20 Ekim 2014 16:06

'Yaşam koridoru açılsın, kurullar çalışmaya başlasın'

Halkların Demokratik Kongresi tarafından 18-19 Ekim tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen 2. Demokrasi ve Barış Konferansının sonuç bildirgesi açıklandı.

Paylaş

Halkların Demokratik Kongresi tarafından 18-19 Ekim tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen 2. Demokrasi ve Barış Konferansının sonuç bildirgesi açıklandı. Kobanê’de yaşananlardan dolayı konferansının önemli bir dönemde yapıldığına dikkat çekilen bildirgede, “tampon bölge” arayışlarına son verilmesi, acilen yaşam koridoru açılması, çözüm süreci içinde en kısa sürede sekreterya, müzakere ve izleme kurullarının çalışmaya başlaması gerektiği belirtildi.

Ayrıca konferanstan, 3. konferansa kadar bütün taraf ve güçleri bir araya getirecek bir ‘Ortadoğu Barış Konferansı’ düzenleme sorumluluğu üstelendiği kararı da çıktı.

YAŞAM KORİDORU AÇILSIN

“Rojava’ya ve Kobanê’ye yaşam koridoru açılması ve bu halk egemenliği odağının dünyadan tecrit edilmesi politikalarına karşı koyulması en önemli mücadele konularımız arasındadır” denilen bildirgede,  Rojava’daki halklarının, yönetimlerinin ve statülerinin hem uluslararası toplum hem de Türkiye tarafından tanınmasının, diplomatik ilişki kurulmasının güncel talepleri olduğu belirtildi. Ankara’nın, savaş ve çatışma arayışından başka bir anlam taşımayan, Rojava ve Suriye’de rejim değişikliği hedefine yönelik “Tampon Bölge” arayışlarına son verilmesi de istendi.

Şengal ve Ninova’da yaşananların, Rojava’da üç yıldır süregiden soykırım tehlikesinin gerçekleşmiş hali olduğunun belirtildiği bildirgede, “Şengal ve Ninova soykırımlarına yönelik uluslararası ceza mekanizmalarının harekete geçirilmesi, soykırım icracısı ve destekçisi ülke ve grupların yargılanması yönündeki çaba göstermek öncelikli hedeflerimiz arasındadır” denildi. Bildirgede, hükümetin, IŞİD’in Kobanê işgaline karşı halk protestolarında onlarca cana mal olan olağanüstü şiddet uyguladığı belirtilirken, ‘Güvenlik Yasası’ tasarısının kolluğu halka karşı hiçbir yasanın sınırlanmadığı bir şiddet ile donatma girişiminden başka bir şey olmadığı vurgulandı. Açıklamada, “Konferansımız AKP iktidarını bu uygulamalardan dönmeye ve yargı paketine ilişkin hazırlıklarını geri çekmeye davet eder” denildi.

Bildirgede, Meclis, yargı, üniversite, Türkiye’nin üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar harekete geçmeye, halk da haklarına sahip çıkmaya çağırıldı.

Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan, Arap, Êzidi, Süryani, Kürt, Türkmenlere de değinilen bildirgede, göçmenlerin uluslararası ve ulusal yasalardan kaynaklanan bütün hak ve özgürlüklerinin tanıması istendi.

‘ÇÖZÜM SÜRECİ’

Çözüm sürecinin de yer aldığı sonuç bildirgesinde “Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözüm sürecinde hükümetin üzerine düşen sorumluluğun gereği olan adımları atmadığını tespit eder” denildi. Bildirgede, çözüm ve barış sürecinin sağlıklı yürüyebilmesinin koşullarından birinin, devlet ile Kürt halkının ve özgürlük mücadelesinin önderi Abdullah Öcalan arasındaki diyaloğun kapsamlı bir müzakereyle devam etmesi olduğunun altı çizildi. Bildirgede, “Öcalan’ın baş müzakereci olarak çalışmalarını yürütebileceği maddi koşullara kavuşturulması; yerel ve uluslararası medya ile kısıtsız görüşme imkanlarının sağlanması; toplum temsilcileri ve uzmanlarla çözüme temel teşkil eden konuları değerlendirerek düşünce alışverişinde bulunmasına olanak yaratılması; bu bağlamda en kısa sürede sekreterya, müzakere ve izleme kurullarının çalışmaya başlamasının gerekliliğini vurgular” denildi. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Yolsuzluk siyah çelenkle protesto edildi

SONRAKİ HABER

10 Ekim Ankara Katliamı davası kitabı "Duymak Zorundasınız" Eskişehir'de tanıtıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa