24 Ekim 2014 06:00

Meksika’nın devrimci okulları

1930’lu yıllarda Meksika Anayasası’nın 3. maddesinde düzenleme yapılarak ülkede kamusal eğitimin “sosyalist” olduğu ibaresi ilave edildi ve öğretmen okulları müfredata sosyalist eğitimi aldı.

Paylaş

Ferhat SARI

Meksika’nın Guerrero eyaletine bağlı Iguala kentinde 26 Ekim’de yerel polis tarafından kaçırılan Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu öğrencisi 43 kişiden hâlâ haber alınamıyor. Kaçırılmanın öldürülmek ile aynı anlama geldiği ülkede, söz konusu kent civarlarında ardı ardına bulunan toplu mezarlardan henüz bir sonuç çıkmadı. Meksikalıların önemli bir kısmını ayağa kaldıran bu olayın hedefindeki gençler kimlerdi? Neden hedef alınmışlardı?

‘EĞİTİM MİSYONERLERİ’

İlk olarak 17. yüzyılda Fransa’nın Reims kentinde ortaya çıkan öğretmen okullarının Meksika’daki hikayesi 1820’li yıllarda başladı (İspanyolca ‘escuela normal’ denilen ve ilk olarak ilkokul öğretmeni yetiştirmek amacıyla kurulan bu okulların öğrencilerine bu nedenle ‘normalistas’ deniliyor). 1910-1917 yılları arasında gerçekleşen Meksika Devrimi sonrasında kabul edilen anayasanın 3. maddesi gereğince (eğitimin laik niteliğine vurgu yapılan madde) bu okulların ve onların eğitim plan ile programlarının ulusallaştırılması kararı alındı. Bu dönüşüm José Vasconcelos’un Milli Eğitim Bakanlığı döneminde 1921 yılında gerçekleştirildi. Vasconcelos’un Kültürel Misyon politikaları kapsamında yerli köylülerin yoğunlukla yaşadığı Güney Meksika’daki kırsal bölgelerde yeni tipte öğretmen okulları(escuela normal rural) kuruldu. Vasconcelos, “Devrimin ateşi içinde ortaya çıkan” bu okulların öğretmenleri için -Amerika kıtasının sömürgeleştirilmesi sürecinde Hristiyan misyonerlerin oynadığı role ithafla- “Eğitim Misyonerleri” tanımını kullandı. Okulların amacı, elde yeterli öğretmenin olmaması sebebiyle kırsal bölgelerde okuma yazma seferberliğinin yürütücüleri olacak ve devrimin ruhunu yaygınlaştıracak öğretmenlerin yerli nüfus içerisinden yetiştirilmesi olarak ifade edildi. Eğitimin kamusal bir hak olduğu fikrinden hareketle, Meksika’nın en yoksul kesimini oluşturan bu köylülerin çocuklarının eğitim olanaklarına ulaşabilmesi de diğer bir hedefti. Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu bu kapsamda 1926 yılında kuruldu. Bu ve benzeri okulların öğretmenleri kırsaldaki sosyal dönüşümün parçaları olarak, eğitim faaliyetleri yanında aynı zamanda köylerde su sistemlerinin kurulmasında ve kooperatif çalışmalarında da köylülere yardımcı oldular.

‘KAMUSAL EĞİTİM SOSYALİSTTİR’

Meksika’nın efsanevi başkanı olarak anılan Lázaro Cárdenas döneminin (1934-1940) ilk yılında Anayasa’nın 3. maddesinde düzenleme yapılarak Meksika’da kamusal eğitimin “sosyalist” olduğu ibaresi ilave edildi ve kırsaldaki öğretmen okulları eğitim müfredatlarına sosyalist eğitimi aldı. Bu durum kır öğretmenlerinin ‘Cristero’ların hedefi olmalarına sebep oldu. 1920’li yıllarda kilise öncülüğünde gerçekleşen karşı devrimci isyanın (iktidarın antiklerikal olduğu gerekçesine dayanan isyan gerçekte Meksika Devrimi’nin parçası olan yoksul köylülerin toprak talebini hedefliyordu ve toprak reformunu engellemeyi amaçlıyordu) silahlı gücü olan ‘Cristero’lar, Cardenas’ın başkanlığı döneminde 300’den fazla öğretmeni öldürdü. Cesetleri kulakları kesilerek tahrif edilen bu öğretmenlere bundan dolayı “kulaksız öğretmenler” denildi.

Burada Cardenas’ın dönemine ayrıca bir parantez açmak gerekiyor. Bu dönemde eğitim alanındaki düzenlemelerin yanında toprak reformu gerçekleştirildi ve yerli komünleri olan ‘ejido’lar birleştirilip devlet çiftlikleri haline getirildi. Ülkenin petrol rezervleri devlet tekeline alınırken, yabancı petrol şirketlerinin ülkedeki mal varlıkları kamulaştırıldı. Sanayileşme hamlelerinin ve kalkınma planlarının yanı sıra, işçi ve köylü ‘korporasyon’ları kurulup iktidar partisi olan Ulusal Devrimci Partiye (Sonradan Kurumsal Devrimci Parti adını alan parti 2000 yılına kadar Meksika’da iktidarda kaldı) bağlandı. Fabrikalarda işçi öz yönetimleri kurulurken, İspanyol İç Savaşı sürgünü Cumhuriyetçilere sığınma hakkı verildi (Cardenas dönemini Meksika kapitalizminin kurumsal atılımları olarak niteleyen Mimar Sinan Üniversitesi Öğretim Üyesi Aslı Odman’ın “1929 Büyük Buhran Sonrası Meksika’da Korporist Popülizm ve Türkiye’de Solidarist Devletçilik Karşılaştırması” başlıklı çalışması konuyla ilgili değerli bilgiler içeriyor).  

BİR OKULDAN FAZLASI

Amerika kıtasında esen devrimci rüzgarlar ‘60’lı ve 70’li yıllarda Meksika’da da kendisini gösterdi. Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu’nun burada özel bir yeri vardı. Guerrero eyaleti başta olmak üzere Meksika’nın Güney kesimlerinde yürütülen gerilla mücadelesinin iki önemli figürü olan Lucio Cabañas Barrientos ve Genaro Vázquez Rojas bu okulun mezunlarıydı. Ayotzinapa Öğretmen Okulu bu nedenle muhalifleri tarafından gerilla hareketlerinin yatağı olmakla itham edildi (Okulun öğrencilerinin çok saygı duyduğu isimler olan Lucio Cabañas’ın ve Genaro Vázquez’in duvar resimlerine Marx, Engels, Lenin ve Che ile birlikte bugün okul duvarlarında sıkça rastlanıyor). ‘60’lı ve 70’li yıllar; öğrenci, öğretmen ve köylü hareketlerinin de yoğun olduğu ve Meksika devletinin bu hareketleri bastırmak için uyguladığı yöntemler nedeniyle “kirli savaş” olarak adlandırılan bir dönemdi. Okulun bugünkü politik kimliğinin oluşmasında bu yılların önemli bir katkısı oldu. 

KAPİTALİZM İLERLEDİ KIR OKULLARI AZALDI

Kır öğretmen okullarının sayısı; ülkede kapitalizmin gelişmesi, bu okulların Meksika kapitalizminin yöneticileri için artık bir ihtiyaç olmaktan çıkması ve neoliberalizm gibi etkenler nedeniyle yıllar içinde giderek azaldı (Bugün itibariyle ülke genelinde 16 kır öğretmen okulu bulunuyor. Guerrero eyaletinde bu kapsamda 500 öğrencisiyle sadece Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu varlığını sürdürüyor). Var olanlara yeterli kaynak ayrılmazken, özellikle 2000’li yıllar ile birlikte bu okullara yönelik baskı arttı. 2007 yılında Guerrero eyaleti yönetiminin kaynak yokluğu ve Ayotzinapa okulunun eğitim müfredatının değişmesi gerektiği gerekçesiyle gündeme getirdiği “reform”, öğrencilerin tepkisini çekti. Eyaletin başkenti Chilpancingo’da büyük çatışmalar yaşanırken, eyalet yönetimi geri adım atmak zorunda kaldı. Ayotzinapa ‘normalista’ları, okullarının içinde bulunduğu duruma (Okullarının altyapısının iyileştirilmesi ve öğrenciler için verilen yemek parasının arttırılması) dikkat çekmek amacıyla her yıl Chilpango’da gösteriler düzenledi. Yol kesme ve otobüs kaçırma, öğrencilerin tipik eylem biçimleri haline geldi. 2011 Kasımı’nda Acapulco kentinde otobanı kapatan öğrencilere federal ve eyalet polislerinin saldırısı sonucu 2 öğrenci yaşamını yitirdi. 

KOLEKTİF HAYAT

Yatılı bir okul olan Ayotzinapa’ya kabul edilmek için yapılan sınavlarda başarılı olmak yetmiyor. Aynı zamanda yoksul bir aileden gelindiğinin kanıtlanması gerekiyor. Okul içinde kolektif bir hayat kuran öğrenciler komiteler etrafında örgütleniyor ve eğitimlerine devam ederken okul arsası içerisinde mısır ve tavuk yetiştiriciliği de yapıyor. Kamu kaynaklarının yeterli olmamasından dolayı kendi başlarının çaresine bakmak durumunda kalan öğrenciler gittikleri çevre kentlerdeki gösterilerde okulları için bağış topluyor. Otobüs kaçırma eylemleri bu kapsamda gündeme geliyor. Eylemler ulaşım komitesi tarafından örgütleniyor. Bindikleri otobüslerdeki insanlardan okulları için bağış toplayan öğrenciler, bir gösteriden dönerken veya bir gösteriye gitmek için de aynı yönteme başvuruyor.  

2013’de Devlet Başkanı Enrique Peña Nieto’nun gündeme getirdiği eğitimde yeni düzenlemeler; kamu okullarının özelleştirilmesini, öğretmen ücretlerinin düşürülmesini, mesleğe giriş ve yükselme koşullarının yeniden düzenlenmesini ve belirli aralıklarla mesleki değerlendirmeye tabi tutulmasını içeriyordu. Ülke çapında tepkilere neden olan tasarıya Mexico City ile birlikte en güçlü tepkinin verildiği yerlerden birisi Guerrero eyaletiydi. Söz konusu tasarı tepkilere rağmen yasalaştı. 43 öğrencinin kaçırıldığı 26 Eylül 2014 gecesi, Ayotzinapa Raúl Isidro Burgos Öğretmen Okulu öğrencileri Iguala kentinde öğretmen alımlarında kır öğretmen okullarına yönelik ayrımcılığı protesto etmişti. Protesto gösterisinden sonra ‘normalista’ların kaçırdıkları otobüslere ve o an şehirde bulunan bir futbol takımının otobüsüne yerel polisin saldırması sonucu 6 kişi hayatını kaybetmişti. 

ÖNCEKİ HABER

Tunus’ta seçimlerin belirsizliği sorunu

SONRAKİ HABER

Şule Çet davasında "saat" detayı: Güvenlik kamerası saati 10-11 dakika ileride

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa