21 Ekim 2014 06:00

Afrikalılar Amerika'ya nasıl uygarlık getirdi?

Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfetmediği akademisyenler arasında ortak bir kanı oldu. Öyle ya halihazırda orada bulunan, kültürü ile mamur bir kıta ve halkı keşfetmek zaten olmayacak bir şey. Kolomb, Amerika sahillerinden insanlar onu izlerken Amerika’yı nasıl keşfetmiş olabilir ki...

Paylaş

Garikai CHENGU

Pazartesi günü (her yıl ekim ayının ikinci pazartesi günü) ABD’de devlet daireleri, iş yerleri ve bankalarda hayat, Kolomb Günü kutlamaları nedeniyle neredeyse tamamen durur. Okullarda ve ülkenin her yerinde küçük çocuklara İtalyan asıllı kahraman bir gezginin Amerika’yı keşfettiği öğretilir; bu günü kutlamak için çeşitli etkinlikler ve gösteriler yapılır.

Artık Kristof Kolomb’un Amerika’yı keşfetmediği akademisyenler arasında ortak bir kanı oldu. Öyle ya halihazırda orada bulunan, kültürü ile mamur bir kıta ve halkı keşfetmek zaten olmayacak bir şey. Kolomb, Amerika sahillerinden insanlar onu izlerken Amerika’yı nasıl keşfetmiş olabilir ki...

MISIR DA AMERİKAYI KEŞFETMİŞTİ

Genel kanının aksine Afro-Amerikan tarihi, Yeni Dünya’daki kölelik ile başlamadı. Afrikalıların Kolomb’dan binlerce yıl önce ve aslında MÖ, her geçen gün, Atlantik’i geçerek Amerika’lara seyahat ettiklerini gösteren çok sayıda kanıt ortaya çıkmaktadır. Büyük Antik Mısır ve Batı Afrika uygarlıkları Amerikalara seyahat ettiler; oralara matematik, yazı, karmaşık bir takvim, piramit inşa sanatı, siyasal sistemler ve dini pratikler götürerek ilk Amerikan uygarlığına son derece katkıda bulundular. 

ATLANTİK’İ İLKEL BOTLARLA GEÇMİŞLER

Afrikalı gezginlerin uçsuz bucaksız Atlantik’i ilkel botlarla geçmiş olması, olası görünmeyebilir ya da inanması güç gelebilir; ancak yapılan çok sayıda başarılı modern girişimler, uçsuz bucaksız okyanusun, küreksiz, dümensiz ya da kayık dahil antik Afrika botlarıyla bir kaç hafta içinde kesinlikle geçilebileceğini göstermiştir. Bunlar göz önüne alındığında bu tür deniz başarılarının göründükleri kadar ürkütücü olmadıkları görülür. 

Zamanla “Avrupa keşif çağı”ından uzaklaşıp bir ırkçı aydın ön yargısı devrini geride bırakıyoruz ve tarihçiler sanılanın aksine Afrikalıların Avrupalılardan çok önce usta denizciler olduklarını kabul etmeye başlıyorlar.

Elbette ki bazı Batılı tarihçiler bu gerçeği hâlâ reddetmekte; çünkü hâlâ bilinçli ya da bilinçsiz denizde seyrin bir Avrupa tekeli olduğu 19. yy fikrine tutunuyorlar.

Yine de tarih size denizde seyrin mükemmel bir Avrupa başarısı olduğunu söyleyecektir; Avrupalıların müthiş gurur duyduğu yegane uğraş. Denizde seyir Avrupalılara dünyayı fethetme şansı verdi. Kara Afrikalıların Atlantik Okyanusu’nun azgın sularına cesurca karşı durdukları ve Yeni Dünya’nın Avrupalılarını yenmiş oldukları düşüncesi, denizler üzerindeki tarihsel beyaz mülkiyeti algısını tehdit ediyor. 

Antik Meksika dendiğinde, akla gelen ilk uygarlıklar İnkalar, Aztekler ve Mayalardır; ancak 1940’ların başında arkeologlar, Amerikalardaki diğer gelişmiş uygarlıklardan daha önce kurulmuş olan MÖ 1200 yılına ait ve Olmekler olarak bilinen bir uygarlığı daha ortaya çıkardılar. 

ANA KÜLTÜRÜNDE OLMEK UYGARLIĞI

Afrika kökenli ve Afrikalıların egemenliği altında olan Olmek uygarlığı, Orta Amerika’da ve Meksika ana kültüründe ilk önemli uygarlıktı.

Olmekler, belki de en iyi, Orta Meksika’da bulunan, açıkça Afrikalı bir zenci kafası şeklinde,  oymalı devasa kafalarla tanınır. Antik Afrika Tarihçisi Prof. Van Sertima, Olmeklerin, yazılı dili, karmaşık astronomiyi, sanatı ve matematiği kullanan ve Meksika’da ilk kentleri kuran -ki bunların tümü Mayaları ve Amerikalardaki daha sonraki uygarlıkları ciddi ölçüde etkilemiştir- ilk Orta Amerika uygarlığı olduğunu örneklerle açıklıyor. Yine, “ Sonraki tüm uygarlıkların (Meksika ve Orta Amerika’daki) önünde sonunda Olmek soyuna dayandığı konusunda en ufak kuşku yok.”  diyor, Meksika tarihi konusunda önde gelen tarihçilerden Michael Coe.

Afrikalılar, Olmek İmparatorluğunun yükselişinde ve Kara Mısır kültürünün Afrika’da yükselişe geçtiği dönemde Afrika etkisinin en yüksek noktaya ulaşmasında şüphesiz çapraşık bir rol oynadılar. 

Yenilerde yapılan arkeolojik kazılarda, Antik Mısır mumyalarında Amerika’ya özgü uyuşturucu madde bulundu. Bu da modern tarihçileri hayrete düşüren Afrikalıların Kolomb öncesi trans-Atlantik seyahatlerinin açık bir kanıtıdır. Alman Toksikolog (zehir bilimci) Svetla Balabanova antik Mısır mumyalarında kokain ve nikotin bulgularına rastlandığını bildirdi. Bu maddelerin yalnızca Amerika’daki bitkilerden elde edildiği bilinir. Erythroxylon koka bitkisinden Güney Amerika kokaini ve Nicotiana tabacum bitkisinden Güney Amerika nikotini elde edilir. Bu tür bileşenler, Antik Mısır kültürüne, yalnızca Amerikalılarla yapılan ticaret yoluyla dahil olmuş olabilir. 

Profesör Everett Borders, ilk Amerikan piramitlerinin yapılışına dair Afrika varlığına ilişkin bir diğer oldukça önemli bir bulgudan söz ediyor. Piramit inşası oldukça özeldir; uzmanlık ister. Antik Mısır, orijinal basamaklı, adım adım Djosser piramidinden başladı ve bunu Giza’da daha karmaşık bir yapıyla bitirdi. Öte yandan Meksika’daki La Venta’da Olmekler tam bir bitmiş piramit yaptılar; ancak bu piramitte yenilikçi, giderek geliştirildiğine dair bir işaret yoktu. Olmek ve Mısır piramitleri aynı kuzey-güney ekseni üzerine yerleştirilmiş olup yapılış yöntemi çarpıcı bir biçimde benzerlik gösteriyordu. Yine bu piramitlerin hepsi, lahit ve tapınak şeklinde kullanılmak üzere aynı çift işlevi görüyordu.

Botanik, din ve piramit yapımında rastlanan antik trans-Atlantik benzerlikler, antik Amerika’da Afrika etkisinin kanıtlarının bir kısmını oluşturmaktadır. Diğer göstergeler, astronomi, sanat, yazı sistemleri, bitki örtüsü (flora) ve hayvanat (fauna) konularını kapsamaktadır.

Tarihsel olarak Afrika halkı dünyada olağanüstü kaşifler ve kültür sağlayıcıları olmuşlardır. Tüm bu seyahatler boyunca Afrikalı gezginlerin, karşılaştıkları halklara karşı yaptıkları yıkıcı savaş öykülerine rastlanmamaktadır. Görkemli bir geleceğe sahip olan Afrika’ya yönelik en büyük tehdit, halkının onun görkemli geçmişi konusundaki cehaletidir.

Amerikalar’daki Kolomb öncesi uygarlığın temeli Afrikalılarca atıldı ve Yerli Amerikalıların yaratıcılığı ile geliştirildi. Oysa Kolomb sonrası Amerika, yerli halkın soykırımı üzerine kuruldu, Afrikalı kölelerin sırtında inşa edildi ve şu anda da hem ülke içinde hem ülke dışında işçileri sömürerek yoluna devam ediyor.

Açıkçası Afrikalılar, Avrupalılar Amerika’yı keşfetmeden ve Avrupalılar Afrika’yı uygarlaştırdıklarını iddia etmeden çok daha önce Amerika’nın uygarlaşmasına yardımcı oldu. Bu konuda giderek çoğalan kanıtlar görmezden gelinemeyecek kadar çok. Artık, eğitim politikalarını yapanların, okullarının müfredatlarını, Amerika’nın Kolomb öncesi tarihine uygun yeniden gözden geçirmelerinin zamanıdır.

DİNLER ARASI BENZERLİKLER

İLK Amerika ve Afrika dinleri arasındaki benzerlikler de kültürler arası iletişimin varlığının önemli göstergeleridir. Mayalar, Aztekler ve İnkaların tanrıları zenciydi; eldeki kara derili tanrı portreleri tartışmasız kanıtlardır. Örneğin, antik Quetzalcoatl portreleri, bir mesih yılan tanrısı ve Savaş Tanrısı Ek-ahua, kara derili zenci ve kıvırcık saçlıdır. Yerli Amerikalılar Afrikalı olduğu bilinen bu imgeleri daha önce hiç görmediyseler neden onlara tapınıyorlar? Juxtlahuaca’daki çok sayıda mağara resimleri, ünlü antik Mısır “ağız açılması” ve çapraz libasyon (İçilen içkilerin bir kısmının tanrıların şerefine yere dökülmesi) törenlerini betimler. Bütün bu dini benzerliklerin sayısı o kadar fazla ve o kadar sık karşımıza çıkıyor ki bunlara rastlantı demek olanaksız.

KARA DERİLİ İNSANLARIN MIZRAK TİCARETİ

Amerika’da Kolomb’dan önce Afrika varlığının olduğunun en güçlü kanıtı, bizzat Kolomb’un kendi kalemidir. Harward Üniversitesinden ünlü Tarihçi ve Dil Bilimci Leo Weiner, 1920 yılında yazdığı kitabında, -Afrika ve Amerika’nın keşfi- Kolomb’un seyahat günlüğüne, Yerli Amerikalıların “Kara derili insanların altın-uçlu mızrak ticareti için güney-doğudan botlarla gelmiş olduklarını” onayladıklarını yazdığını belirtiyor.

Afrikalıların Amerika’ya seyahat etmiş ve yerleşmiş olmasının belgelenmiş ilk örneklerinden biri, MÖ 1292’de 19. hanedanlığı sırasında, Kral III. Ramses’in önderliğindeki kara Mısırlılardı. Aslında MÖ 445’de Yunanlı Tarihçi Herodot, Antik Mısır firavunlarının büyük denizcilik ve seyir becerilerine ilişkin yazılar yazdı. Yine bu konuda Dr. Imhotep tarafından işaret edilen ve Avrupa-merkezci arkeologlarca büyük oranda görmezden gelinen diğer somut bir kanıt “doğu sahilindeki Algonquin yazılarından Büyük Kanyon’daki sanat eserleri ve Mısır yer isimlerine kadar Kuzey Amerika’da bulunan Mısır sanat eserleri”dir. 

Yeni Dünya’ya diğer bir önemli Afrika keşif dalgası, MS 1311’de, Kutsal Roma İmparatorluğu’ndan daha büyük bir imparatorluk olan 14 yy. Mali İmparatorluğunun başında bulunan Kral II Abubakari tarafından gerçekleştirildi. Kral, 200 gemi dolusu adam, 200 gemi ticari eşya, gıda, hayvan, giysi ve Afrikalılara ait oldukça önemli astronomi, din ve sanat bilgisi gönderdi.

*globalresearch.ca’dan çeviren: Hilal Ünlü

ÖNCEKİ HABER

Say say, sansür bitmiyor!

SONRAKİ HABER

Bir mülteci kadının bitmeyen mücadelesi

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa