19 Ekim 2014 09:19

Yalan

Yalan, Umut, OksimoronDin, ahlak ve hukuk devlete bağlıdır.Amacı gerçekleştirmek için gerektiğinde devletbunları alet olarak kullanmalıdır.Niccolo Machiavelli

Paylaş

Yalan, Umut, Oksimoron
Din, ahlak ve hukuk devlete bağlıdır.
Amacı gerçekleştirmek için gerektiğinde devlet
bunları alet olarak kullanmalıdır.
Niccolo Machiavelli

Ebru Nihan CELKAN*

Oğlu ve yeğenini askerdeyken kaybeden Şehit Aileleri Federasyonu’nun eski başkanı Mehmet Gençer, 14 Temmuz 2014 tarihinde TBMM’den çıkan çözüm süreciyle ilgili yasaya tepki olarak dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev adresine 1 kilo kına göndermiş, “Bu yasayla hükümeti TC devletini terör örgütü PKK ile muhattap etmişlerdir” diye konuşmuştu. Bunun üzerine “kamu görevlisine hakaretten” hakkında dava açılan Gençer’e bir yıl hapis cezası verildi.

Gençer’e açılan davanın sonuçlanmasından kısa bir süre önce dönemin Başbakanın bugün Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Kobane ile ilgili yükselen tepkilerle ilgili ‘Kobanê tehdit altında Türkiye ses çıkarmıyor.’ diyeceksin. Tamam da Kobanê’den gelenler nereye sığınıyor? Türkiye’ye. Bütün bunlar ortada olmasına rağmen Türkiye’de özellikle PKK terörünün içinde olanlar şu anda bu işi sahiplenmenin gayretindeler. Olumlu bakmamız mümkün değil. Bizim için IŞİD neyse PKK da odur. Bunları ayrı telakki etmek ayrı değerlendirmek yanlıştır.”açıklamasını yaptı.

Cumhuriyet tarihiyle beraber “ordu – millet miti”¹ ne inandırılmış milyonlarca insandan biri olan Mehmet Gençer bu mit doğrultusunda oğlunu her“iyi vatandaş”dan beklendiği üzere askere göndermiş ve oğlunu kaybetmiş “şehit babası” olmuştur. Bu içi boş kavramların gün gelip iktidarlar tarafından kendi erklerini sürdürmek için malzeme edileceği muhtemelen Mehmet Gençer’in aklına gelmemiştir.

Mehmet Gençer’in muhtemelen hayatında ilk defa otoriteyi karşınsa aldığı ve kına göndererek gerçekleştirdiği sivil itaatsizlik eylemi, parlak jelatinler içinde yıllardır bir ödül gibi sunulan, aslında ölümü kutsayan “kahramanlık”, “şehitlik” gibi kavramların zamanın ruhuna, konjonktüre, kişisel çıkarlara uygun bir biçimde nasıl iktidar malzemesi edildiğini ortaya koymak açısında çok kıymetlidir.İktidarlar değiştikçe doğrular değişecek, yalanlar doğru, doğrular yalan olacak lakin ölenler geri gelmeyecek.

Umut

Kimilerine göre dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2005’deki Diyarbakır konuşmasıyla başlayan, kimilerine göre 2009 yılında “Milli Birlik ve Kardeşlik” adıyla başlatılan, kimlerine göre 2010 yılında Oslo’da başlatılan “Barış” süreci, silahların susmasını isteyen, yeni bir başlangıca ihtiyaç duyan, gerçek demokrasiyi çok uzun süredir bekleyen herkes için “umut” oldu.

Başlayan diyaloğun, tarafların eşit veya eşite yakın koşullarda, bir çözüm projesi oluşturmak üzere bir masada buluştuğu müzakere takip edecek, geri çekilme ve ateşkes sonrası hükümet hukuki adımlar atacak, bu zamana kadar inkar ve imha politikalarıyla yok sayılan Kürtler’in gasp edilen hakları iade edilecek, buradan yola çıkılarak Alevilere, Ermenilere, Yahudilere, Rumlara ve aynı coğrafyayı paylaşan tüm halklara, inanç guruplarına eşit yurttaş eşit vatandaş çerçevesinde yaklaşan yeni ve sivil anayasa tartışılacak, iktisadi tartışmalar yürütülecek, hakikat komisyonları kurulacak, ırkçılık bitecek, yoksulluk bitecek, adalet sağlanacak, müreffeh ve aydınlık yarınlara adım atılacaktı.

Oksimoron*

28 Aralık 2011 akşamı sınır ötesi bombardımanıyla 35 Kürt vatandaşın öldürüldüğü Uludere(Roboski) felaketi yaşandı. Cenazeler defnedildikten bir gün sonra, “Barış” sürecini başlatan ve bunu her fırsatta, özellikle Kürt illeri mitinglerinde, uluslarası konferanslarda övünerek dile getiren dönemin Başbakanı “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum” dedi. Uludere (Roboski) katliamıyla ilgili soruşturma dosyası hakkında 1,5 yıl sonra görevsizlik kararı verildi ve dosya Askeri Savcılığı’a gönderildi. Oysa “Barış” süreci kapsamında demokrasinin tüm kurumları uyum içinde çalışarak bu felaketin sebeplerini ve sorumlularını ortaya konabilir, adaletin sağlanması konusunda ısrarcı olanabilir ve umuda katkı yapabilirdi. Olmadı.

Bu kıyımın soruşturulmasını sağlamayan hatta engelleyen hükümetten “Barış” beklemek mümkün müdür?

6 Ekim 2014 IŞİD saldırıları artıp, Kobanê’nin durumu kritik aşamaya geldiğinde HDP bu durumun ve hükümetin tutumunun protesto edilmesi için halkı sokağa çağırdı.Eylemler sürerken sokağı çıkma yasağı, sivil halkın üzerine ateş açılması, polisle beraber hareket eden sivillerin insan öldürmesi gibi demokratik ülkelerde rastlanmayan ve hepimizi umutsuzluğa sürükleyen uygulamalar yaşandı. Resmi olmayan rakamlara göre 36 insan hayatını kaybetti. Sokak hareketleri sürerken, “Barış” sürecini başlatan ve bunu her fırsatta, özellikle Kürt illeri mitinglerinde, uluslarası konferanslarda övünerek dile getiren Cumhurbaşkanı anasaya tarafından belirlenen tarafsızlık ilkesi çerçevesinde olayları yatıştırmaya yönelik yumşak bir uslüp yerine muhalefeti eleştiren ve öfkeyi körükleyen bir dil kullanamayı tercih etti. Yaşanan sokak eylemleri zemin yapılarak “İç güvenlik reformu” adı altında Avrupa Birliği için yapılan birçok düzenlemeden vazgeçilen demokrasiden kopuşa örnek teşkil edecek yasaları meclise sunacak.

Sokaklar hayal kırıklığının merkezi haline gelmişken öfkeyi körükleyen dilden, iç güvenlik diyerek polis devletini güçlendiren anlayıştan“Barış” beklemek mümkün müdür?  
Olgular bize yıllardır süre gelen bir savaşı çözme iradesinden daha çok suni problemler yaratan ve bu problemleri kontrol altında tutarak kendi iktidarını daim kılma yolunda, yeri geldiğinde “Barış”umudunu manipüle eden, yeri geldiğinde tekrar sahip çıkarak bundan fayda sağlayan bir grupla ile karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor.Bu açıdan baktığımızda, “Oksimoron” 12 yıllık hükümetin söylem ile eylem arasındaki derin çelişkilerini ortaya koymak için kullanılabilecek en güzel terimlerden biridir.

Ve bir kere daha insanlar olarak tecürebe ediyoruz ki “Barış” reel politikanın gündelik çıkarları doğrultusunda şekillenemeyecek tek bir iradeye teslim edilemeyecek kadar ciddi bir süreçtir.

Yalanlar olmadan, umutla ve tutarlılıkla halklar tarafından tesis edilecek bir “Barış” mümkündür.

*Oyun Yazarı
¹Ayşe Gül Altınay
**Oksimoron: Birbiriyle çelişen ya da
tamamen zıt iki kavramın
bir arada kullanılması.

ÖNCEKİ HABER

Eşref Saati

SONRAKİ HABER

Erkan Baş'tan sandığa çağrı: AKP'nin karanlığına 'dur' demek için oy vereceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa