24 Ekim 2014 06:00

Tunus’ta seçimlerin belirsizliği sorunu

Tunus’ta etrafta gördüğünüz insanlara önümüzdeki parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kime oy vereceğine karar verip vermediğini sorduğunuzda, aldığınız karşılık “bilmiyorum” oluyor. 2011 yılında oluşturulan Kurucu Meclis için seçtikleri vekillerin hayal kırıklığına uğrattığı seçmenlerin önemli bir kısmı sandığa gitme konusunda bile karar vermekte zorlanıyor

Paylaş

Sarah MERSCH

Tunus’ta etrafta gördüğünüz insanlara önümüzdeki parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kime oy vereceğine karar verip vermediğini sorduğunuzda, aldığınız karşılık “bilmiyorum” oluyor. 2011 yılında oluşturulan Kurucu Meclis için seçtikleri vekillerin hayal kırıklığına uğrattığı seçmenlerin önemli bir kısmı sandığa gitme konusunda bile karar vermekte zorlanıyor. Seçim tartışmalarının çoğunda odak noktasının bağımsız adaylar ve siyasi partilerin çokluğu olmasından dolayı, şimdiye kadar ihtilaflı meselelere çok az dikkat çekildi. Bu durum sadece seçmenlerin isteksizliğini artırmıyor, aynı zamanda Zeynel bin Ali rejimiyle ilişkili figürlerin kendilerini daha güçlü şekilde göstermelerinin önünü açıyor.

BİN ALİ’DEN SONRA İLK SEÇİMLER

Politik özgürlüklerin birdenbire elde edilmesinden dolayı geçici bir olgu olarak düşünülen siyasi parti çokluğu hâlâ varlığını sürdürüyor. Tunus Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu bu yılki parlamento seçimlerinde 1300’den fazla listenin-partiler, ittifaklar ve bağımsız adaylar- yarışacağını varsayıyor. 27’si Tunus’ta ve 6’sı ülke dışında olmak üzere toplam 33 seçmen bölgesine yayılmış durumda olan söz konusu listeler, eski Cumhurbaşkanı bin Ali’nin devrilmesinden bu yana yapılacak ilk olağan parlamento seçiminde 217 koltuk için mücadele ediyor. Çoğunun seçim yapmakta zorlanmasına rağmen (özellikle liste sayısının 69’a çıktığı Kaserin seçim bölgesinde), 5 milyondan fazla Tunuslu seçmen kaydını yaptırdı.

TUNUS’UN SESİ ÖNDE ÇIKABİLİR

Seçimlere kısa bir süre kala kamuoyu anketi yapılmasına izin verilmediği ve politikacılar sürekli parti değiştirdikleri için, yeni mecliste en çok koltuğu hangi partinin kazanabileceği spekülasyondan öteye gitmiyor. 2011 yılında yapılan Kurucu Meclis seçimlerinde birinci olan Ennahda Partisinin ve kendisini Ennahda’nın laik alternatifi olarak sunan merkez sağ çizgideki Tunus’un Sesi Partisinin (Nidaa Tounes) seçimden önde çıkmaları muhtemel görünüyor. Sendikacılardan liberallere ve muhafazakarlara kadar uzanan genişlikte üye tabanı bulunmasına rağmen, Tunus’un Sesi geçtiğimiz günlerde partinin politik yönelimi konusunda yaşanan iç tartışmalar nedeniyle karışmış durumda. Partinin sol kanadı, bin Ali döneminde iktidar partisi olan ve devrimden hemen sonra kapatılan Anayasal Demokratik Birlik Partisinden (RCD) gelen üyelerdeki artışı eleştirdi. RCD’nin Eski Genel Sekreteri Muhammed Ghariani yolsuzluk suçlamaları nedeniyle tutuklu olduğu hapishaneden salıverildikten sadece haftalar sonra, Tunus’un Sesi Partisinin Lideri Baci Kayed El Sebsi’nin danışmanı olarak 2013 yazında partiye katıldı. Parti kaynakları, aslında Tunus’un Sesi’ni perde arkasından Ghariani’nin yönettiğini belirtiyor.

Baci Kayed El Sebsi cumhurbaşkanlığı için yarışırken, Ennahda cumhurbaşkanlığı seçimlerinde üzerinde uzlaşıya varılmış bir aday fikrini savunuyor. Tunus Cumhurbaşkanı’nın büyük ölçüde temsili bir rolü olacağı ve önemli kararları parlamentonun alacağı düşüncesiyle, Ennahda daha ziyade seçim kampanyasını parlamento seçimleri üzerine kuruyor. Kuvvetler ayrılığının yürütme ve yasama organlarının bu iki rakip büyük parti arasında paylaşılması Tunus’ta çok az kişiyi şaşırtır. Böylesi bir durum zaten ülkede uzun zamandır en olası sonuç olarak tartışılıyor. Ennahda Partisinin muhafazakar tabanı bu olası fiili ittifaktan rahatsız olsa da, 2013 yılında yaşanan politik krizden dersini alan parti yönetimi kaybettiği güveni tekrar kazanmak istiyor.

ENNAHDA, KONUMUNU VE ÜYESİNİ KAYBEDİYOR

Ennahda yönetimindeki hükümet koalisyonunun diğer iki partisi olan Cumhuriyetçi Kongre ve Ettakol, kamuoyu anketlerine göre iki yıldan bu yana sürekli olarak hem üyesini hem de konumunu kaybediyor. Bununla birlikte, Tunus’un siyaset sahnesine farklı aktörler çıkıyor ve ülkenin kutuplaşmış politik ortamında üçüncü bir yol sunmaya çalışıyor.
2012 yılında Cumhuriyetçi Partiye katılan ve 2013 yazında bu partiden ayrılan iş dünyası odaklı liberal bir parti olan Afek Tounes, Tunus kamuoyu içerisindeki konumunu durmadan arttırdı. Buna rağmen hâlâ geniş bir desteğe sahip olmaktan oldukça uzaklar. Komünistlerin ittifakı olan Halk Cephesi seçimlerden özellikle ülkenin güneybatısında yer alan maden bölgesinden güçlü çıkmayı bekliyor. Tunus için Birlik (UTP) koalisyonu ise Muhammed Brahmi’nin 2013 temmuzunda öldürülmesinden önce laik güçlerin çok daha büyük bir birliği durumunda iken, bugün o zamanki koalisyondan geriye kalanları içeriyor.

Tunus’un Sesi, Cumhuriyetçi Parti ve Halk Cephesinin daha geniş bir ittifakta etkilerinin azalabileceği korkusuyla seçimlere tek başlarına girmeye karar verip UTP’den çekilmelerinden sonra koalisyon içerisinde kalanlar, al-Masar (Bin Ali döneminde Attajdid ve 2011 yılında Çağdaş Demokratik Kutup olarak biliniyor) başta olmak üzere Demokratik Yurtsever İşçi Partisi ve ittifak halindeki bazı bağımsız adaylar oldu. Dürüst ve açık sözlü olması nedeniyle oldukça saygı duyulmasına rağmen, al-Masar’ın Tunusluların pek çoğundan farklı bir yaşam tarzı olan kentli elitlerin partisi gibi bir şöhrete sahip olması onun seçmenlerin çoğuna- özellikle de kıyı kentleri haricinde yaşayanlara- ulaşamamasına sebep oldu.  

GÜVENSİZLİK ORTAMINDAN FAYDA SAĞLANABİLİR

Seçimlerin en büyük bilinmezi, bin Ali’nin Demokratik Birlik Partisinin (RCD) eski üyeleri ve sempatizanları. Bu kesimler kendilerini değişik biçimlerde ve partinin kaleleri olarak bilinen çeşitli bölgelerde gösteriyorlar. Bin Ali’nin Son Dışişleri Bakanı ve Moubadara Partisi Lideri Kemal Murcan, her biri bin Ali’nin eski bakanları olan bağımsız aday Mondher Zenaidi ve Destourian Hareketi’nden  Abdürrahim Zouari ile birlikte Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yarışıyor. Dünya Bankası ekonomisti ve Tunus Merkez Bankasının eski başkanı olan, 1990’larda bakanlık yapmış fakat bugün büyük ölçüde bağımsız bir teknokrat olarak görülen Mustafa Kemal Nabli de hakeza. Tunusluların onları çağırış şekliyle bu “eski kalabalık”, birçok Tunuslunun hissettiği genel güvensizlik ortamından fayda sağlayabilirler.   

Buna ek olarak, devrimden sonra Tunus ekonomisi yeniden kendi ayakları üzerinde durma savaşı verdiği ve bölgede mevcut güvenlik tehdidi sürdüğü için eski günlere duyulan özlem büyüdü. Tunusluların bir kısmı ülkeyi rayına oturtacak güçlü bir adam temenni ediyor. Bahsi geçen politikacılar halk arasında geçmişte olduğu kadar güçlü bir tabana sahip olmasa da, iş dünyasının sıkı desteğini almaya devam ediyorlar. Bin Ali rejimini destekleyen ve bundan fayda sağlayan en önemli isimler yolsuzluk davaları ile hedef alınmış olmalarına rağmen, sistemin değişmesini engelleyen esas yapılar hâlâ varlığını sürdürüyor. Tunus işveren sınıfı sistemin değiştiğini görmeye çok az ilgi duyuyor ve hal böyle olunca hükümet içerisinde eski rejim güçlerinin kuvvetli temsili için çabalaması muhtemel görünüyor.

23 Kasım’da gerçekleşmesi beklenen cumhurbaşkanlığı seçimleri 26 Ekim’de gerçekleşecek parlamento seçimlerini gölgeliyor ve dikkatin Tunus’un geleceği için daha önemli olan yasama seçimlerinden kaymasına sebep oluyor. Bu durumla birlikte Tunus seçmeninin kafasını karıştıran parti çokluğu, parti programlarına ve Tunus’un sorunlarına odaklanılmaması ve iş çevrelerinin RCD’nin eski üyelerine yönelik muhtemel desteği belirsizliğin ve seçmen isteksizliğinin öne çıktığı bir atmosfer yaratıyor.    

*Sada Journal’dan çeviren Ferhat Sarı

ÖNCEKİ HABER

IŞİD’e saldırı yok savunma var

SONRAKİ HABER

Maltepe Belediyesi önünde direnen işçi belediyenin şikayeti üzerine gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa