Kadın dayanışmasında sınır yok

Kadın dayanışmasında sınır yok

Türkiye’den Rojava’ya, Şengal’e, Avrupa’dan Kobanê’ye binlerce kilometre ötede acı ve öfke paylaşılırken, kadın dayanışması sınır tanımıyor. Türkiye’de olduğu gibi dünya kamuoyu da, bir yandan IŞİD’e katılan kadınları diğer yandan da IŞİD’e karşı savunma yapan kadınları konuşuyor

Türkiye’den Rojava’ya, Şengal’e, Avrupa’dan Kobanê’ye binlerce kilometre ötede acı ve öfke paylaşılırken, kadın dayanışması sınır tanımıyor. Türkiye’de olduğu gibi dünya kamuoyu da, bir yandan IŞİD’e katılan kadınları diğer yandan da IŞİD’e karşı savunma yapan kadınları konuşuyor. Öyle ki ana akım medyanın bile bir şekilde kadınların verdiği bu mücadeleyi “hayranlıkla” takip ettiklerine, hatta “romantik” tasvirlerle direnişçi kadınları ön plana çıkarmaya başladıklarına tanık oluyor, hatta gerilla kadınların kıyafetlerinin kimi moda dergilerinin kapaklarında “trend” olduğunu görüyoruz. Bu “estetikleştirme” çabalarının yanı sıra kadınların IŞİD’e karşı verdikleri mücadelenin dünya kadınları için neden önemli olduğunun tartışmaları da yapılıyor. Tespit basit; IŞİD kazanırsa en çok kadınlar kaybeder. Bu nedenle de; Türkiye’den Almanya’ya, Afganistan’dan Arjantin’e gerçekleştirilen eylemlerde kadınların en önde  yer alması da önem kazanıyor. İşte Türkiye ve dünyada; “Savaşa hayır demek ve geleceğimize sahip çıkmak için dayanışmayı büyütelim” diyen kadınların, Kobanê ile dayanışma kampanyaları, eylem ve etkinliklerinden süzülerek gelen sözler...

ALMANYA: BAŞKA NE YAPABİLİRİZ?

Pelin ŞENER- Almanya Göçmen Kadınlar Birliği: Günlerdir Almanya’nın dört bir köşesinde Kobanê için eylemler, nöbetler ve basın açıklamaları yapılıyor. Göçmen Kadınlar Birliği olarak Almanya’nın birçok şehrinde düzenlediğimiz eylemlerde, katıldığımız her gösteride, dağıttığımız her bildiride, çaldığımız her kapıda, açtığımız bağış kampanyasında anlatıyoruz orada olup bitenleri. “Başka ne yapabiliriz?” diye soruyor herkes birbirine.

Akrabaları Rojava’da olan genç bir kadın endişeli, “Günlerdir haber alamıyoruz” diyor. Sadece o genç kadın için değil, sokağa çıkan herkes için oradakilerin hepsi kardeş, hepsi akraba. Köle pazarında satılan, çocuklarıyla yollara düşen, ak tülbentinin oyasına kan sıçrayan ya da savaşan kadınların hepsi kardeş. Bu yüzden Türkiyeli, Alman, Iraklı, İranlı, Yunan ve başka uluslardan kadınlar, bunca vahşete, bunca kan ve gözyaşına yalnızca dayanışma duygusuyla değil aynı zamanda aidiyet duygusuyla karşı çıkıyor. Direnişi, özgürlük için atılan her adımı, kardeşçe yaşamın olabilirliğini coşkuyla karşılıyor. Bu yüzden de soruyor: “Başka ne yapabiliriz?”.

Selefistler, sakallarını sıvaya sıvaya daha bir havalı dolaşıyor günlerdir Almanya sokaklarında. Tahammül sınırlarımız zorlanıyor. Gericiliğin bunca palazlanması, tarikatların, komşularımızın çocuklarını IŞİD için savaşmaya götürmesi nedeniyle de yapmamız gerekenler var. İşte tam bu nokta da “Başka ne yapabiliriz?”i soranlar daha da çoğalıyor. “Kalbimiz Kobanê’de direnen kadınlarla” diye yazdığımız dövizlerin harflerinin üzerinden tekrar tekrar geçerken de, düşmanlığı körükleyenlere inat hiç tanımadığımız kardeşlerimiz için endişelenirken de, mücadele edenlerin kazanacağını biliyoruz. Tam da bu nedenle bütün kadınları yalnızca dayanışmaya değil; yüzümüz gülsün, barış gelsin, çocuklarımız sere serpile büyüsün diye örgütlenmeye çağırıyoruz.

FRANSA: EN BÜYÜK ADIM KADINLARDAN

Özge ALTUN - Fransa DİDF Gençlik Derneği: Kobanê’de çatışmalar yoğunlaştığından bu yana Fransa’da kadınların ağızlarından düşmeyen tek soru: “Ne yapabiliriz?”. Kobanê direnişini yüzlerce insan öfke ve umutla takip ederken, seyirci olmak yerine harekete geçme konusunda en büyük adımı belki de kadınlar atıyor. Savaşın kirli ve acımasız yüzünü sokaklarda, parlamento önlerinde, eylemlerde polisin şiddet kullanmasına rağmen yılmadan teşhir edenler ülkelerinden farklı nedenlerle göç eden kadınlar. Örneğin bu gösteriler sırasında bir kadın, polis şiddetine maruz kalmasına ve kolunun kırılmasına rağmen yine her eylemde ön saflarda yer aldı. Çocuklarıyla işgal eylemlerinde günlerce uyumadan, yasal olsun olmasın tüm eylemlerde bulunarak Fransız kamuoyunun dikkatini Kobanê’ye çekmek için çabaladı Fransa’daki kadınlar... Bu eylemler Fransız medyasının ve Fransız siyasetçilerinin de dikkatini çekti ve ardından Kobanê için destek mesajları alındı. Türkiyeli göçmen derneklerinin yaptığı en kitlesel eylemlerden biri de geçen hafta Kobanê için gerçekleşti. Bu eylemlere sadece Kürt ve Türk kadınların dışında; Arap, Fransız ve onlarca ırktan katılan kadının desteğiyle dayanışma duygusu enternasyonal bir boyuta taşındı. Dünyanın hangi ülkesinde olursak olalım; dinimiz, dilimiz, ırkımız ne olursa olsun, kadınların dayanışmasıyla daha iyi bir dünya kazanacağız. Bu umutla kadınlar direnmeyi sürdürecek, dayanışmayı büyütecek.

İNGİLTERE: LONDRA’DAN KOBANÊ’YE BİN SELAM

Mehtap IŞIK- Londra/Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER): Bir süredir IŞİD’in Kürt halkını hedef alarak yaptığı zulmü anlatıyor, İngiltere’de kamuoyu oluşturarak Türkiye’nin Kobanê’ye destek yolu açması için “Daha neler yapabiliriz?” diye düşünüp duruyoruz. Günlerdir Londra’nın kuzeyinde yürüyüşler yaparak, stantlar açarak ve aynı zamanda parlamento ve başbakanlık önünde oturma eylemleri, havaalanı işgalleri, Londra’nın ünlü köprülerinden Kobanê için talepleri içeren pankart eylemleri, SOAS Üniversitesindeki protesto gösterileriyle beraber Başbakanlığa doğru yürüyüşler yapıyoruz. Dağıttığımız bildirilerle, yaptığımız konuşmalarla gittiğimiz her yerde insanların bu konuda ne kadar duyarlı olduğunu görüyoruz ve “Lütfen yapılacak her eylemden bizi haberdar edin. Zaten elimizden bundan başka destek gelmiyor” diyerek, maddi olarak da destek vermek istediklerini söyleyen insanların sayısı da hiç azımsanmayacak kadar çok. Bu savaşın aslında Kürtlerin şahsında insanlığa yapıldığını, kadınların seks kölesi olarak pazarlarda satıldığını, tecavüze uğradıklarını, çocukların nedenini bile bilmedikleri bu savaştan dolayı yerlerinden yurtlarından göç ettirildiklerini ve çoğunun yetim veya öksüz kaldığını anlattığımızda herkes tüm bu yaşananlara karşı kayıtsız kalamayacağını söylüyor. Tüm bunlar için Kürt olmaya gerek olmadığını da biliyor insanlar.

Eylemlerde hep bir ağızdan “Kürdistan’a özgürlük!”, “Biz Kobanê’yiz, Kobanê biz” diye öfkemizi haykırırken, aynı zamanda milliyetçiliği körüklemek isteyenlere inat, “Yaşasın Halkların Kardeşliği” diye haykırarak; kalbimizin ve yüreğimizin orada olduğunu bir kez daha yineliyoruz.

AFGANİSTAN: KOBANÊ’NİN CESUR KADINLARINA…

Malalai JOYA - Afganistan Devrimci Kadın Birliği (RAWA) Temsilcisi: Kobanê’nin kahraman kadınları;

Sizin IŞİD katliamcılarına karşı ilham veren direnişinizi en derin duygularla destekliyor ve sizin vatanseverlik ve gururunuzdan ders çıkarıyorum. Bu katliamcılara karşı verdiğiniz boyun eğmez savaşınızla, insanlık ve özgürlük savaşının sembolleri haline geldiniz. Ama bu muhteşem mücadelede yalnız değilsiniz. Dünyanın bütün özgürlükçü ve ilerici insanları sizinle. Baskılara karşı vermiş olduğunuz bu mücadeleyle, kadınları erkeklerin yarısı ve onların hayvani zevklerini tatmin eden nesneler olarak gören IŞİD’e ve bütün Orta Çağ kafalı kökten dincilere vurdunuz. Kadınların en sıkı ve ölümcül koşullarda erkek kardeşlerinin yanında özgürlük ve adaleti savunmak ve tepeden tırnağa silahlı düşmanları vurmak için yeterli olabileceğini gösterdiniz.

Afganistan’ın baskı altındaki insanları, IŞİD gibi karanlık kafalı ve kötü namlı kökten dincilerin egemenliği altında onlarca yıldır acı çekiyor. İnsanlarımız, sizin korkusuz mücadelenizden ilham alıyorlar ve size destek olmak için Taliban’ın ve Amerika’nın yarattığı cihatçı teröristlerin köklerini kazıyacaklar.

Cesaretli kadınlarının erkeklerle birlikte baskı ve sömürüye karşı silah kuşandığı bir ulus asla yenilmez. Afganistan’ın özgürlük arayan kadın ve erkekleri adına, sizlere en samimi selamlarımı yolluyorum. Yürekten dayanışmamı her birinize sunuyor ve ellerinizi sıkıyorum.

Şüphesiz barbar kökten dinciler ve batılı efendilerine karşı biz kazanacağız!
malalaijoya.com’dan çeviren Müslime Karabatak

BARIŞ İÇİN TÜRKİYE’NİN BATISINDAN SESLER

Huriye TOZLUYURT- Antalya’dan Kobanê’ye Kadın Dayanışması Platformu Üyesi: Antalya’da emek ve meslek örgütleri, siyasi partiler ve kimi derneklerden kadınlarla birlikte, “Kobanê’de yaşanan savaş  için acilen ne yapabiliriz”i tartıştık ve Kobanêli kızkardeşlerimize destek olmak için Antalya’dan Kobanê’ye Kadın Dayanışması Platformunu oluşturduk. Kobanê halkının en temel ihtiyaçlarına yanıt vermek için ilk iş olarak, kentin en merkezi noktasına stant açtık. Kadınlar evden el emeği yiyecekleri getirerek yardım standına katkıda bulundu. Katılımcı kurumlar dışında etkinliğimizi duyan birçok bağımsız kadın “Bir destek de bizden” diyerek standa geldi. Geliri de Kobanê için açılan hesaplara yatırdık. Kobanê direnişiyle ile ilgili bir fotoğraf sergisi açtık. Sergimizi ziyaret eden bir ailenin 6 yaşındaki kızı Büşra, annesine fotoğraflardaki çocukların neden ağladığını sordu. Annesi ise, savaşın kötü bir şey olduğunu ve çocukların o yüzden ağladığını söyledi. Büşra, elindeki şekeri oradaki çocuklara göndermek istedi. Ölümü beşik edinmiş bir coğrafyada, her yerinden kan, zulüm ve işkence kokan topraklarda, kolay mı evladını yitirmek? Daha kaç ana evlatsız, kaç evlat babasız kalacak? Savaş çığırtkanlığının içinde biz kadınlara düşen en önemli görev ise, daha yüksek sesle barış demek. İşte o zaman tarih tüm halkların kazanımını yazacaktır. Kobanê’yi savunmak, kendi geleceğimizi savunmaktır. İşte bu yüzden “Kadınların dayanışmasında sınır yok” diyerek, bütün kızkardeşlerimizi bu dayanışmayı büyütmeye ve savaşı durdurmak için mücadeleye çağırıyoruz.

Didem ÇELİK - Kocaeli Kadın Platformu: Kocaelili kadınlar olarak elimizin yettiğince, dilimizin döndüğünce direnişe sesimizi çığlığımızı katıyoruz. Kapı kapı gezerek kız kardeşlerimizin sınırlarda ne zorlukla yaşadıklarını, yurtlarından sürülerek göçe zorlandıklarını anlatıyoruz. Kocaeli’nin belki de en yoksul diyebileceğimiz mahallelerinden, gönüllerden ne koparsa diyebileceğimiz miktarların üstünde yardımlar toplayarak direnişe Türkiye’nin batısından omuz veriyorlar. Kocaeli Kadın Platformu olarak, hem Kobanê’deki direnişe ses olmak için hem de Türkiye’de hükümetin ayrıştırıcı söylemleri ile sokaklarda başlayan ırkçı saldırıları kınamak için alanlardaydık. Sokağa çıkar çıkmaz polisin engellemeleriyle karşı karşıya gelirken, diğer yandan etrafımız sivil faşist gruplar tarafından çevrildi. Bizlerle yürüyüş için tartışan polis, etrafımızı saran faşist gruba ise hiçbir şekilde müdahale de bulunmadı. Hem Türkiye sınırında yaşam mücadelesi veren kızkardeşlerimiz için, hem de Kobanê’de direnen kızkardeşlerimiz için bugün de yarın da alanlarda olmaya, direnişin sesi olmaya devam edeceğiz.

Adile DOĞAN- Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği: Kobanê’ye saldırılar başladığı ilk günden bu yana hem Esenyalı Mahallesi hem de Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği oldukça hareketli. Yapılan yürüyüşlerden sürdürdüğümüz kampanyaya kadar aslında, kadınların savaş istemediği çok açık. Örneğin düzenlediğimiz yürüyüşlere, “Ben Türk’üm” diyen ve Türklükten başka hiçbir şeyi savunmayan bir kadın arkadaşımızın eşi ve çocuklarıyla, beraber “Biji Berxwedan Kürdistan!” sloganı atması, bir başka kadın arkadaşımızın ise daha önce, Ergenekon Davası sürerken Silivri’ye gitmediğimiz için bizden selamı, sabahı kesmesine rağmen bizi gördüğünde “Kobanê halkı neden ölüyor?” diye isyan etmesi, bir şeyler yapmak gerektiğini söylemesi kadınların savaş istemediğnin en somut örneğiydi. Yine bir kadın arkadaşımız evinde mutfağına ve ara koridora serdiği halıları kaldırıp dayanışma için derneğe getirip, “Benim çocuklarım zaten çok üşümezler deyip, Suruç’a gelmek zorunda olan insanların, buna daha çok ihtiyacı olacağını düşünmesi bizi çok etkilemişti. Kobanê halkına sahip çıkma adına eylem yapmak isteyenlerin çoğu da kadındı. Derneğimiz etrafında yürüyen çalışmamızda Esenyalılı kadınlar olarak gördük ki, savaşı hiçbir kadın istemiyor. Verdiğim örnekler de bunun kanıtı. Biz Esenyalılı kadınlar olarak Kobanê halkı ile dayanışma kampanyamızı sürdürüyoruz. Sizlerin de yardımını bekliyoruz. Yaşasın kadın dayanışması!

www.evrensel.net