19 Ekim 2014 09:15

Eşref Saati

Eşref bizi rezil etmeyesin, kesin ölmüş değil mi? “ diye bir ton yukarı çekince sesini, Abi yüzyüze konuşalım ama gelecek fotoğraflar, sesini duymuşlar demek zorunda kaldı. Her açıdan çekin Eşref, çözünürlüğü yüksek olsun fotoğrafların, ses duymayla olmaz, inandıramıyoruz dediğindeAlimBey’in kapısı çaldı. Kafasını uzattı.

Paylaş

Fevzi ÖZLÜER

Eşref bizi rezil etmeyesin, kesin ölmüş değil mi? “ diye bir ton yukarı çekince sesini, Abi yüzyüze konuşalım ama gelecek fotoğraflar, sesini duymuşlar demek zorunda kaldı. Her açıdan çekin Eşref, çözünürlüğü yüksek olsun fotoğrafların, ses duymayla olmaz, inandıramıyoruz dediğindeAlimBey’in kapısı çaldı. Kafasını uzattı.

Belli belirsiz bir yüz,Mılıksız Kamil belirdi: “Beyim, manyağın birisi kolonları arabanın arkasına çekmiş, ses kaydını dinletiyor mahalleliye, ne yapmalıyız?”

Esmer şeker bitmiş niye almadınız ki hala diye mırıldandıAlim; sonra bir güç bulup ses verdi,  “manyak olduğunu da nereden anladınız!”.

Beyim “çok iyi bir hayat yaşadım ve artık mutsuzum” diye bağırıyor kasetteki ses, saatlerdir dönüp duruyor sokaklarda, dedi.

Seçim yasakları başladı şikayet edin, ya kara propaganda ya daviral reklam, gelsin zabıta toplasın atsın barınağa bunları dedi Alim.

Talimatın verdiği keskinliğin bir kısmını hatırında tutarak Eşref’i aradı Kamil. Üç kez çaldı telefon. Açan olmayınca mesaj bıraktı: “Eşref sokağa bir manyak dadandı stop. Onu belediyeye şikayet et stop (...)”

Eşref telefonuna düşen mesajı, temize çektiği iş listesini renkli kalemlerle boyamaya hazırlarken dinledi. Bu işi bırakmanın zamanı geldi, dedi Eşref.  Hakkını vereceğinden emindi. Önce kendi fotoğraflarını çekti. Her açıdan ve yüksek çözünürlükte.Postaya verilmek üzere hazırdı, Eşref’in son konuşmasını yapmak için yola çıkacaklardı. Sonra sesini kayda aldı. Kayıtlardan iki örnek yaptı. Postanın yanına ekledi birini.

Diğer kaydı Savcılığa götürmek üzere yola çıktı. Bildiği her şeyi anlatmıştı. Huzur doluydu. Saatini söktü attı. Kamil yolda yeniden aradı. Son kez telefonu açtı. Kamil, “Alim Bey’e mektubunuz ulaşmış, teşekkürlerini ve takdirlerini sunuyor,” dedi.

Gönderdiği mektubun kenarına Ebola virüsü bulaştırdığı iddiasıyla Alim Bey, Eşref’i çoktan şikayet etmişti oysa. Kamil, ne olur olmaz diye gelen paketleri değiştirmiş, kendi hazırladığı paketin de virüslü olduğunu söylemişti Alim Bey’e.  

Arabadan iner inmez, Eşref’ten elindeki paketi uzağa savurmasını istediler. Ne olduğunu anlamadan bomba uzmanları paketi havaya uçurmak üzere kasklarını taktılar. Eşref, “makul sebeplerim var, dinleyin lütfen” dediğinde paket çoktan tuzla buz olmuştu.

İşte bu adam sizin babanız yavrum, dedi Ayşe. Bana bütün bunları anlattığında, odalarımız yan yanaydı. Kamil Efendi’nin ellerimiz bağladığı günler, aynı ağacın altında saatlerce oturur, Alim Bey’in pencereye çıkmasını beklerdik. Tek bir bakışı yeterdi ellerimizin çözülmesi için. Alim Müdürümüz sertti ama çalışırdı. Bizi topluma kazandırdı! Tam altı yıl sonra çıktığımızda hastaneden, evlendik. Babanızın ara sıra postaneye gidip posta kutusunu karıştırması bundan işte, dedi Ayşe. Sarı kız Boncuk perdenin üzerinden şaşkınlıkla tırmanma direğine bakıyordu; Ayşe, “in annem oradan, sütün gelmiştir” dediğinde.

ÖNCEKİ HABER

‘Yasaklanan her şey ilgimi çekmiştir’

SONRAKİ HABER

AKP kongrelerinde halkın ekmeğini yemişler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa