19 Ekim 2014 09:37

Dayanışma yetmez, ortak olmalıyız!

Suruç’ta gördüklerimiz, yaşadıklarımız, ortak olduklarımızın en kısa özetidir. Savaş bitsin, bir lokmayı evimizde yiyelim.

Paylaş

Öznur OĞUZ

Suruç’ta gördüklerimiz, yaşadıklarımız, ortak olduklarımızın en kısa özetidir.

Savaş bitsin, bir lokmayı evimizde yiyelim.

Buradaki cenneti yaşamaktansa evimizdeki cehennemi yaşamayı tercih ederiz. Biz toprağımızı istiyoruz. Toprak taş yemeye razıyız. Kimseye yük olmak istemiyoruz. Köyümüzde toprağımız, hayvanımız araç gerecimiz vardı. Ailelerimiz Kobanê’de kaldı. Akrabalarımızın bir kısmı spor salonunda tutuluyor. Bir an önce dönmek istiyoruz. Çoluk çocuk ortalıkta ağlıyor. Allah insanlarımızdan razı olsun. Çok yardımcı oluyorlar. Devletten hiçbir şey görmedik, ihanet dışında!

Emine Şehali anne, Naile Bozan anne, Fatma Vali anne böyle söylüyorlar. Suruç Belediyesi binasının altındaki, şahsa ait bir depoda yaşıyorlar. Yaşamak denirse!
Emine anne üzerinde oturduğu battaniyeyi, poşetinden çıkarılmamış yastığı, katlanmış giysilerini göstererek; işte şimdi evimiz burası diyor.

ROJAVA, KOBANÊ, ARİN MİRXAN

Onbinler adlarıyla gelmişler çadır kentlere... Rojava, Kobanê çadır kentleri kurulmuş önce. İŞID çetelerini bedeniyle yok eden kadın militan Arin Mirxan kucaklamaya hazırlanıyor 5000 Kürdü. Gönüllüler çalışıyor, belediye çalışıyor, yurtdışından gelenler çalışıyor yeni çadır kenti kurmak için. Devletin görevini üstlenmiş belediyelerin, halkların yardımlarıyla yaşama tutunuyorlar. Çıplak ayaklıların, salgın hastalıklara direnemeyen bedenlerin, ikizlerini burada doğuran gebe kadınların damsız evleri çadır kentler. Kışa hazırlanıyorlar şimdi, üzerlerine birer battaniye fazla örtülecek birkaç gün içinde.

BİR İNSAN BİR GÜNDE KAÇ TON YÜK TAŞIR?

Kaç tır boşaltılır bir günde? On binlerce insanın ihtiyaçları her gün nasıl tespit edilir? Kayıtlar nasıl bu kadar düzgün tutulur? İki gün için yardıma gelen niye 1 ay kalır? Tüm yardımların toplandığı, tasnif edildiği, dağıtımının planlandığı depo olan Suruç Belediyesi Garajı’nın gönüllü çalışanları bu soruların yanıtlarını veriyorlar:

Baran, İzmir’den gelmiş: 10 gündür gündüzleri depoda, akşamları sınır köylerinde çalışıyorum. Çok iş var, buraya fotoğraf çektirmeye değil, çalışmaya gelmeli herkes. Depoda Trabzonlu da var, İstanbullu da var, Egeli de... insan emeğine ihtiyacımız var.

Yunus, Suruçlu, öğrenci: Tüm Türkiye halklarına ihtiyacımız var. Daha fazla gönüllü olması, yardımların daha hızlı ulaşmasını sağlayacak.

Önder, inşaat işçisi, Kuşadası’ndan gelmiş: Buraya gelmek isteyenler belediyeyle irtibata geçsinler. Belediye onları yönlendiriyor. Ben normalde planladığım tarihten iki gün önceye çektim biletimi, dayanamadım, geldim. Depoda çalışıyorum, herkese yardımlaşma çağrısı yapıyorum.

ÖNCEKİ HABER

Gözümüzü mal bürümüş!

SONRAKİ HABER

Uluslararası İstanbul Opera Festivali 2 Temmuz’da başlıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa