24 Ekim 2014 06:00

Casillas düşerken

Real Madrid’in kalesini yıllardır koruyan Casillas’ın eldivenleri çıkarması çok yakın.

Paylaş

Bahadır Bozkurt

“Çok iyi bir oyuncu olduğu için değil, çok iyi bir insan olduğu için Casillas ile çalışmak isterdim.”
Uli Höeness, Bayern München Eski Menajeri

18 yaşından beri Real Madrid’in kalesini koruyan Casillas, hem futbolcu olarak hem insan olarak Real Madridlilerin en sevdiği isimdi. Hatta bir Barcelonalıya bile en sevdiğiniz Real Madrid oyuncusu kim diye sorsanız O’nun ismini zikreder.

ÖNCE İNSAN, SONRA KALECİ

Casillas’ı, İspanya’nın ortak paydası yapan kusursuz futbolculuğunun yanı sıra düzgün kişiliği olmuştur. Manchester City maçında futbol deyimiyle Real Madrid “what a comeback” yapsa da, maç öncesi 14 yaşında Polonyalı bir fanatiğinin ölüm haberini alan kaptan keyifsizdir uzanan mikrofonlara sadece şunu söyler;  “İyi kaleci miyim bilmiyorum ama bir zaman sonra iyi adamdır diye anılmak isterim” Iker Casillas 2012 Avrupa Şampiyonası’nda belki de son kez dünya futbolunun en iyi kalecilerinden bir tanesi olarak kupayı kaldırdı. Kupayla beraber evine dönen Casillas, 2002 sezonundan bu yana sadece 9 maçta forma giymediği Real Madrid’in tartışılmaz kaptanı iken, fırtınalı bir sezona yelken açacağından habersizdi.

KÖSTEBEK MESELESİ

2012/13 sezonu başlarken işler yolunda gitmeyince Mourinho radikal kararlarıyla Real Madrid kulübünde buz gibi bir hava estirir. Portekizli teknik adam Iker Casillas’ı ve Sergio Ramos’u yedek bırakarak yıllar sonra bir Madrid geleneğini bozmuş olur. Kaleyi daha yetenekli(!) Adan’a teslim eden Mourinho bunun bir “taktiksel karar” olduğunu belirtse de Real Madrid’e yakın çevreler ve Marca gazetesi bunun bir güç savaşı olduğunu duyurur, takımdaki bazı oyuncularla teknik adam arasında problem olduğunu ima eder. Mourinho bu savaşta tam olarak gardını alır, kalesini sezon içerisinde transfer ettiği Diego Lopez’e emanet eder. Pellegrini’yi daha çok sevdiğini söyleyen Casillas’a cevap kısa sürede Mourinho tarafından iletilir; “Ben de Diego Lopez’i daha çok seviyorum”. Antrenmanda Sergio Ramos ile tartışan Portekizli teknik adam, olayın İspanyol basınında duyulması üzerine takımda bir “hain” olduğunu ima eder. Jose için bu köstebek Iker’den başkası olamaz! Medya günlerce Ramos- Casillas vs Mourinho kavgasıyla çalkanır. Portekizli teknik adam İspanyol oyuncuların Dünya Kupası şampiyonluğu nedeniyle medya tarafından korunduğunu fakat takım içerisinde olan her şeyi sızdıran bir oyuncunun karakterinin sorgulanması gerektiğini vurgular. Casillas ve Ramos yedek kulübesine gönderilir. Olayın aktörlerinden Sergio Ramos ise olayın sadece bir taktiksel bir tartışma olduğunu ve büyütülecek bir konu olmadığını sosyal medya yoluyla duyurur. Ramos ilk onbire geri döner, Casillas yedek soyunmaya devam eder. Kötü günler geçiren Casillas’ı zor bir karar bekler; ya bu hırçın Portekizliyle mücadele edecek ya da transferini isteyerek yıllarını geçirdiği Real Madrid’den boynu bükük ayrılacaktır. Git-geller yaşayan İspanyol kaptan transferin eşiğine çok yaklaşsa da 16 yaşında bir Şampiyonlar Ligi maçıyla başlayan serüvenini Real Madrid arması altında sonlandırmaya karar verir. Basında fırtına giderek şiddetini arttırır. Eski dosyalar açılır. 2011 senesinde oynanan El Clasico’da Jose Mourinho’nun Tita Vilanova’ya yaptığı göz ameliyatı(!) gündeme gelir. Habere göre Casillas bu olaydan sonra ezeli rakibin kaptanları Xavi ve Puyol’u telefonla arayarak, Jose Mourinho’nun hareketi için özür dilediğini ve utanç duyduğunu söyler. Bu haberleri Casillas yalanlasa da teknik ekibin ve bazı arkadaşlarının gözünde takımda her şeyi basına sızdıran, ezeli rakibe koz veren bir “hainden” başka bir şey değildir. Kulübede geçirilen aylar sonunda Büyük Kaleci Casillas’ın izleri yavaş yavaş Santiago Bernabeu’nun çimlerinden silinmeye başlar.  Yaşananlara itiraz eden hem Real Madridli oyuncular, hem İspanya milli takım yıldızları Casillas’ın bu zor günlerinde milli kaleciye destek olur. Dünyanın en iyi kalecilerinden biri olan Iker’e saygı gösterilmesini isterler. Mourinho da tüm bu yaşananlar için son sözünü söyler “Ben burada olduğum sürece, Iker kalede olmayacak.”

‘JOSE GİTSİN BAŞKANIM!’

Bu huzursuz ortam ne Iker’e, ne de Jose’ye yaramıştı. 2012/13 sezonunda ezeli rakip Barcelona’yı El Clasico maçlarında durdurmanın formülünü bulsalar da,  ligi Katalan ekibinin 15 puan gerisinde ikinci olarak bitirirler. Başkan Perez kötü geçen sezonun ardından Mourinho ile yollarını ayırırken, bu ayrılığın arkasında iki kaptan Casillas ve Ramos’un ısrarlı isteği olduğu haberleri kulaktan kulağa dolaşır. Mourinho bu ayrılığı sezon sonlarına doğru hissetmiş ve İspanyol gazetecilere şöyle seslenmişti; “Ben bir gün bu kulüpten ayrılabilirim, fakat Casillas burada hep olacaktır” Takım yoluna, Teknik Adam Carlo Ancelotti ile devam edecektir. Yeni Teknik Adam Carlo Ancelotti ile beraber yeni umutlar da yeşerir. Antrenmanlarda Casillas’ın formsuzluğu Ancelotti’nin gözüne çarpar. İtalyan teknik adam zaman da kazanmak adına Casillas’ı Şampiyonlar Ligi ve Kral Kupası maçlarında oynatacağını belirtir. Konuk olarak geldikleri İstanbul’daki maçta Casillas isteksiz tavırlar sergileyip, sakatlığını bahane ederek, yerini tekrar Diego Lopez’e bırakır. Iker’in içindeki futbol oynama isteği bu kadar azalmışken, performansında da düşüş gözle görünür hale gelmiştir. Her şeye rağmen Casillas’a 2014 Dünya Kupası’nda ihtiyacı olan İspanya Milli Takımı Teknik Direktörü Del Bosque verdiği beyanlarla kaptana “hazır ol” emri verir. Casillas, Ancelotti’nin sabrı ile beraber form tutmaya başlasa da o eski güveni izleyenlere bir türlü veremez.İlk sezonunda Ancelotti ile Şampiyonlar Ligi finaline çıkan eflatun-beyazlıların rakibi, arka mahalleden Atletico Madrid olur. 2001/02 sezonunda Yıldıray Baştürklü Bayer Leverkusen’den kupayı alırken de, 2013/14 sezonunda Arda Turanlı Atletico Madrid’in hayallerini bitirirken de kalede olan isim yine Casillas’tır. Mourinho’nun son sezonunda ezeli rakip Barcelona ile fark 13 puana çıktığı sırada basın mensuplarına “Yeter ki Şampiyonlar Ligi’ni kazanalım, fark 25 puan olsa da umurumda değil” beyanını veren İspanyol file bekçisi, çok istediği kupanın finalinde yaptığı hata ile bir çuval inciri berbat eder. Atletico Madrid maçı sonuna kadar önde götürse de Casillas’ın imdadına çok sevdiği Sergio Ramos 90+2’de attığı golle yetişir. Ramos’un golünün ardından Atletico Madrid çökmüş, Real Madrid bulduğu gollerle kupaya uzanır. Casillas maç sonu Ramos’u öpücüklere boğmuş, Şampiyonlar ligi şampiyonu takımın kalecisi olarak milli takımının Dünya Kupası kafilesine katılır.

CEHENNEM AZABI; BREZİLYA 14

Dünya Kupası’nda ilk maçında İspanya, Hollanda karşısında öne geçtiğinde her şey sıradan ve bilindik ilerliyordu. Hesapları alt üst eden ise Casillas’ın üst üste yaptığı hatalardı. Hollanda son Dünya Kupası finalinde kaybettiği İspanya’nın üzerinden buldozer gibi geçerken, milli takımda hedef adam Kaptan Casillas olur. Maç sonrasında futbol efsanesi Diego Maradona, Casillas’ın artık sıradan bir kaleciden farkı olmadığını, bu takımın en zayıf halkası olduğunu televizyon kanallarında haykırır. Artık Del Bosque’den başka O’na güvenen pek kimse kalmamıştır. Şili maçında da Del Bosque’nin yüzünü kara çıkaran İspanyol eldivenin, artık yolun sonuna geldiği tüm otoriteler tarafından kabul edilir. Her şeye rağmen Süper Baba rolündeki Vicente Del Bosque kabus gibi geçen turnuva için sadece Casillas’ı suçlayamayacağını belirtir. Sadece Casillas’ın değil tüm takımın kötü bir turnuva geçirdiğini belirten İspanyol teknik adam, futbolun içerisinde böyle durumların söz konusu olabildiğini belirterek, kaptanın üzerindeki bu ağır yüke omuz verir. Futbolun en nankör yüzü ile tanışmıştır kaptan; futbolda dün yoktu, sadece bugün vardı. O sevmediği Portekizli, bunu İspanyol basınına defalarca beyan etmişti.

‘SENİ TEKRAR ZİRVEYE ÇIKARIRIM’

Öte yandan kaleci arayışlarını sürdüren Arsenal, transfer sezonunda rotasını İspanyol yıldıza yöneltir.  Türk sinemasından alışık olduğumuz “Gazinocular kralı” rolünde Arsene Wenger, sönmeye yüz tutan yıldızı tekrar zirveye çıkaracağını belirtir. Arsene Wenger’e göre takımının ona, onun da böyle bir değişikliğe ihtiyacı vardır. Real Madrid, Dünya Kupası’nda parlayan Kosta Rikalı Kaleci Keylor Navas’ı transfer ettiğinde tüm taşlar yerine oturmuş gibidir. Kendine güveni kalmayan, belki de futbol hayatında sahip olduğu tüm gücü Mourinho savaşına harcayan Casillas, Arsenal macerasına atıl(a)maz ve Madrid ekibinde kalmaya karar verir. Antrenörleri Ancelotti ve Del Bosque oyuncunun özgüvenini artırmaya çalışsa da Casillas o eski günlerine dönüş yapamaz. Bu sezon neredeyse oynadığı her maç kalesinde gol gören tecrübeli eldiven, sosyal medyada antrenman görüntüleriyle de alay konusu olur. Tüm bu olanlara rağmen Fransa 2016 için açıklanan kadroda yine 1 numaralı formayı Del Bosque’den alan Casillas, milli takımda kalan son kredisini hataları sonucu yediği golle Slovakya maçında harcar. Del Bosque pes eder, bir sonraki maçta eldivenleri David De Gea’ya teslim etse de, Ancelotti yaptığı açıklamayla oyuncusuna yine, yeniden sahip çıkar;
“Slovakya maçını izledim. Hatalı bir gol yedi, fakat bu tüm maçı kaybetmek için tek bir neden değil. Casillas’a güveniyorum. Bu sezon biz de çok gol yiyoruz, yediğimiz goller sadece onun hatası değil.”

Şüphesiz bu tavrın nedeni Casillas’a duyulan saygı, bugüne kadar verdiği emek ve taraftarların hâlâ çok sevdiği bir isim olması. Şu ana kadar kazandığı 24 kupa ile çıktığı zirveden tepetaklak düşerek inen kaptan, son yıllarda geçirdiği travmalara rağmen hâlâ Real Madrid’in kalesinde. Diğer yandan Mourinho şimdi Chelsea’de mutlu, Ramos hâlâ en yakın arkadaşı, Keylor Navas eldivenleri takmak üzere. Kale ne zaman düşer göreceğiz…

ÖNCEKİ HABER

Kocaeli Cezaevi’nde isyan

SONRAKİ HABER

İstanbul Onur Haftası Komitesine "toplumsal tereddütlü grup" gerekçesiyle ret

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa