19 Ekim 2014 08:41

Yemen ve Husiler 2

2010 Kasım’ında Tunus’ta ateşlenen Arap Baharı Yemen’e 2011 Ocak’ının son haftasında ulaştı. Mısır’daki isyan ile aynı günlere denk gelen Yemen’deki halk ayaklanmasının fitilini Salih’in ömür boyu iktidarda kalmasını sağlayacak anayasa değişikliğinin parlamento gündemine gelmesi yaksa da, işsizlik başta olmak üzere Yemen halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve yolsuzluk devrimin temel sebepleri arasındaydı.

Paylaş

Ferhat SARI

2010 Kasım’ında Tunus’ta ateşlenen Arap Baharı Yemen’e 2011 Ocak’ının son haftasında ulaştı. Mısır’daki isyan ile aynı günlere denk gelen Yemen’deki halk ayaklanmasının fitilini Salih’in ömür boyu iktidarda kalmasını sağlayacak anayasa değişikliğinin parlamento gündemine gelmesi yaksa da, işsizlik başta olmak üzere Yemen halkının yaşadığı ekonomik sıkıntılar ve yolsuzluk devrimin temel sebepleri arasındaydı. Devrim aylarında onbinlerce insan sokaklara çıkarak Salih’in iktidarı bırakmasını istedi fakat Salih direnmeye devam etti. Mayıs ayı sonlarında Haşid kabile konfederasyonunun da muhalefeti desteklediğini açıklaması ve Salih’e bağlı güçler ile çatışmaya dahil olması ile Salih için işler giderek zorlaştı. Haziran ayında Başkanlık konutuna yönelik bombalı saldırıdan yaralı kurtulan Salih tedavi için Suudi Arabistan’a giderken, yerine vekaleten Cumhurbaşkanı yardımcısı Mansur Hadi geçti. Devrim başladığından bu yana olaylara müdahale etmeye çalışan Körfez İşbirliği Konseyi’nin arabuluculuğunda Kasım ayı sonlarında önerilen anlaşmayı kabul eden Salih, iktidarı devretmesi karşılığında yargı dokunulmazlığı kazandı. Anlaşmayı Genel Halk Kongresi ve Islah Partisi’nin öncülük ettiği (içinde Yemen Sosyalist Partisi, Nasırcı partiler ve El-Hak Partisi’nin de bulunduğu) Ortak Buluşmalar Partisi kabul ederken, devrime katılan pek çok kişi ve Husiler kabul etmedi. Anlaşma uyarınca Şubat 2012 yılında yapılan seçimleri tek aday olan Hadi kazandı.

Hadi’nin 2014 yılında yapılacak parlamento ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar yeni anayasa çalışmalarına nezaret etmesi anlaşma maddelerinden biriydi (Hadi’nin görev süresi daha sonra uzatıldı). Mart 2013 tarihinde Genel Halk Kongresi ve Ortak Buluşmalar Partisi üyeleri Sadi tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilirken, aynı tarihlerde Ulusal Diyalog Konferansı toplandı. 565 delegeli Konferansa Ensarullah adıyla katılan Husiler 35 koltuğa sahip oldu. Husiler’in ulusal birlik hükümetinden dışlanması, Islah Partisi’nin gücünün ötesinde Konferans’ta temsil edilmesi, yolsuzluk karşıtı taleplere olan duyarsızlık, Kuzey’de yaşayan sivillere ve Husiler’e yönelik yürütülen askeri operasyonlardan hesap sorması beklenen adalet mekanizmalarının işletilmesinde sergilenen ağırdan alma, Güney Yemen’in statüsünün ne olacağı konusunda anlaşmaya varılamaması, 6 bölgeye dayanan federal sistemin kabul edilmesi ve bu kapsamda Husiler’in karargahı olan Sada kentinin Sana bölgesine bağlanması, Husi temsilcileri olan Abdülkerim Jadban’ın Kasım 2013 tarihinde ve Ahmed Şerif el-Din’in 21 Ocak 2014 tarihinde konferansın tamamlanmasından birkaç gün önce öldürülmesiyle birlikte Husiler’in Konferans’tan çekildiğini açıklaması ve Konferans’ın sonuçlarını kınaması sonraki aylarda yaşanacakların habercisi olacaktı.

Husiler 2011 sonrasında yukarıda bahsedilen politik mücadeleye dahil olsa da, bir yandan barışçıl protesto gösterileri düzenlemeye öte yandan ise Islah Partisi militanları, onun ordudaki uzantısı ve Salih yönetimiyle yaşanan 6 yıllık savaşın Kuzey Yemen’deki yürütücüsü General Ali Muhsin el-Ahmar’e bağlı birlikler, Selefiler ve Islah destekçisi kabileler ile silahlı çatışmaya girmeye devam etti. Ulusal Diyalog Konferansı’nın başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından Husiler ülkenin en büyük kabile federasyonu Bakil’in de desteğiyle adım adım başkent Sana’yı kuşattı ve nihayetinde hükümeti devirmeyi, bir Husi taraftarının deyişiyle “kendilerine yönelmiş devrimi tersine çevirmeyi” başardı. Husiler’in bu ilerleyişine Sünniler dahil pek çok kesimin sahip çıkmasında; Salih yönetimiyle giriştikleri savaşta askeri olarak yenilememiş olmaları, halkın taleplerine sahip çıkışları, yolsuzluğa ve Güney ile savaşa bulaşmamış olmaları, Islah Partisi’nin devrim aylarında ve sonrasında Yemen iktidarı karşısında sergilediği uzlaşmacı tutum, Islah’ın devrime tıpkı Mısır’daki Müslüman Kardeşler gibi sonradan katılmasına rağmen devrimi çalma çabası (ayrıca devrimin ana gücü olan gençlere Değişim Meydanı’nda sergiledikleri saldırgan tutum ve gerici dayatmaları), el-Ahmar ailesinin ülkedeki başat rolüne duyulan öfke önemli etkenler olarak ön plana çıktı.

HUSİLER’İN GELECEĞİ

Yemen’in bundan sonraki siyasi tablosunda Husiler’in Hadi yönetimiyle ilişkileri belirleyici faktörlerden biri olacak. Yerel bir güç olmaktan çıkan Husiler’e, ana siyasi rakibi Islah Partisi’ni zayıflattığı için Cumhurbaşkanı Hadi tarafından şimdiye kadar göz yumulduğu pek çok Yemen uzmanı tarafından belirtiliyor. Eylül ayında yaşanan başkentteki çatışmalarda ordudaki pek çok yetkilinin General Ahmar’a göre Husiler’i daha az sakıncalı bulduğu için kendisine bağlı birliklere direnmeme emri verdiği de söylentiler arasında yer alıyor. Yukarıda bahsedilen ilişki çerçevesinde Husiler’in devrimin taleplerine ne kadar bağlı kalacağı, Yemen halkı içerisinde edindikleri desteğin devamı açısından önemli olacak. İlaveten, İran desteği açık olan hareketin geleceğinde, son aylarda karşılıklı ziyaretlerin ve bölgesel güvenlik konularında ortak çıkarlar vurgulu konuşmaların da gösterdiği üzere yeni bir aşamaya giren İran-Suudi Arabistan ilişkilerinin seyri de etkili olacak.

ÖNCEKİ HABER

Isisler adlarını geri istiyor

SONRAKİ HABER

Fenerbahçe Üniversitesinde akademisyenler "bölüm kapanacak" diye işten çıkarıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa