18 Ekim 2014 07:40

Tak diye yasa, şak diye gözaltı

AKP Hükümeti, yargı ve emniyette Cemaate yönelik tasfiye operasyonunun ardından 17-25 Aralık sürecinde getirdiği düzenlemelerden geri döndü. Gözaltı, arama ve telefon dinlemeleri için ‘somut delil’ yerine ‘makul şüphe’yi yeterli gören düzenleme daha yasalaşmadan savcılık tarafından uygulamaya sokuldu.

Paylaş

AKP Hükümetinin Meclise sunduğu sıkıyönetim dönemlerini hatırlatan yeni yargı paketi daha kanunlaşmadan uygulamaya sokuldu. Halen yürürlükteki kanunlara göre vatandaşların ev ve işyerlerinin aranması ile ilgili hakimden karar çıkartabilmek için ‘somut delil’ şartı aranıyor. Ancak Meclise sunulan yeni taslağa göre ‘makul şüphe’ duyulması arama kararı için yeterli görülüyor. Taslak yeni yargı paketi içerisinde AKP hükümeti tarafından TBMM’ye sunuldu. Ancak kanun çıkmadan ilk uygulaması Adana’da gerçekleşti. Gazeteci, Yazar Aytekin Gezici dün sabah “makul şüphe” oluştuğu gerekçesi ile evi aranarak gözaltına alındı. 

ATTIĞI BAZI TWEETLER YÜZÜNDEN ALINDI

Gezici, hakkındaki kararı, Twitter hedabı (@aytekingezici) üzerinden duyurdu. Sulh Ceza Hakimi Sinan Sivri tarafından alınan kararda “Eylem niteliği, mevcut delil durumu ile muhtemel suç eşyalarının ele geçirilmesi yönünde makul şüphesinin bulunduğu kanaatine varılmakla talebin kabulüne karar vermek gerekmiştir” deniliyor. Gezicinin avukatı Yusuf Özel gözaltı ve aramanın müvekkilinin attığı bazı tweetlerle ilgili olduğunu söyledi. 

Kararda, Aytekin Gezici’nin evinde arama yapılarak; bilgisayar, cep telefonu, harddisk, fotoğraf makinesi, kamera, program, SIM kartı, ses ve görüntü depolayan her türlü cihaza el konulmasına izin veriliyor. Sabah saatlerinde evinde arama yapılan Aytekin Gezici, gözaltına alındı. Adli tıpta sağlık kontrolünden geçirilen Gezici, daha sonra Emniyete götürüldü. Aytekin Gezici, bu işlemlerin ardından ise serbest bırakıldı. 

FUAT AVNİ’NİN KİTABINI YAZMIŞTI

Gözaltına alınan Gazeteci Aytekin Gezici, geçtiğimiz günlerde Twitter fenomenlerinden “Fuat Avni” ile ilgili yazdığı “Fuat Avni Firavun Sarayındaki Musa” isimli kitapla gündeme gelmişti. 1974 yılında, Adana’da dünyaya gelen Gezici, 1993 yılında başladığı gazetecilik yaşamını, Zaman gazetesi başta olmak üzere çeşitli yaygın ve yerel gazete ile televizyonlarda muhabir olarak sürdürdü. Star TV’de “Teksoy Görevde” ve TGRT’de “Babacan” Haber Programlarında muhabir olarak görev yapan Gezici’nin ilk kitabı, 1997 yılında “Bir Kısım Medya Manzaraları” Gazeteci Geyikleri, Öyküleri, Fıkraları ismiyle yayınlandı. Bir dönem Seyhan İlçe Belediyesinde Basın Danışmanı olarak görev yapan Gezici, “İmamın Ordusu Son Sığınak”, “Operasyon Cemaat”, “Yoksa Marx Haklı mıydı?” gibi pek çok kitabın da yazarı. 

KANUNLAŞMAYAN PAKETTE DAHA NELER VAR?

“Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun  Hükmünde Kararnamelere Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa Teklifi” adını taşıyan tasarı şu maddeleri içeriyor: 

- Ceza Muhakemesi Kanunu’nun  “Şüpheli veya sanıkla ilgili arama” maddesindeki değişiklikle, “Somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” ibaresi “Makul şüphe” olarak değiştiriliyor. 

- Taşınmazlara, hak ve alacaklara el koymanın kapsamı genişletiliyor. TCK’de “Anayasal Düzene Karşı Suçlar” başlığında sayılan ‘silahlı örgüt’ veya ‘örgüte silah sağlama’  suçundan el koyma kararı verilirken, ‘Anayasayı ihlal’, ‘Yasama organına karşı suç’, ‘Hükümete karşı suç’, ‘Hükümete karşı silahlı isyan’, ‘Silahlı örgüt’, ‘Silah sağlama’ ve ‘Suç için anlaşma’ soruşturmalarında da el koyma kararı verilebilecek. 

- Bir suç dolayısıyla yapılan soruşturma ve kovuşturmada iletişimin tespitine ağır ceza mahkemeleri yerine sulh ceza hakimlikleri veya yargılamayı yapan mahkemelerce karar verilecek. Şüpheli ve sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespiti, soruşturma aşamasında hakim; kovuşturma aşamasında mahkeme kararına istinaden  yapılacak. 

‘Devletin güvenliğine karşı’ ve ‘Anayasal düzene karşı’ işlendiği öne sürülen suçlarda; “dinleme ve kayda alma”, “gizli soruşturmacı görevlendirme”, “teknik araçla izleme” mümkün olabilecek. 

- Avukatların dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alması, savcının istemi üzerine hakim kararıyla kısıtlanabilecek. (HABER MERKEZİ)


 

‘İfade özgürlüğüyle uyuşmaz’

Tuba GÜNGÖR
İstanbul

Eski İstanbul Barosu Başkanı Turgut Kazan, Gazeteci-Yazar Aytekin Gezici’nin evinin aranarak gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Yolsuzluk operasyonları döneminde “Makul Şüphe”nin “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” ibaresi olarak değişmesinin Bakan ve Bakan çocuklarını korumak olduğunu söyleyen Turgut Kazan, yolsuzluğun üzerini kapattıkları için eski uygulamaya tekrar döndüklerine dikkat çekti. Önceki değişikliğin 17/25 Aralık soruşturmaları nedeniyle getirildiğini belirten Kazan, “Artık korkular kalmadı. Makul şüpheyi geri getiriyorlar ve dosyayı kapatıyorlar” dedi. Siyasi iktidarın hakimin keyfi değerlendirmesine bıraktığını söyleyen Kazan, Gezici’nin bu şekilde gözaltına alınmasını eleştirdi. Kazan, İnternet’te düşüncelerini ifade eden birinin göz altına alınmasının hiçbir şekilde ifade özgürlüğüyle uyuşmadığını ve demokrasiye uymadığını belirtti. 

OPERASYON BİTTİ ‘MAKUL ŞÜPHE’YE GERİ DÖNÜLDÜ

AKP Hükümeti, yargı ve emniyette Cemaate yönelik tasfiye operasyonunun ardından 17-25 Aralık sürecinde getirdiği düzenlemelerden geri döndü. 8 ay önce “Özel yetkili mahkemelerin kaldırılması” gerekçesiyle TBMM’den çıkarılan 5. yargı paketiyle telefon dinleme, mal varlığına el koyma ve yakalamayı zorlaştıran AKP, 8 aylık süreçte yargıyı yeniden biçimlendirdi. Yolsuzluk operasyonları kapsamında şüpheli ve sanıkla ilgili arama 4 Şubat 2014 tarihinde TBMM’de kabul edilen 5. yargı paketiyle şüphelinin üstü, eşyası, konutu ve işyerinin aranmasında “makul şüphe” ibaresi yerine “somut delillere dayalı kuvvetli şüphe” ifadesi getirilmişti. Böylece özellikle bakan çocukları, Reza Zarrab örneklerinde olduğu gibi kişilerin evlerinde savcıların makul şüpheye dayanarak arama yapmasının önüne geçildi. Şimdi ise AKP yeniden “makul şüphe” kriterine döndü. 


DÜZENLEMELER BİLİMSEL DEĞİL, SİYASİ

Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından düzenlenen “Ceza Muhakemesi Hukukunda Güncel Konular” adlı konferansta özellikle 17 ve 25 Aralık operasyonlarından sonra sıkça gündeme gelen “savcı-başsavcı- adalet bakanı arasındaki ilişki” ile “iletişimin denetlenmesi” ve “arama, el koyma”  tedbirleri tartışıldı. Kobanê’ye dair son gösterilerin ardından “yeni güvenlik paketi” adı altında Mecliste çalışmaları sürdürülen taslak metin de konferansa damgası vuran diğer bir konu oldu. Konuşmacılar, özellikle arama ve iletişimin denetlenmesi tedbirlerine ilişkin öngörülen değişikliklerin bilimsel olmayıp siyasi amaçlarla yapıldığının belirtti. Konferansta, düzenlemelerin aslında 17 ve 25 Aralık operasyonlarından önceki hale, bir dönüşü ifade ettiği ve bu anlamda siyasal iktidarın, Ceza Muhakemesi Kanunu’yla bu kadar sık oynamasının hukuka güveni zedeleyeceğini eleştirisi dile getirildi. Yrd. Doç. Dr. Murat Önok’un “siyasal iktidarı ilgilendiren bir soruşturma sürecinde sırf bu soruşturma için kanunların değiştirilmesi ve ilgili soruşturma hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildikten sonra tekrar eski haline benzer düzenlemeye gidilmesinin hukuk devleti ilkesiyle ne kadar bağdaşabilirse o kadar bağdaşabileceği” sözleri AKP’nin yasama yoluyla hukuki istikrara kadar müdahale ettiği ve “kişiye özel hukuk” yarattığı eleştirilerini akıllara getirdi. 

İstanbul Anadolu Yakası Cumhuriyet Savcılarından Cengiz Apaydın, konuşmasında savcıların sadece kanundan emir alabileceğini, adalet bakanının savcılara müdahale hakkının olmadığını, Başsavcılığın da ancak iş bölümü konusunda savcıya talimat verebileceğini söyledi. Apaydın, 17 ve 25 Aralık sürecindeki uygulamaların ve ardında Danıştay tarafından yürürlüğü durdurulan düzenlemelerin hukuka aykırılığına vurgu yaptı. (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

24 köy suyunu altın madenine verdiler

SONRAKİ HABER

UNISON Konferansı'nda Türkiye'deki baskılar konuşuldu

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa