17 Ekim 2014 06:00

İstanbul Barosu Genel Kurulu öncesi: Nasıl bir baro?

Türkiye’nin en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nun Genel Kurulu 18-19 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. 2 yıllık yönetimin belirleneceği seçimler; HSYK’da hükümet listesinin kazanması, polise verilen yetkilerin arttırılması ve yap boz tahtasına dönen yargı organlarına ilişkin tartışmaların gölgesinde gerçekleşiyor.

Paylaş

Eda YILDIRIM
İstanbul


Türkiye’nin en büyük barosu olan İstanbul Barosu’nun Genel Kurulu 18-19 Ekim tarihlerinde Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşecek. 2 yıllık yönetimin belirleneceği seçimler; HSYK’da hükümet listesinin kazanması, polise verilen yetkilerin arttırılması ve yap boz tahtasına dönen yargı organlarına ilişkin tartışmaların gölgesinde gerçekleşiyor.

Seçimlerde 5 grup yarışıyor. En dikkat çeken gruplarından birisi Özgürlükçü Demokratlar Avukatlar Grubu (ÖDAV), baro yönetimine eş başkanlık sistemiyle aday. Listesindeki kadın temsiliyeti de oldukça fazla. Geçtiğimiz seçimlerde, Katılımcı Avukatlar Grubu ve Özgürlükçü Hukukçular Derneği ile ortak aday çıkartan Çağdaş Avukatlar Grubu, bu sene tek başına giriyor. Hükümete yakınlığıyla bilinen Yargıda Birlik Platformu da liste çıkartıyor. 2002 yılından bugüne başkan olan Ümit Kocasakal, yine Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu’ndan aday. Diğer grup ise İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu...

ÖDAV: BAROLAR HALKIN YÖNETİM ERKİNE MÜDAHALESİNİN BİR KÜRSÜSÜ OLMALI

Özgürlükçü Demokratlar Avukatlar Grubu (ÖDAV) Eş Başkan Adayı Avukat Yıldız İmrek: ÖDAV olarak, “Özgür savunma, demokratik baro” zemininde, güncel temel sorunlara temel yanıtlar üreterek yeni bir baro politikası platformu ortaya koymuş olduk. Demokratik ve özgürlükçü hukuk anlayışı bağlamında; Ceza ve infaz yasasının demokratikleşmesini, düşünce suçunun, Terörle Mücadele Yasası’nın (TMY) ve her türlü özel yargılama usulünün ortadan kaldırılmasını savunuyoruz. Kürt sorunu, halkların tam hak eşitliği temelinde demokratik çözüme kavuşturulmalı, kalıcı barış için demokratik anayasa yapılmalıdır.  Halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı duyulmalı, savaş iç ve dış politikanın bir boyutu olmaktan çıkarılmalıdır. Özgürlükçü laiklik anlayışın gereği olarak; devletin inançlar karşısında ayrımcı ve baskıcı, jakoben düzenleyici bir rolünün olmaması gerekir. Ancak, dinin de yönetim, eğitim, kültür, sanat, hukuk ve bilim üzerinde bir yönlendirmesi ve baskısı olmamalıdır.

İstanbul barosu yönetimi, Rojava’ya insani koridor açılmasına karşı çıkmakta, AKP Hükümetinin halka ve HDP’ye yönelttiği hukuk dışı tehdit politikasına destek sunmakta, halkın meşru temsilcisi PYD ile işgalci, katliamcı ve dinci-faşist IŞİD’i eşitleyerek ona meşruiyet atfetmektedir.

Baroda başkanlık sistemi tekçi mutlak ve ataerkil yönetim anlayışının kalıntısı olarak devam etmektedir. Kadınların eşit temsil hakkını ve iddiasını, eşbaşkanlık sistemi ile bir adım ileriye taşımış olduk. Aday arkadaşlarımız aynı zamanda insan hakları mücadelesinden, kadın hareketinden, LGBTİ hak mücadelesinden gelen; kadın cinayetlerinde, Soma’da, Gezi’de, Roboski’de katliamların, hak ihlallerinin ve hak arayışlarının takipçisi olan mücadeleci kadınlar. Aday listemiz, bu yanıyla cinsiyetçi, faşizan, dinci otoriter yönetim anlayışına da bir cevap niteliğindedir.

Ayrıca, Kadın Hakları Merkezinin şiddete uğrayan, hak arayan kadınla buluşturulması, kadın meslektaşlarımızın karşı karşıya kaldığı ayrımcılık, taciz ve mobbing gibi sorunlarda “kadının beyanı esastır” ilkesini hayata geçirecek disiplin kuralları ve meslek etik ilkeleri değişikliğini de gerçekleştirmek istiyoruz.

Baroların hem özgürlükçü-emekten yana yasal değişiklikler için mücadele etmesi ve hem de halkın hak taleplerine ilişkin yargılama süreçlerinde müdahil olması gerektiğini düşünüyoruz.
Türkiye’de yargı bağımsızlığı hiçbir zaman olmamıştı, ama yargının siyasi iktidara bağımlılığı, AKP-Cemaat çatışmasıyla herkesin görebileceği bir aleniyet kazanmış oldu. AKP ve Cemaatin halka ve demokrasi güçlerine karşı giyotin gibi işleyen özel yetkili mahkemelerle oluşturduğu vesayet, ikisi arasında kıyametin kopmasıyla geçen hafta sonu tamamlanan HSYK seçimlerinde açık çatışmaya dönüştü. HSYK seçimleri, yargıda kapsamlı bir değişikliğe ihtiyaç olduğunu da ortaya koymuştur.

Özgürlükçü Demokratlar Avukatlar Grubu Eş Başkan Adayı Avukat Ercan Kanar: Gerek baro yönetiminden gerekse diğer guruplardan çok temel ayrımlarımız var. Biz ırkçı, milliyetçi, ulusalcı, şoven bir baro istemiyoruz. İnsan hakları hukukunun evrensel ilkeleri bizim asgari paydamızdır. Yani sadece bireysel haklar ve klasik demokratik ilkeleri değil, dayanışma haklarını, halkların haklarını, azınlık haklarını da savunuyoruz. Dillerin ve halkların hak eşitliğini savunuyoruz. Bu bağlamda Kürt sorununu hukuki düzenlemelerle çözümlenmesinde diğer guruplardan ayrıyız. Anadilde eğitim ve her alanda anadil kullanımının, anadilde savunma hakkının her aşamada kararlı savunucusuyuz. Bir başka ayrım noktamız; azınlık hukuku konusundadır. Azınlık haklarının kararlı savunucusuyuz.

Mevcut baro yönetimi ırkçı, şoven, milliyetçi ve ayrımcıdır. Halkların hukukuna, haklarına, azınlık haklarına, ezilenlerin haklarına karşıdır. Mesleki sorunlarda aciz ve çözümsüzdür. Stajyer avukatlarla ilgili, işçi avukatlarla ilgili, kamu avukatlarıyla ilgili sorunlara doğru çözüm getiren bir anlayıştan yoksundur. Mesleki konularda dahi ayrım yapmıştır.

Biz hukuk ve yargı sisteminde köklü değişiklikten yanayız. Yargılamaya halkın katılımını, demokratik jüri sistemini savunuyoruz. Bu Amerika ve İngiltere’deki sistemden farklı bir yaklaşımdır. Değişken, meslek haline gelmeyen; demokratik kurumlardan, sendikalardan, insan hakları kurumlarından oluşan ve değişken bir jüri sistemi. Ayrıca 5 yıl avukatlık yapmadan savcı ve yargıç olunmamalıdır. Yargıçlar kurulu özerk olmalı, savcılar kurulu özerk ve ayrı olmalıdır. Yargıçlar halk tarafından seçilmelidir. Yargıçlar ve savcıların toplu sözleşmeli, grevli sendikal hakları olmalıdır. Bir başka ayrım noktamız; ceza yasasındaki mağdursuz suçlar kaldırılmalıdır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası kaldırılmalıdır. Müebbet cezalar 5 veya 7 yıl sürelerle gözden geçirilmelidir, kesin hüküm olmamalıdır. İnsanların özgürlüğe kavuşmayı umut etme hakkı olmalıdır. 5 yıla kadar cezalarda hapis cezası olmamalı, ertelenmelidir. Hücre cezaları ceza yasası ve infaz yasasından çıkarılmalıdır. Gözaltı olmamalıdır, kolluk görevlilerinin sorgulama yetkisi olmamalıdır. Kolluk görevlileri sadece maddi ve teknik delilleri toplamalıdır. Bir başka ayrım noktamız; baroda temsilciler seçimle gelmelidir. Komisyonlar özerk olmalıdır. Doğrudan demokrasi uygulanmalıdır. Biz diğer guruplardan farklı olarak Adalet Bakanlığına ve vesayetine karşıyız. Adaletin Adalet Bakanlığına ihtiyacı yoktur. Valilerin baroları görevden alma yetkisi kaldırılmalıdır. Tüm bu önemli ve daha birçok noktada mevcut yönetim ve aday olan diğer gruplardan farklıyız.

ÇAG: AVUKATLARLA BİRLİKTE  YÖNETECEĞİZ

Grup Çağdaş Avukatlar Grubu Başkan Adayı Avukat Ayhan Erdoğan: Bizi diğer gruplardan ayıran iki temel unsura değinmek isterim. Birincisi Çagdaş Avukatlar Grubu (ÇAG) bu alanda toplumsal mücadeleler içinde örgütlenerek halkı, emeği savunan ilk ve tek örgüttür. Hukukun üstünlüğü grubu ile milliyetçilerin kurduğu gruplar haricindeki tüm gruplar bizi içimizden mücadele etmek istedikleri alanların farklılığı gerekçesiyle ayrılıp oluşan gruplardır. Dolayısıyla emek ve demokrasi mücadelesinde bayrak hala CAG’dadır. İkinci önemli farkımız ön seçimle (HÜP hariç) adaylarımızı belirlemektir. Zira nasıl gelirsen öyle yönetirsin, biz Baro’yu avukatlarla birlikte yöneteceğiz. Atama yoluyla aday olmadık, demokratik teamülleri baroyu yönetirken de işleteceğiz.

CAG olarak İstanbul Barosu yönetimine talip olmamızın iki sebebi vardır. Öncelikle mesleki sorunlarımızın çözülmesi gerekmektedir. Genç avukatların büro sorunlarında çözüm bulmak gerekiyor. Bu nedenle adliye yakınlarında çalışma alanları yaratarak kütüphanesi müvekkil görüşme bilgisayarlı çalışma imkanı sağlayacağız. İşçi avukatların çalışma biçimlerini düzenleyen tip sözleşme yönetmelikleri çalışmalarında sorunun sahipleriyle birlikte çalışacağız. Mesai sorunları, vekalet ücretleri çözüm bekleyen sorunlarındandır. Sendika üyeliği sağlanarak kurumsal temsili için çalışılacaktır. Bağlı avukatların gösterge vekalet ücreti sorunlarının çözümü disiplin soruşturmasında devlet memurları kanunu yerine avukatlık kanunun uygulanması yöneticilerinin hukukçu olmaması sorunlarını öncelikle çözmek için çalışacağız. CMK servisinde hizmet veren avukatların öncelikle düşük ücret ve ücretlerinin geç ödenmesi sorunu var. Masraflarının karşılanmaması sorunu ile vergi kesintisi ücretleri daha da düşürerek bu faaliyeti angarya haline getirmektedir. Ücretin arttırılması ve zamanında ödenmesinin teminiyle dava masrafların karşılanması için CMK servisindeki meslektaşlarımızla birlikte çalışacağız. Öncelikle kadın ve tabii ki erkek avukatların duruşma sırasında ihtiyaç hissettiği zaman çocuklarını bırakabilecekleri adliyelerde bakım odaları kuracağız.

Ümit Kocasakal mesleki sorunları çözemediği gibi dert de edinmemiştir. İktidarın yargıyı silah olarak kullanmasına karşı çıkıp yargının politik muhaliflerin tasfiye aracı olarak kullanılmasının önüne geçmek için Baro olarak mücadele edeceğiz. Ümit Kocasakal ve ekibi sadece kendini yakın hissettiği davalara ilgi göstermektedir. Buradaki eleştirimiz o davalara ilgi göstermesi değildir. Bazı davalarda “Bu resmin içinde yer almam” demesidir. Temel farkımız hukuk yoluyla politik tasfiyeye karşı çıkmaktır. Laiklik Baro tarafından savunulması gereken en temel değerlerimizdendir. Ayrıca Baro’yu tek adam yönetimi olmaktan çıkarıp avukatlarla birlikte yöneteceğiz.

HÜP: BARO MESLEK ÖRGÜTÜ OLMALI

Hukukun Üstünlüğü Platformu (HÜP) Başkan Adayı Avukat Abdullah Arar: Biz, mevcut baro yönetimlerinin avukatlığa, yargıya ve adalete dair bir vizyonları bulunmadığını ve misyonlarının da, 32 bini aşkın avukatın ve kurumsal olarak baronun gücünü kullanarak kişisel ikballeri adına basmak olarak kullandıklarını gördüğümüzden, “yeni baro” paradigması ile:

* Çoğulcu, demokratik, katılımcı, saydam, hesap verebilir,

* Baronun kaynaklarını öncelik sırasına ve yerindelik kurallarına uygun olarak avukatlara tahsis eden,

* 32 bin avukatın aşınan itibarını ve bu yönetimler döneminde gerileyen ekonomik ve sosyal haklarını meslek onuruna yakışır hale getirmeye öncülük eden,

* Baroyu salt siyaset kurumu olarak gören örgütlü azınlığın tasallutundan avukatın meslek örgütü haline getiren yeni ve sosyal bir baro hedefliyoruz.

* Düzenlenmesinden büro edindirmeye, yeşil pasaporttan, adaletsiz vergi yüküne, aidat sorunlarından bağlı çalışan üstatların ücret sorununa,

* Avukat sicil affından asgari vekalet ücretinin peşin ödenmesinin dava koşulu sayılmasına kadar bütün sorunlarımıza detaylı çözümler geliştirdik.

Biz, diğer grupların içine düştüğü statükocu/dayatmacı, etnik söylem ve  ötekileştirme anlayışlarından uzak, cinsiyet, etnisite, din,dil,mezhep,siyasi ve ideolojik ayrım gözetmeden 32.000 avukatı birinci sınıf ve eşit gören bir baro hedefliyoruz.

Ülkemizde kuvvetler ayrılığı yerine güçler çatışması oluşturarak “yönetilemez ülke” oluşturmak isteyen anlayışlar, bazen darbelerle bazen de yargıçlar eliyle toplumsal kaos oluşturmaya çalışmışlardır. “Bir sağdan bir soldan asalım” anlayışından, darbecilerden, derin ve paralel çetelerden talimat alan hakim/savcılar yargı kurumunun itibarını sarsmıştır. Diğer taraftan temel yasaların sık sık değiştirilmesi ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Çözümün, özgür ve eşit bireyi önceleyen yeni bir yapılanma kurmaktadır. Bu da temel norm olan anayasanın çoğulcu, özgürlükçü ve sivil anlayışla yeniden yapılmasındadır.

Sayın Kocasakal, “barodan öte” ve “savaş kabinesi” diyor, önseçim bile yapmaya cesaret edemiyor, avukatların kendisini seçmeye mecbur olduğu rüyasını görüyor. Biz ise önce avukatın emrinde baro diyoruz. Önce barış diyoruz.

KOCASAKAL: AYRIM YAPMADIK

2002 yılından bu yana İstanbul Barosu Başkanlığı görevini yürüten Ümit Kocasakal, 2014-2016 dönemi için yine yönetime  adaylığını koydu. Önce İlke Çağdaş Avukatlar Grubu adayı olan Kocasakal’a tüm çabalarımıza rağmen ulaşamadık. Bu nedenle Platformun seçim için hazırlamış olduğu broşürden bazı bölümleri paylaşıyoruz: 

“Bugün Türkiye, adalet inancının toplumsal boyutta önemli ölçüde yitirildiği bir ülkedir. Yolsuzlukların ayyuka çıktığı, ayakkabı kutularında dolarların istiflendiği, dolarların günlerce sıfırlanamadığı bir ülkedeyiz. Üstelik, bütün bunları yapanlardan hesap sorulamayan, soruşturma yapan savcıların görevden alındığı, özel yargıçlar atanıp tahliyelerin sağlandığı, sağlayanların da başka özel mahkemelerde taltif edildiği bir ülkedir artık Türkiye...

Yargı bağımsızlığının da tarafsızlığının da tümüyle yitirildiği ve yeniden oluşturulması uğruna en küçük bir çabanın bile sergilenmediği bir ülke... İstanbul Barosu olarak bütün hukuksuzlukların başvuru merkeziydik. Meslektaşlarımızın karşılaştığı sorunlara Avukat Hakları Merkezi, yurttaşların karşılaştığı sorunlara da CMK Uygulama Merkezimizle yetiştik. Üstelik hak ihlaline uğrayanın kim olduğuna, cinsine, ırkına, rengine, kökenine bakmadan yetiştik ihlallere. Sorunlara ideolojik pencereden değil, mesleki açıdan yaklaştık. Pusulamız adil yargılanma ilkesiydi. 

İstanbul Barosu olarak TBB bünyesinde hazırlanan Avukatlık Yasa Taslağına, sorunlarımızın çözümüne yönelik önerilerde bulunarak katkı verdik. Açılan Üniversitelerden, sınava ve mesleğe ilişkin yeni iş olanaklarına, yeni çalışma usullerinden, nitelik arttıran eğitimlere kadar pek çok alanda yeni düzenleme öngördük. Mali sorunları; adaletsiz ve dengesiz ücret dağılımını, ek göstergenin unutulmuşluğunu, yan ödeme, özel hizmet tazminatı ve yargı ödeneği sorunlarını tartışıp değerlendirdik. 

Mesleğimizin saygınlığını geliştirmek amacıyla ortak davranış biçimleri oluşturulmasına özen göstererek daha kaliteli bir meslek algısı yaratmayı temel amaç bileceğiz.”

ÖNCEKİ HABER

Meksika’da öğrenci katliamları

SONRAKİ HABER

Ekrem İmamoğlu: İstanbul'da en büyük ihaleler canlı yayınlanacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa