Kocasakal’a Kobane tepkisi

Kocasakal’a Kobane tepkisi

İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal konuşma yaptı sırada 'Biji Berwxedana Kobanê' sloganı ile eyleme başlayan Özgürlükçü ve Demokrat Avukatlar (ÖDAV) gurubu üyesi avukatlar, Kobanê için açtıkları pankartlarla ve dövizlerle eylemini sürdürdü.

Türkiye’nin en büyük Barosu olan İstanbul Barosu’nın 2014-2016 Genel Kurulu’nun ilk gününe Baro Başkanı Ümit Kocasakal’a yönelik Kobanê tepkisi damgasını vurdu. Ümit Kocasakal’a Kobane eylemi damgasını vurdu.

Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen Genel Kurulda, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal tarafından geçtiğimiz günlerde twitter hesabından İstiklal Marşının bir kıtasıyla paylaştığı ve Baro sitesinden de yayınlanan “Öğrenelim öğretelim. Kobane değil Ayn El Arab. Roboski değil Uludere. Amed değil Diyarbakır. Türkiye uyuma paylaşınız” Broşürü Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu tarafından protesto edildi.

Aday guruplardan olan ÖDAV üyesi avukatlar Kocasakal’ın konuşması sırasında salonda “Roboski’den Soma’ya, Gezi’den Kobanê’ye hesap soracağız” “Polis devletine hayır” pankartı açarak “Yaşasın Kobane Devrimi”, “Kobane’de düşene, dövüşene bin selam” “Biji Berxwêdena Kobanê” sloganı attı. Divan’dan “Eyleminizi ara verildiğinde yapmanızı rica ediyoruz” uyarısı yapıldı. Daha sonra avukatlar sloganlarla salonu terk ederek Kocasakal’ın konuşması boyunca salona girmedi.

Kocasakal ise protestoya konu olan “Ayn El Arap” ifadesini yeniden kullanarak, yine gerilimi tırmandıracak şu sözleri söyledi:  “Ayn El Arab’da yaşananlar bizi de üzüyor. Bu duyarlılığı Hocalı’da da Türkmenlerde de gösterelim”

KOCASAKAL’DAN BAYRAK, DEVLET PROPAGANDASI

Yeniden aday olan İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal da, sık sık yargılanan avukatlar ve davalar arasında ayrım yapmakla eleştirilen Kocasakal, savunma hakkı engellenen, hukuksuzluğa maruz kalan tüm meslektaşlarının haklarını savunduklarını ileri sürdü. Özel Görevli Mahkemelerin kapatılması konusunda büyük çaba sarfettiklerini ve sonucunda Özel Yetkili Mahkemelerin kapatıldığını söyledi. Kocasakal ÖDAV’ın protestosu sonrası, “Hiçbir biçimde Atatürk İlke ve inkılaplarından vazgeçmeyeceğiz. Kimsenin gücü Türkiye Cumhuriyetini yıkmaya, bu bayrağı göklerden indirmeye yetmeyecektir. Hep muhtaç olduğumuz şey yurtta sulh cihanda sulh ilkesidir. Her türlü ideolojik siyasi ayrılıklarımız bir yana bırakarak ortak aidiyet duygusunda birleşmeliyiz. Bu Genel Kurulda da başka platformlarda da siyasi mücadelenizi yapabiliriz ama meslek söz konusu olduğunda bir olmalıyız.

HÜP’TEN DİKTATÖR İTİRAZI

Çağdaş Avukatlar Grubu sözcüsü Can Atalay’ın da, “Milletin şefi ve ümmetin lideri olmaya çalışan bir diktatör var karşımızda. Bunun karşısında lafla mı duracaksınız. İçerde kendi yurttaşlarına dışarıda başta Kürtler olmak üzere Ortadoğu halklarına savaş açan bu diktatörlüğe direneceğiz” dedi. Bu sırada AKP ye yakınlığıyla bilinen Hukukun Üstünlüğü Grubu(HÜP) “Diktatör” ifdadelerinden kaynaklı Atalay’a tepki gösterdi. Atalay’da Divan’ın uyarılarına rağmen kürsüden inmeyince gerginlik yaşandı. Divan üyesi Kemal Aytaç, Can Atalay’ı kınadıklarını söyleyince salondan “Her yer Taksim her yer Kobane” sloganı atıldı.

HUKUK SİYASETTEN BAĞIMSIZ DEĞİLDİR

Divan seçimiyle başlayan Genel Kurulda konuşan ÖDAV Eş Başkan Adayı avukat Yıldız İmrek, Kocasakal’ın ve bütün kendi merkezli erkek zihniyetine seslendiğini söylerek, “Kadınlar arkanızda değil,yanınızda hatta  bir adım geri çekilirseniz önünüzde olsunlar” dedi. Tekçi, mutlakiyetçi ve ataerkil zihniyetin bir izdüşümü olan başkanlık sistemine karşı seçimlere eş başkanlık sistemiyle girdiklerini belirten İmrek, ancak eş başkan olareak aynı anda konuşma yapmalarının seçime giren guruplar tarafından kabul edilmediğini söyledi. Baroların avukatlık mesleği, hak mücadelelerinin, halkın hak arayışının mahkeme salonlarındaki temsili ve yönetim erkine müdahalesinin bir kürsüsü olduğunu kaydeden İmrek, baroların özgürlükten ve  demokrasiden yana bir hukuk devleti için mücadele etmesi gerektiğini ifade etti. Hukukun siyasetten bağımsız olmadığına da vurgu yapan İmrek, hukukun ezen ezilen, kadın erkek, yöneten yönetilen ve  kadınla erkek arasındaki ilişkiyi düzenlediğini belirtti.

‘GESTAPO DEVLETİNE DÖNÜŞEBİLİRİZ’

Baronun kollektif ve bireysel hakların takipçisi ve geliştiricisi olması gerektiğini söyleyen İmrek, AKP hükümeti döneminde artan kadın ve iş cinayetlerinin, emek sömürüsünün arttığına, son olarak AKP’nin Kürtlere karşı IŞİD’le ortaklık yaptığını söyleyerek, Bu noktada bir baro yönetiminin müdahale ve mücadele unsuru olması gerektiğini ifade etti. Ancak mevcut yönetimin avukatların davasında bile ayrımcılık yaptığını ifade eden İmrek, “KCK gibi yüzyılın en büyük avukatlar davasına baro başkanı avukat meslektaşlarımızın yanında olmadınız. ÇHD üyesi meslektaşlarımız işlkence edilerek gözaltına alındığında gerekli müdahaleyi yapmadınız. Bunun takipçisi olmadınız. Avukatın dokunulmazlığını, baronun bağımsızlığı, hukukun üstünlüğü ve demokrasiyi savunmadığınız faaliyet raporunuzdan anlaşılıyor. Mecliste görüşülen “Güvenlik paketi” nin ülkeyi gestapo devletine çevireceğine dikkat çeken İmrek, “Bir polis devleti tehlikesiyle yüz yüzeyiz. İleri faşizm denen şey güvenlik paketiyle birlikte gestapo devletine dönüşmektedir. Bu gerçekleşirse ne avukatların ne halkın söz hakkı olmayacaktır. Biz tam hak eşitliğini, protesto hakkının savunulmasını, gestapo anlayışına karşı gerçek anlamıyla demokratik bir direniş için, 30 binden fazla üyesi olan bir baronun çok şey yapmasını gerektiğini düşünüyoruz” dedi

'NEDEN İNSANLIK KORİDORUNA KARŞI ÇIKTINIZ?'

ÖDAV Eş Başkan Adayı Ercan Kanar, İstanbul Barosu Başkanı Kocasakal'ın "Özel yetkili mahkemeleri kaldırttık" sözüne eleştirdi, "Toplumsal belleğimize aykırı bir saptama yaptı. 2002'den bu yana Önce İlke Grubu özel yetkili mahkemelerin kaldırılması için hiç bir şey yapmadı, ta ki Ergenekon davasına kadar. 1996'dan sonra özel yetkili mahkemelere karşı sosyalistler, demokratlar, emekçiler mücadele verdi" dedi.

Özel yetkili mahkemelerin yetkisinin sulh ceza mahkemelerine verildiğini belirten Kanar "TMK kaldırılmadığı için ağır ceza mahkemeleri, özel yetkili mahkemeler haline geldi" diye konuştu.
Kanar, Baro Başkanı'nın masumiyet karinesini ihlal ettiğini belirtti ve ekledi: "KCK avukatlar soruşturmasında ikinci gün ortada bir hüküm yokken, iddianame bile yokken, 'KCK hayır kurumu değildir, aynı karede yer alamayız' dedi. Baro yönetimi davalar arasında ayrım yapmamalıdır. İstanbul Barosu yönetimi, Hrant Dink cinayeti ile acaba ne kadar ilgilendi? Roboski katliamı ile ne kadar ilgilendi? Roboski, Amed ve Kobanê kelimesinden dahi ürken bir baro yönetimi ortada. Cumhuriyet ırkçılık, şovenistlik, milliyetçilik, yaparsanız bölünür, ulusalcılığın zincirlerine teslim olursanız bölünür. Tüm halklar eşit olursa, azınlık hakları çiğnenmezse, o zaman coğrafyamızda bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine yaşarız"

BARO YÖNETİMİNE GEZİ ELEŞTİRİSİ

Gezi sürecinde baro yönetiminin tutumunu eleştiren Kanar, "Staj eğitim merkezinin bir katının revir olarak kullanılması istendi. Bunu bile kabul etmediler" dedi.
"Halkların kendi kaderini tayin hakkını savunamayan bir baro yönetimi olabilir mi?" diye soran Kanar, şöyle konuştu: "Baro Başkanı, 1930'lara dönülmesini istiyor. 1930'ların zihniyetinde Dersim katliamı, azınlıklar üzerindeki varlık vergisi baskısı vardır. Sosyalistlerin, emekçilerin yargılanması zihniyeti, Kürt halkı üzerinde inkar, zulüm, sürgün ve sansür zihniyeti vardır. 1930'ların zihniyetine asla dönmeyeceğiz. Demokratlar ve sosyalistler olarak buna müsaade etmeyeceğiz.

Türkiye, Tatar, Suudi Arabistan ve ABD tarafından desteklenen ve 21 ülkeden silah alan dinci faşist IŞİD çetelerine karşı topraklarını savunan Rojava halkına, yardım yapılması için koridor açılması talebine İstanbul Barosu ve Barolar Birliği 'Bölücülüktür' diyerek karşı çıktı. Oranın adı Ayn el Arap değilir. Kobanê'dir. Kobanê'deki öz yönetim, sadece Kürtlerin değil, Araplar, Süryaniler, Türkmenler ve Çeçenlerin de öz yönetimidir.

Barışı istememiz gerekir. Halkların eşit haklara sahip olmasını istemeliyiz. Azınlık haklarına ilişkin sözleşmelerin imzalanmasından neden korktunuz?

Bizler Türkiye'nin savaş suçları mahkemesinin tanınmasını dile getireceğiz.

Devletin mazisinde kalan ve halen devam eden insana karşı suçları gündeme getireceğiz.

Ermeni soykırımı tarihsel gerçeği ile devletin yüzleşmesini gündeme getireceğiz.

Yerel yönetimlerin özerkliğini gündeme getireceğiz. Bölge parlamentoları olmalı, her türlü yöneticiler halkın oyuyla seçilmeli ve geri alınabilmeli.
Yargıçlar kurulu ve savcılar kurulu ayrı ve özerk olmalı. Adalet Bakanlığı'nın kaldırılmasını bile tartışmalıyız.

Halkın yargılama sürecine katılmasını savunuyoruz.

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları kaldırılmalı. İnsani değildir. Müebbet hapis cezaları da beş yılda bir gözden geçirilmelidir. Hasta tutsaklar serbest bırakılmalıdır."

'NEDEN HEMEN SORUŞTURMA BAŞLATTINIZ?'

Kanar, yönetim kurulu adayları arasında yer alan Mehmet Sani Kızılkaya hakkında "KCK" davasının açılmasının hemen ardından soruşturma başlatıldığını hatırlattı, "O yüz kızartıcı bir suç işlemedi. Bir siyasi dava kapsamında tutuklandı. Ortada hüküm yokken neden hemen soruşturmayı başlattınız?" diye sordu.

Baro üyesi avukat Tamer Doğan'ın polisin saldırısıyla yaralandığına dikkat çeken Kanar, "Biz baro yönetiminde olsaydık önce onu ziyaret eder, ardından onu vuranların yargı önüne çıkartılması için elimizden geleni yapardık" dedi.

ÖDAV Eş Başkan Adayı Kanar, son olarak, "Devletten, hükümetten, sermayeden ve siyasi partilerden bağımsız ve asla ayrım yapmayan bir politikayı yaşama geçireceğiz" diye konuştu.

GENÇ GÜZEL BEKAR AVUKAT İLANLARINI İSTEMİYORUZ

ÖDAV üyesi avukat Sezin Uçar ise, konuşmasına katledilen kadınları anarak başladı. Baronun kadın cinayeti davalarına müdahil olmamasını eleştiren Uçar, baronun faaliyet raporunda emekçi semtlerde şiddete uğrayan kadınlara yönelik bir hiçbir etkinlikten bahsedilmemesini örnek olarak gösterdi. “Kadın haklarından, LGBT-İ haklarından yana bir baro kurmak konusunda üzerimize düşeni yapacağız” diyen Uçar, İstanbul Barosunun  kadın avukatların sorunları konusunda herhangi bir duyarlılık göstermediğini, psikolojik ve cinsel taciz konularına karşı İstanbul Barosu’nun disiplin kurulları “Kadın beyanı esastır” ilkesini yok saydığını ifade etti.

Baro sayfalarındaki iş ilanlarında  “Genç, güzel” kriterlerinin bulunduğunu söyleyen Uçar, böyle bir anlayışı kabul etmediklerini ifade etti.

 ‘BIKTIK’ KONUŞMASI

AKP’ye yakınlığıyla bilinen Hukukun Üstünlüğü Grubu sözcüsü Cem Kayar, Kocasakal yönetimini diktatöryal bir zihniyeti temsil ettiğini söyledi. Bunun üzerine salondan tepkiler yükseldi. Kayar, “Dünyanın en saygın mesleğini bugün mevcut başkan siyasi ikbali için kullanıyor. Yorulduk artık sayın başkan. Bıktık. Sizi kürsüden nutuk atmanızdan” dedi.

 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.