16 Ekim 2014 16:38

Tarih sadece egemenleri yazmaz

Kürde ve Kürdistana dair düşünce ve yaklaşımların en somut halinin bir ifadesi olarak Kanatlı-78 Tatbikatı’ndan bugüne yaşanan katliamlar ve baskılar birbiriyle aynılaşırken, sorunun çözümüne ve anlayıştaki değişikliğe dair hiçbir adım atılmadı

Tarih sadece egemenleri yazmaz
Paylaş

Rojhat TURGUT
Marmara Üniversitesi


Tarih 13 Eylül 1978, günlerden Cumartesi, özellikle Hürriyet Gazetesi Hakkari Yüksekova’da Kürdistan’ın orta yerinde yapılan Kanatlı-78 Tatbikatı’nın tüm ayrıntılarını fotoğraflarla manşetten veriyordu. Her askeri tatbikatta olduğu gibi bu tatbikatta da dost ve düşman kuvvetler tatbikatın özneleri, tarafları idiler. Ama mesele şurada ki; Kanatlı-78 Tatbikatı’nda askerlerin canlandırdığı düşman kuvvet siyah kıl çadırlarda, obalar halinde yaşayan Kürtlerdi. Günlük yaşam tarzları, şal-şapikli erkekleri, ezgileri, koyun sürüleri, süt sağanları, çocukların arasındaki Kürtçe oyunlar vs. her şey Kürtleri sembolize ediyordu.

Tatbikat senaryosu, kıl çadırlarda yaşayan göçebe Kürtlerin 48 saatte yok edilmesi üzerine kuruluydu. Devlet bu tatbikatla Kürtleri resmen düşman olarak ilan etmiş, yok edilmeleri gerektiğini de açıkça duyurmuş oluyordu. Tatbikata ismini veren emekli Orgeneral Şükrü Kanatlı, jandarma genel komutanlığı yapmış, Osmanlı’nın son dönem subaylarındandır.

SENARYO HEP AYNI

Bu tatbikat sırasında Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Jandarma Genel Komutanı da milli güvenlik konseyi üyesi darbeci Sedat Cilasun’dur! Ve bu tatbikat o zaman iktidarda olan Ecevit hükümetinin gözetiminde yapılmıştır. Tatbikatı izlemesi için bir muhabir gönderen Milliyet’in haberine göre tatbikatta düşman gerillaların komutanı rolünde daha sonra o bölgede adı çok duyulacak bir isim daha vardır: Jandarma Yüzbaşı Arif Doğan. Geçtiğimiz yıllarda yazdığı ‘JİTEM’i Ben Kurdum’ adlı kitabıyla Kürdistan’da yaptıkları vahşetleri bir bir anlatan Doğan, tatbikat sırasında patlayan bir bomba sonucunda elinden yaralanır.

Daha önce Dersim ve Zilan’da uygulanan operasyonun bir canlandırmasıymış gibi yapılan tatbikatı, aynı zamanda tatbikattan 3 ay sonra yapılan Maraş Katliamın’dan, son dönemde yaşadığımız Roboski ve Lice katliamlarına dek yaşanan katliamların da bir hazırlığı ve habercisi olarak görebiliriz. Kürde ve Kürdistana dair düşünce ve yaklaşımların en somut halinin bir ifadesi olarak Kanatlı-78 Tatbikatı’ndan bugüne yaşanan katliamlar ve baskılar birbiriyle aynılaşırken, sorunun çözümüne ve anlayıştaki değişikliğe dair hiçbir adım atılmadı. Bir adım ileri iki adım geri misali Kürt halkının dişiyle tırnağıyla kazandığı bütün haklar gasbedilmeye ve sorunun kalıcı çözümü ertelenmeye çalışıldı. Senaryo her zaman ve her yerde aynıydı.

HÜKÜMETİN B PLANI

Bir aya yakın bir süredir IŞİD adı verilen bir soysuzlar çetesinin, kana ve gözyaşına boğulmuş, gericiliğin kalesi haline getirilmek istenen bir coğrafyada halkın kendi kaderini tayin ettiği ve kendi yönetimlerini kurduğu Rojava’nın Kobanê kantonuna yönelik saldırılarını konuşuyoruz. Saldırıların başladığı günden beri IŞİD’i her koşulda destekleyen, kendi sınırlarından militan ve mühimmat geçişine göz yuman hatta kaynak sağlayan Türkiye, Türkiye ve Kürdistan’ın her yerinde halkın sokağa çıktığı Kobanê’ye destek eylemlerine ise büyük bir öfke ile saldırmakta. Devlet, polisin ve jandarmanın yaptıkları yetmezmiş gibi birçok yerde B planını devreye sokup HÜDA-PAR’ı ve milliyetçileri sokağa dökmekte.

AKP Hükümeti bugün bütün bu kanlı geçmişten aldığı düşünce ve pratiği; Gezi’de, Roboski’de, Lice’de, Rojava’da aynı kararlılıkla sürdürmekte. Hala ana dilinde eğitim hakkını tanımamakta, Kürt halkının demokratik özerklik talebini görmezden gelmekte ve yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır gerçekliğiyle zorbalıklarına her gün yenisini eklemektedir. Ama tarih sadece egemenleri yazmaz.

 

Reklam
Reklam
ÖNCEKİ HABER

Doğru mu alternatif mi?

SONRAKİ HABER

Diyarbakır Emek ve Demokrasi Platformu: Toplu intihara hayır, toplu istifa istiyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa