22 Ekim 2014 06:00

Sendika üyelikleri kağıt üzerinde kalmamalı

Ülkemizin siyasi gündeminin yoğunluğu sendikamız KESK’i de doğal olarak etkilemektedir. Emek ve demokrasi mücadelesini birleştirmek gibi bir hedefi olan sendikamızın demokrasi mücadelesine müdahale etmesi kaçınılmazdır. Ancak verilen tepkilerin içeriği ve biçimi işyerlerindeki gerçeklik göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Paylaş

Eğitim Sen işyeri temsilcisi/Bahçelievler/İSTANBUL

Ülkemizin siyasi gündeminin yoğunluğu sendikamız KESK’i de doğal olarak etkilemektedir. Emek ve demokrasi mücadelesini birleştirmek gibi bir hedefi olan sendikamızın  demokrasi mücadelesine müdahale etmesi kaçınılmazdır. Ancak verilen tepkilerin içeriği ve biçimi işyerlerindeki gerçeklik göz önüne alınarak yapılmalıdır.

Sendikalar herkesin üye olabileceği örgütlerdir. İnsanlar sendikalara üye olduktan sonra sendikal faaliyetler sonucunda eğitilirler ve bilinçlenir. Yani sendikalar Mevlana tekkesi gibi herkesin üye olabileceği ama aynı zamanda değişip dönüştüğü yerlerdir. Ona rağmen sendika üyeleri arasında her zaman farklı fikirlere sahip insanlar olabilir ve sendika yönetimleri aldıkları kararlarda bu farklılıkları dikkate almalı bir parti gibi davranmamalıdırlar.

Ülkenin siyasi gündemine müdahale ederlerken emek alanında ekonomik ve özlük hakları savunmada etkisizleşme sendikaları üyelerinin bir kısmı nezdinde siyasi parti pozisyonuna sokmakta ve üyelerle sendikalar arasına mesafe girmektedir. Gerek genel merkezimizin gerekse şubelerin işyerlerine dönük günlük planlı bir aydınlatma ve örgütlenme faaliyeti olmadığı için meseleler işyeri temsilcilerinin inisiyatifine kalmakta bu da birçok işyerinde sendikal örgütlülüğün zayıflamasına yol açmaktadır. Bu da birçok konuda lehimize olabilecek emekçileri sermaye cephesinde birleştirebilecek durumlarda dahi sendikal örgütlülüğümüze darbe vurmaktadır.

Son olarak Kobanê için yapılan  grev bu konuda özellikle değerlendirilmelidir. Neredeyse tüm sendikaların hükümetin arkasında savaş düzeni aldığı dönemde KESK’in Kobanê için mücadele çağrısı hepimizin beklentisiydi. Ama başta genel merkezler olmak üzere şubelerin ve işyeri temsilciliklerinin neredeyse 1 aydır süren kuşatmayla ilgili işyerlerine dair tek laf etmemesi sistemli bir aydınlatma ve örgütleme çalışması yapmamasından dolayı sadece 1 gün öncesinden yapılan grev çağrısı (Eğitim Sen’in 2 günlük grev kararı da ayrıca açıklanmaya muhtaçtır) maalesef işyerlerinde hayat bulmamıştır. Grev sonucunda Kobanê’ye anlamlı bir destek sağlanamadığı gibi okullardaki üyelerimiz arasında bile yarılmalar yaşanmıştır. Altyapısı oluşturulmayan radikal çağrılar sadece aktivistleri mutlu etmekte ama üyelerin genelinin katılmadığı zayıf eylemlerle sonuçlanmaktadır.

Yıllardır yaşadığımız benzer sorunları aşmak için sendikamızın genel merkezlerinden işyerlerine kadar  bütün kademeleriyle bir mücadele programına sahip olması ve işyerlerinde günlük çalışmayı hedefine koyması ve hayata geçirmeye çalışması olmazsa olmazdır. Sendika üyeliklerini kağıt üzerinde kalmamalı üyeler her gün yeniden sermayenin yalanlarına karşı yeniden yeniden örgütlenmelidir. Yoksa üyelerin bilinç ve örgütlülük (Üye yapmak örgütlemek anlamına gelmez) düzeyleri dikkate alınmadan yapılan eylem çağrıları sendikayı zayıflatmaktan öte bir anlam ifade etmiyor.

ÖNCEKİ HABER

Gökçek mahkeme kararlarına uymayarak zarar veriyor

SONRAKİ HABER

Yozgat’ta sağanak sonucu sel meydana geldi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa