20 Ekim 2014 06:00

Kuzey ve Güney Yemen’e doğru mu?

Yemen’de iç siyasi çatışmalar sürüyor. Başkent Sana’da Husilerin önderliğinde gerçekleşen kitlesel eylemlerin ardından geçtiğimiz ayın sonlarında istifa eden hükümetin yerine yeni hükümeti kurma konusunda Halid Baha’nın görevlendirilmesi üzerine bir anlaşmaya varılsa da olaylar durulmuş değil.

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

Yemen’de iç siyasi çatışmalar sürüyor. Başkent Sana’da Husilerin önderliğinde gerçekleşen kitlesel eylemlerin ardından geçtiğimiz ayın sonlarında istifa eden hükümetin yerine yeni hükümeti kurma konusunda Halid Baha’nın görevlendirilmesi üzerine bir anlaşmaya varılsa da olaylar durulmuş değil.

Çatışmalar hız kesmeden devam ederken ülkenin hızla bir parçalanmaya doğru ilerlediği yorumları yapılıyor. Husilerin, Kuzeydeki egemenliklerinin ardından güneye doğru ilerlemesi İran’ın bölgedeki gücünün artışı olarak değerlendiriliyor. Nitekim Lübnan’da yayınlanan The Daily Star gazetesi başyazısında; Husilerin, iki büyük havaalanı, iki Kızıl Deniz limanı, çok fazla tarımsal üretim ve birçok silah deposu bulunan Hadida’yı alarak güneye doğru ilerlediklerine dikkat çekti. Bu gelişmenin, İran’ın bir nükleer bomba edinme sürecinin olup olmadığı yönündeki devam eden sorunun anlamını yitireceği ve emrinde olacak böylesi bir güçle İran’ın küresel petrol piyasasına egemen olacağı yorumunu yaptı.
Middle East de, Husilerin Sünni belgelerinde sert bir direnişle karşılaştığını ve devam eden çatışmalarda en az 16 kişinin yaşamını yitirdiğini yazdı. Geçtiğimiz hafta içinde de başkent Sana’da intihar bombaları patlamış 30’dan fazla kişi yaşamını yitirmişti. Bunun üzerine El Kaide’nin Şii-Sünni çatışması yaratmaya çalıştığı yorumları yapılıyor.

BÖLÜNME ENDİŞESİ

Yemen’deki son gelişmeleri değerlendiren Şark el awsat yazarı Abdurrahman Raşid, Güney Yemen’de devlet kurumlarının çökmesi nedeniyle ayrılığın daha yakın gözüktüğünü yazdı. The Daily Star, Yemen’deki olayların bölge ve dünya için başka yerlerde olanlardan çok daha fazla zarar verebileceğine dikkat çekiyor.


YEMEN AYRILMANIN EŞİĞİNDE

Abdurrahman RAŞİD
Şark al awsat

Bu hafta özellikle  Aden ve Hadramut bölgelerinde; Güney Yemen’in Yemen Cumhuriyetinden ayrılmasını talep eden taban hareketi, siyasi ve askeri eylemler yükseldi. Güney Yemen, daha önce olmadığı kadar bağımsız bir devlet olmaya yakın.
Yemen’de birlik ve ayrılık meselesi bölgedeki herkesi ilgilendiriyor. En başta da ciddi bir endişe içerisinde olan en büyük komşu Suudi Arabistan’ı. Hemen hatırlatalım; Kuzey Yemen ve Güney Yemen birleştiklerinde, iki halktanda onay almışlardı. Lakin bu birleşme sosyal ve toplumsal bir sonuç vermedi. Güneyde komünist güçler arasında iktidar kavgasına yol açtı. Bir önceki başkan Ali Abdullah Salih, fırsatı değerlendirerek iktidarı kaybeden Salim Bayda’ya çağrı yaptı. İkisi arasında 1989 yılında anlaşma imzalandı. Salih iki ülkede tüm gücün tek hâkimi oldu. Vaat edilen ortak çıkarlar gerçekleşmedi. Güney Kuzeyin üzerinde bir yük haline gelirken bir yanda da Güney ihmal edildi. Salih tek başına büyük bir ülkeye hükmederek tek kazanan oldu.

BİRLEŞİK YEMEN ARABİSTAN’IN ÇIKARINA

Birlik öncesi Suudi Arabistan içişleri bakanı Emir Naif Bin Abdel Aziz ile oturdum. Abdel Aziz Suudi Arabistan-Yemen ortak komitesinin başındaydı. Ali Salih’in Medyasındaki Arabistan’ın birliğe karşı olduğu ve birliğin Arabistan için risk oluşturduğu yönündeki fikirlerini sordum. Sohbette ilişkilerin doğası ve 50’lerden bu yana tarihsel ilişkiler ile ilgili önemli bir özet verdi. Suudi Arabistan için birleşik bir Yemen’in daha iyi olacağını söyledi. Abdel Aziz, “Biz Sana ve Aden’de iki hükümetle ilişkili olmaktan muzdaripiz. Özellikle iki yarı arasında gerginlikler oluştuğunda bir hükümeti razı eden şey öbür hükümeti kızdırıyor. Her biri Arabistan’ın düşmanları ile müttefike dönüştü. Soğuk savaş döneminde kuzeydeki devrimciler, Nasırcılarla ittifak ettiler. Daha sonra Güney Sovyetlerle ittifak etti. Bizim için birleşik bir ülkede tek hükümet ile ilişki içinde olmak daha kolay” dedi.

SALİH’İN ARABİSTAN KARŞITI POLİTİKASI

Lakin Suudi Arabistan, hakikaten birleşik Yemen’den siyaseten acı çekti. Üç Suudi kralı boyunca hükmeden Eski başkan Salih bilinmektedir ki, kendi şahsi iktidarını kemikleştiren buna karşılık Yemen’e ve Yemen halkına zarar veren bir siyaset izledi. Irak’ın eski lideri Saddam Hüseyin’in Kuveyt’i işgal ettiğinde Suudi Arabistan’a karşı onun yanında yer aldı.  Yıllarca Suudi Arabistan ile ihtilaf yaşayan Katarlılarla müttefik oldu. Libya lideri Kaddafi’nin Yemen kabilelerini Suudi Arabistan’a karşı yönlendirmesine izin verdi. Son olarak Salih kendisi Husileri icat etti. Sonra Husileri tehlikeli dini ve siyasi bir topluluğa evirdi. Onlar esas olarak bir kabilenin dallarıydı. Dini eğitim ve komşusu Suudi Arabistan’a ve rakip Güney Yemen kabilelerine karşı silahlandırılmaları için İran’a bir grup gönderdi. Sürekli değişen dengeler nedeni ile kendi kontrolünde tuttu.

AYRILIK DAHA YAKIN

Bu gün gelişmeler kritik bir soruyu sormayı gerektiriyor; Suudilere değil özellikle kuzeylisi ve güneylisi ile Yemenlilere sormak gerekiyor; ayrılma çözüm mü?
Kişisel görüşüme göre ayrılık iki yarımın arasındaki sorunları attırır. Çünkü rekabeti çözecek ve savaşı durduracak egemen olan bir güç yoktur. Yemenliler tarafından kabul edilebilecek bir seçim sistemi de bulunmamaktadır. Ayrılık iki tarafta da kaosu artıracaktır. Ama Güney Yemen’de devlet kurumlarının çökmesi nedeniyle ayrılık daha yakın gözüküyor.

ÇATIŞAN ÜÇ GÜÇ

Merkezi hükümetin zayıflığı nedeniyle bu gün Kuzey korkunç bir siyasi boşluk yaşamaktadır. Üç ana güç iktidar için çatışmaktadır. Azledilen Salih’in taraftarları iktidara gelmek için hala fitne ve satın alma ile siyaseti tahrip etmeye devam ediyorlar. Diğer tarafta milisleri devletin organlarını ele geçiren ve İran ile irtibat içinde bulunan Husiler bulunmaktadır. Üçüncü olarak güvenlik konseyi ve körfez ülkeleri tarafından tanınan hasta yatağı üzerinde oturan hükümeti ile devlet ekibi bulunmaktadır.  Var olan hükümetin vefatının ilanı durumda veya öldüğünün ilan edilmediği önümüzdeki birkaç ayda, kaçınılmaz olarak birleşik Yemen’in sonu gözükmektedir. Güneylilerin devletlerini ilan etmelerinden sonra Yemen’in yeni tarihi başlayacaktır. Muhtemel iç çatışmalar artış göstermeden ve dış müdahaleler başlamadan ayrılma daha tercih edilen bir durumdur. Bu durumun kurbanı daima fikri sorulmayan Yemenliler olacaktır.


İRAN’IN TEHLİKELİ OYUNU

Amir Taheri / Aşşark El Avsat

Savaşın parçaladığı ülke hakkında NATO için bir rapor üzerinde çalışan Avrupalı bir diplomat, “Yemen sade ve basittir. Suudiler Yemenlileri besler, İranlılar da onları silahlandırır. Durum böyle olunca Yemenlilere birbiriyle kavga etmek dışında ne kalır?” dedi.
Bugün Yemen bir insanlık trajedisinin kenarında duruyor. Fiilen en az dört bölgeye ayrılmıştır; birincisi, en büyük silahlı grup Husilerin olduğu kuzey; ikincisi, silahların çoğuna sahip olan ayrılıkçı el Hirak hareketinin bulunduğu Aden ve güney kısmı; üçüncüsü, sağa sola saldıran el Kaide bağlantılı cihatçıların bulunduğu Hadramut; ve son olarak aşiret şeflerinin hâlâ bazı yetkileri kullandığı izole birkaç bölge. Yemen, hemen hemen büyün tıbbi ihtiyaçları ve gıdasının yüzde 90’ı dış yardıma bağımlı bir ülkedir. İhtiyaç duyulan şey toptan sistematik bir çöküş trajedisine karşı nefes odası oluşturmak için acil çaba sarf edilmesidir. Birleşmiş Milletler, ilgili tüm taraflara ateşe daha fazla benzin dökülmesini durdurmak için çağrı yapılmasına önayak olmalıdır. Yemen hiç kimsenin fino köpeği olmayabilir ama aç bir kurda dönüşecek olursa birçoklarını ısırabilir.


SUUDİ ARABİSTAN’DA İÇ KARIŞIKLIĞA DOĞRU

Abdulbari ATWAN
Rai al yavm


Krizler Suudi Arabistan’ı dört bir taraftan kuşatmış durumda. Güneyde Yemen şehirlerinin önlerinde bir  bir düştüğü Husiler var. Karşısında 50 devletin koalisyon kurduğu IŞİD, Mekke’yi almadan hilafetinin tamamlanmayacağını ilan etti. doğuda İran ile kötüleşen anlaşmazlıklar var. Diğer yandan Mısırda ihvanı ve Libya’daki sonuçlarını unutmayalım.  Lakin içerde küçük olarak başlayan kriz bazılarına göre daha büyük riskler taşıyor. İçerdeki kriz hafife alınmamalıdır çünkü büyümeye ve içerdeki dengeleri değiştirmeye adaydır.
Geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan sessizlik duvarlarını kıran iki olay yaşadı. Ve dikkatleri içerdeki olaylara çevirdi.
İlki Sünni bir karakterde. Abdul Aziz el Reşid adlı gencin içinde ulusal muhafızları eğiten bir şirkette görevli iki Amerikalının bulunduğu bir arabaya açtığı ateş ile temsil ediliyor. Açılan ateş sonucu Amerikalılardan biri öldü diğeri yaralandı.
Gencin Amerikan vatandaşı olduğu yönünde spekülasyonlar var. Sahip olduğu bu kimlik onun dini siyaset nedeniyle bu eylemi gerçekleştirmeye daha yakın kılıyor.İkinci olay ise Suudi Arabistan ceza mahkemesinin Şii vaiz Namr el Namr ile ilgili verdiği idam kararı ile alakalı.Karar, Kraliyet ’in emirlerinin dışına çıkma, mezhepsel fitne, iktidara karşı liderlik ve güvenlik güçlerine karşı silah taşıma, Bahreyn’den Suudi askerlerinin çekilmesini talep etme, Çoğunluğu Şii olan doğu bölgesinin ilhak edildiği ithamı gibi gerekçelerle verildi.


HUSİLERİN İLERLEYİŞİ

The Daily Star
Başyazı


Ülkenin kuzeyinde Şii isyancı bir grup olan Yemen’in Husileri, Eylül ayı sonlarında başkent Sana’nın kontrolünü ele geçirdiler ve şimdi Kızıl Deniz liman kenti Hadida’yı alarak ve il binasını kuşatarak güneye ilerliyorlar.
Hadida Valiliğinde iki büyük havaalanı, iki Kızıl Deniz limanı, çok fazla tarımsal üretim ve birçok silah deposu bulunuyor. İran’dan kaçak silah aldıkları yönünde söylentiler olan Husiler şimdi kendi erişimlerini sağladılar.
Husiler (İranlı uzantıları ile), bir kez Bab el Mandeb limanını ele geçirdiklerinde Hürmüz Boğazı ile birlikte her gün dünya petrolünün yüzde 40’ının geçtiği bir limanı kontrol edecekler.
Böylece İran’ın bir nükleer bomba edinme sürecinin olup olmadığı yönünde devam eden soru anlamını yitirir. Emrinde olacak böylesi bir güçle İran, küresel petrol piyasasına egemen olacak.
Biz şimdi muhtemel görünen endişe verici sonuçlar yaratacak bir durumla karşı karşıyayız. Yemen’in küçük devletçikler şeklinde bölünmesi ve iç kargaşaya sürüklenmesi.
Ve yine uluslararası toplum Husilerin görünüşte bu durdurulamaz ilerleyişi karşısında sessiz kalmıştır. Amerikan İnsansız Hava Uçakları ülkenin başka yerlerinde el Kaide unsurları üzerinde odaklanmaya devam ediyor. Yemen’deki olaylar bölge ve dünya için başka yerlerde olanlardan çok daha fazla zarar verebilir.

ÖNCEKİ HABER

İspanyol hemşire Ebola\'yı yendi

SONRAKİ HABER

Filistin’den ABD çalıştayına karşı boykot çağrısı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa