seçilmesi için oyların kesin çoğunluğunu sağlamaları gerekiyor. Aksi halde yani adaylar oyların kesin çoğunluğunu almazsa en yüksek oyu alan iki aday ikinci tura gidiyor. Bu kez geçerli oyların çoğunluğunu alan devlet başkanı olarak seçiliyor. İşte 5 Ekim’de gerçekleştirilen birinci tur seçimler de adaylardan hiçbiri kesin çoğunluğu sağlayamamış; Dilma Rousseff oyların yüzde 42’sini, Aecio Neves ise oyların yüzde 34’ünü alarak ikinci tura yükselmişti. Önemli bir not olarak; ilk turda Dilma Rousseff Brezilya’nın kuzey kesiminden yani yoksul bölgelerinden oy alırken, Aecio Neves’in ise Sao Paulo gibi merkez ve görece ekonomik olarak daha gelişmiş eyaletlerden çoğunlukla oy aldığı görüldü.

NEVES SERMAYENİN ADAYI GÖRÜLÜYOR

Aecio Neves geleneksel sağın adayı olarak tanınıyor. Merkez bankasının özerkliğini savunması, özel sermayenin güçlendirilmesi ve  özel sermayeye daha fazla alan açılması temel seçim propagandasını oluşturuyor. Dilma Rousseff’in ise temel seçim argümanı bugüne kadar PT’nin hayata geçirdiği politikaları büyütme yönünde. Buna örnek olarak ise çoğunlukla Dilma’nın başkanlık yaptığı dönemde asgari ücretin artması, aile kredisi gibi kimi kamu politikaları aracılığıyla açlık sınırı altında yaşayan Brezilyalıların oranının azaltılması gösteriliyor.

ROUSSEFF VE NEVES’İN TEMELLERİ

Brezilya 1964-1985 yılları arasında askeri diktatörlük altında idare edilmiş bir ülke. Diktatörlük sonrası ilk seçimler 1989 yılında gerçekleştiriliyor ve aslında Brezilyalılar 29 yıl sonra ilk kez o yıl sandık başına gidiyor. Yani 20 yıldan fazla bir süre askeri diktatörlüğün esareti altında yaşayan Brezilyalılar için oy kullanma hakkı fiili olarak çok da eski değil. Bugün Dilma’nın temsil ettiği İşçi Partisini iktidara taşıyan seçim yılı ise 2002. Haliyle uzun yıllar diktatörlük koşullarında yaşamış bir halk, antidemokratik bir ortamda kendini var etmeye çalışan genç kuşak, ekonomik krizler, Brezilyalılardaki demokrasi arayışını güçlendirdiği gibi sol hareketleri ve sosyal hareketleri de güçlendirmiş. Tam da bu sebeple neoliberal ideologların tüm dünyada “İşçi sınıfı öldü” tartışmalarını yükselttiği bir dönemde İşçi Partisi, Luiz Inacio Lula da Silva öncülüğünde iktidara taşınmış. Ama aynı diktatörlük koşullarının gerici-sağ bir tabanı “kemikleştirdiği” de söylenebilir. İşte bugün Aecio Neves bu sağ geleneğin temsilcisi olarak seçimlerde yer alıyor. Aslında Aecio Neves’in seçimlerde temsil ettiği kesim bu kadar berrakken Dilma’nın “solu”  temsil ettiğini söylemek bir o kadar zor. Kuşkusuz Dilma’nın birinci turda ülkenin kuzey bölgelerinden aldığı 40 milyonu aşan oy, PT’nin hâlâ yoksul kesimlerin umudu olduğunun göstergesi.

KÖTÜNÜN İYİSİNİ SEÇMEK

Ancak geçen yıl sokakları işgal eden, bu yıl Dünya Kupasını sokaklarda karşılayan gençler iş istiyorlar, kaliteli ve parasız eğitim diyorlar, İşçi Partisi hükümetinin kamu politikalarının eksikliği ve kaynak aktarımlarındaki dengesizliği değiştirmek adına mücadele ediyorlar. Bu sebeple bu seçimin sokaktaki en temel argümanını “Kötünün içinden iyiyi seçmek” oluşturuyor. Tam da bu nedenle Brezilyalıların güvenceli gelecek yaratma çabasını sandıkta değil de sokaklarda aradığını, büyüttüğünü söylemek mümkün. Ancak görünen o ki ; Brezilyalılar kendi alternatif politikalarını büyütene ve güçlendirene kadar şimdilik bu iki aday arasında bir seçim yapacaklar.

YOLSUZLUK VE  KÜRTAJ TARTIŞMALARI

Brezilya’da seçim çalışmaları genel olarak açık hava toplantıları, adayların seçmenlere seslendiği televizyon programları ve tanıtım reklamları yine adayların birlikte katıldıkları tartışma programları ve neredeyse her gün bir yenisi açıklanan kamuoyu yoklamaları kapsamında sürüyor. Son günlerde yapılan tartışma programlarında ise yüzde 30’u PT iktidarı döneminde özelleştirilen Brezilya petrol şirketi Petrobras’da yaşandığı iddia edilen yolsuzluk tartışmaları öne çıkıyor. Genel olarak ise kürtaj hakkı üzerine yapılan tartışmalar (Brezilya’da kürtaj yasak ve her yıl yüzlerce kadın gizli kürtaj sebebiyle yaşamını yitiriyor) ve LGBT bireylerin haklarını içeren tartışmalar bu seçimin önemli bir tartışma ayağını oluşturuyor. Zira Brezilya’da aynı cinslerin medeni birlikteliği yasal ancak eş cinsel evlilik ve homofobik şiddetin önlenmesi ve cezalandırılması önemli bir konu olarak hâlâ gündemde. Ne yazık ki her iki adayın bu alanlara ilişkin söylemlerinin Brezilyalıların taleplerini karşılayacak açılıma sahip olmadığını belirtmeliyiz.

ÖNCEKİ HABER

Halk Validebağ'a sahip çıkıyor

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa