16 Ekim 2014 07:21

HSYK yargıyı yönetmemeli

HSYK’nin 10 üyesinin belirlendiği seçimleri evrensel’e değerlendiren Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Karadağ, “HSYK yargıyı yönetmemeli, yürütmeye karşı korumalı” dedi.

Paylaş

Arif KOŞAR
İstanbul


HSYK’nin 10 üyesinin belirlendiği seçimlerde hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu (YBP) 8 üyeliği kazanırken; yargı-hükümet ilişkisinde korkulan oldu. Memnun olunacak bir durum zaten yoktu, denilebilir. Ancak hükümetin bu kadar etkin olduğu bir HSYK ile, “yargının iyice çivisi çıkacak” öngörüsü de heralde abartı olmaz. Seçimlerde YARSAV ile ittifak yaparak liste çıkaran Yargıçlar Sendikası Genel Sekreteri Mustafa Karadağ ile YBP’nin listesini, bu listedeki ittifakları, yargının durumunu, HSYK’nin gelecekteki olası tutum ve çatışmalarını konuşuyoruz.

HSYK seçimleri sonuçlandı... Hükümetin desteklediği Yargıda Birlik Platformu (YBP) kazandı. Nasıl oldu?
Devletin bütün olanaklarını kullandılar. Gerek ekonomik gerek bürokratik. Bunun sonucunda adil olmayan bir yarış oldu. Türk yargıç ve savcıları, yargının Hükümete ya da Cemaate teslim edilmesi noktasında bir tercihe zorlandı. Birçok hakim ve savcı samimi düşüncesi farklı olmasına karşın bu zorlama nedeniyle Hükümet ya da Cemaatten birisini tercih etmek zorunda kaldı. Burada iki soru vardı: Yargının Hükümete teslim edilmesi mi iyidir, Cemaate mi teslim edilmesi mi? Tercih; burada Hükümete teslim edilirse daha iyi olur şeklinde oldu. Maalesef başka bir yola ikna olmadılar. Cemaat illegal ve bilinmeyen bir yapı.

İyi de bu bilinmeyen yapı, nasıl bu kadar etkin olabildi? Bu da mı bilinmiyor?
2006-2007 yılındaki davalarda türlü hukuksuzlukların yapıldığı bir yargılama sürecine tanık olduk biz. Ve bu yargılama sürecinde hiçbir hukukçunun onaylamadığı yanlışları bile bile yapan hukukçular Cemaate mensuptur denildi. Neticede bunlar görevden alındı. Hükümet bu Cemaatten desteğini çekince; bu Cemaatin hiçbir olumsuz tavrına tanık olmadık. Hükümetin desteği olmadan hiçbir sivil güç kendisini ifade edemiyor. Bu her yerde böyle...

HSYK’de YBP’nin kazanması ne anlama geliyor? Bundan sonra ne olacak?
Dünyanın hiçbir yerinde askeri örgütler eliyle diktatörlükler gelmemiştir. Biz biliyoruz ki; tarihte bütün diktatoryal yapılar Hükümetle gelmiştir. Kuvvetler ayrılığı ilkesi kalkıyor, kuvvetler birliği oluyor. Diktatoryal bir yapıya gidiyor. Seçimlerdeki baskılar da bunun küçük bir örneği...

Ne gibi baskılar? Neler yaşandı?
Başsavcıları ve komisyon başkanlarını tehdit ettiler. Etkileyici güç zaten bunlardır. Başsavcılara denildi ki, “Bulunduğun yeri kontrol et. Yoksa orada başsavcı olarak duramazsın.”

Bunu siz açıkça duydunuz mu?
Duyduk tabii ki... Başsavcılara “YBP dışındaki adaylara kolaylık göstermeyeceksiniz.” denildi. Bizzat söylendiğini duyduk... Savcılar bize bunu ifade etti. Ayrıca Yargıtay üyeliği sözleri verildi. Bunları bir şekilde duyuyoruz. Üç ay sonra göreceğiz. YBP temsilcilerini ilk Yargıtay ve Danıştay üyeliği seçimlerinde takip edelim, kimler var kimler yok? Teşvikleri buradan anlayacağız.

Adalet Bakanının Başsavcının koltuğuna oturması da epeyce dikkat çekmişti.
Türkiye’de her zaman siyasal iktidarlar yargıyı bir şekilde etkilemek istedi. Ama  ilk defa bir Adalet Bakanı, başsavcının koltuğuna oturdu. Türkiye’de ilk defa başbakan ve milletvekilleri HSYK seçimlerini tanımayacaklarını söyledi. Ve Türkiye’de ilk defa Ankara Adliyesinin önüne sandalyeler konuldu, YBP temsilcileri bu sandalyelere oturdular. Ve adliyeye oy vermeye gelen hakim savcıların gözlerinin içine baktılar. Daha hiç böyle bir şey olmamıştı. Ankara Adliyesinin kapısının önüne sandalye atılmamıştı.

Bu sandalyeler ne anlama geliyordu?
Ankara küçük bir adliye değil. Taşra değil. Dükkan değil. Sandalye atılıyor, “Geldin, farkındayız senin” deniliyor. Bu ciddi bir mahalle baskısıdır ve hiçbir zaman böyle bir şey olmadı...

Yargı en azından teoride, yürütme gücünü sınırlayan en önemli kurumlardan birisi. Halk açısından da, tabii yine teoride, haksızlıkları çözme kurumu. Peki, bu tablodan sonra vatandaş ne yapacak?
Bizim umudumuz şu: Bu arkadaşlarımızdan bağımsız ve tarafsız davranmalarını bekliyoruz. Hükümetin her dediğine ‘evet’ dememelerini bekliyoruz. Şu anda Türk yargısının tarafsızlığı ve bağımsızlığının güvencesi bu kişilerdir. Bütün yük YBP listesi de dahil, AKP’li olmayan ama HSYK’ye seçilen bu 8 kişinin omzunda... Biz onlardan tarafsızlık, objektif değerlendirme bekliyoruz. Aksi halde kesinlikle yargının bağımsızlığı ortadan kalkar. Ve böyle bir rejime kesinlikle demokrasi denemez. Artık kimse Hükümete “Yargıyı kontrol edemiyorsun” diyemez. Hükümet, HSYK’de etkin çoğunluğa sahip... Bu yargı bağımsızlığıyla çelişen bir durumdur.

YARSAV ve Yargıçlar Sendikası olarak ortak bir liste ile seçimlere katıldınız. Hiçbir adayınız seçilemedi. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Hakim savcılardan bize çok olumlu dönüşler vardı. Fakat Hükümet desteğindeki 2010 HSYK’sindeki Cemaat yapılanmasının hakim savcılar üstündeki sicil tehdidi, atama tehdidi nedeniyle oluşan düşmanlık; Hükümet tarafından kullanıldı. Yani Hükümet eski ortağını düşman ilan etti. Kendisinin yarattığı olumsuzluklardan bir mağduriyet yarattı. Ve hem siyasi olarak hem de Adalet Bakanlığı bürokratlarının baskısıyla yargıç ve savcıları, en başta söylediğimiz gibi, Hükümet ya da Cemaati tercihe zorlandı... Algı yönetimiyle Hükümet tarafından başka bir çözümün olamayacağı da dayatıldı.


‘DEVLETİ KORUMA’ REFLEKSİ VAR

Yargının hali de ortada... Herhalde siz de dahil kimse memnun değildir...
Biz Yargıçlar Sendikası olarak yargının şu an maruz kaldığı baskı ortamı yok olsun, yargı itibarı geri alınsın diye bir adım attık. Biz diyoruz ki; bu mücadele yargının haysiyet mücadelesi. Biz artık ‘HSYK, yargıyı yönetmesin, yargıya müdahaleler olmasın’ diyoruz. Bu ciddi bir konu, sanki basit gibi söylenen bir söz ama gerçekten baskılayan bir güç oluşmasın diyoruz. Bu baskı ortamı ortadan kaldırılsın. Gerçekten HSYK şu anda yargıyı yöneten bir kurum niteliğinde.

HSYK yargıyı yönetmemeli mi diyorsunuz?
Evet yönetmemeli. Yargıçların, savcıların güvencesi olmalı. Yürütme organına karşı bir güç olarak durmalı.

Bugün yönetiyor mu HSYK?
Evet şu anda yönetiyor.

Nasıl yönetiyor?
Diyorlar ki; örneğin mahkeme kuruluyor, yasa çıktı. Hükümet eliyle yönetiliyor yargı. Örneğin terör mahkemelerini, özel yetkili mahkemeleri kaldırdılar, o süreci hatırlayalım; o mahkemeleri kapattılar ama dediler ki yürüyen davalara özel yetkililer baksın. Şimdi yeniden terör mahkemesi kuruluyor, eski özel yetkili mahkemenin baktığı davalara birkaç değişiklikle şimdi terör mahkemeleri bakacak. Ve terör mahkemesine yeni hakimler atadılar. İşte bu yargıyı yönetmektir.
DGM’ler kapandı, özel yetkili mahkemeler açıldı, bunlar kapandı, terör mahkemeleri gündeme geldi. Bir farkı var mı?
Terör mahkemesi de kapandı. Bütün ağır ceza mahkemeleri artık terör mahkemesi oldu.

Fiilen mi öyle oldu?
Fiilen öyle oldu.

Peki bu durum nasıl çözülür, ne öneriyorsunuz?
Tabii ki, zihniyet değişecek. Terör mahkemeleri de kapatıldı ama anayasal suç bürosu kuruldu. Artık onlara o büro bakıyor. Başsavcılar ona göre savcı görevlendiriyorlar. Eskiden HSYK görevlendiriyordu, şimdi başsavcı görevlendiriyor. Başsavcı da HSYK’yi atayınca, dolayısıyla böyle bir etkileme oluyor.

‘Özel yetkili mantığı devam ediyor’ diyorsunuz?
Tabii fiilen devam ediyor. Yargı ‘devleti koruma’ refleksinden vazgeçmeli. Yargı sadece adalet aramalı, soyut bir adalet olmalı. Mussolini’nin devleti koruma yasası gibi, devleti koruma zihniyeti olmamalı.


 YARGI KENDİSİNİ YÖNETSİN

Demokrasi ve insan hakları açısından da yargının, elbette bir duruşu var. Ve bu duruşun pek de makbul olmadığı konusunda herhalde hem fikiriz. Eski için de yeni için de... Burada siz hangi noktada duruyorsunuz?
Hepimiz her gün eğitiliyoruz. Türkiye’de basında, yargıda, emniyette, siyasetçisinde her yerde bir eğitilme durumu var. Bu yaşama dair bir gelişme. Bunu bir şeyle ilişkilendirmiyorum. Bizim getirmek istediğimiz bakış, bir kere yargı adalet yönetiminden başlayarak demokratik ilkelere göre yönetilsin, yargı kendisini yönetsin. Onun için de seçim döneminde adliyeler kendini yönetmelidir, adalet komisyonu başkanlığı üyeleri seçimle göreve gelmelidir dedik. Adliye çalışanlarıyla ilgili konularda karar alma konusu geldiğinde yargı çalışanlarından da komisyona katılım olmalıdır, onlar da oy vermelidir diyoruz. Bir kere buradan bir demokratik refleksler yerleşsin diyoruz. İnsan hakları bağlamında daha özgürlükçü, hakların demokratik kullanımlarının içselleştirmesinin gerektiğini söylüyoruz. Biz bunun yaşayarak yapmanın doğru olduğuna inanıyoruz. Özellikle belli bir zamanda belli bir konuda çalışmış değer yargıları yerleşmiş insanları değiştirmek çok zor. Türkiye’de birçok yasa değişti ama hakimlerin uygulamaları değiştirilemedi. Bunlar yavaş yavaş olacak. Örneğin ben aile hakimiyim, bizim mahkememizde uluslararası sözleşmelerin hepsi uygulanıyor, AİHM kararlarına uyuluyor. Ama başka mahkemede uygulanmadığı olabiliyor. Bu yaşayarak olacak. Biz yapacağız, görülecek.

Türkiye’nin toplam demokratikleşmesiyle ilgili de bir mesele galiba.
Kesinlikle tabii. Biz şimdi yargıyı alıp bütün Türkiye halkından soyutlayıp, başka bir yere oturtup da söylersek inandırıcı da olmaz.


SEÇİMLERİ HÜKÜMET KAZANMIŞTI

Geçtiğimiz Pazar, 10 HSYK üyesinin seçimi için 13 bin 994 hakim ve savcı 81 ilde sandık başındaydı. YBP listesinden 8 kişi seçilirken, 2 kişi de cemaate yakın isimlerden oluşmuştu. Danıştay ve Yargıtay’da yapılan seçimlerde de 5 üye belirlenmiş; YBP’nin desteklediği adaylar kaybetmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın atayacağı 4, Adalet Akademisi tarafından belirlenecek 1 üye, doğal üye statüsündeki Adalet Bakanı ve Müsteşarı ile birlikte 22 HSYK üyesi belirlenmiş olacak. Atamalar ve doğal üyeliklerle 7 kişiyi doğrudan hükümet belirliyor. HSYK Genel Kurulu’ndan hükümetin beklediği; en az 5 hükümete yakın ismin belirlenip 22 kişilik HSYK içinde 12 kişilik karar çoğunluğuna ulaşmaktı. Şimdi YBP listesinden 8 kişi seçilmesi nedeniyle görünüşte 15 üyelik çoğunluğa ulaşıldı. Ama YBP listesinden kazanan liste; yapılan ittifak nedeniyle karışık. 8 kişinin 4’ü ülkücü, 2’si sosyal demokrat, 2’si de hükümete yakın. Yani ülkedeki siyasi tabloya göre; ortak hareket etmesi oldukça zor bir bileşim... Tablonun nasıl şekilleneceği ise önümüzdeki günlerde belli olacak.

AKP DEĞİŞİKLİK TEKLİFİ SUNDU

AKP milletvekileri tarafından ‘Hakimler ve Savcılar Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelere Değişiklik Yapılması Hakkında Yasa Teklifi’, TBMM Başkanlığı’na sunuldu. Teklife göre; Yargıtay Kanunu’nda yapılan değişiklikle, Yargıtay’da yeteri kadar tetkik hakimi bulunacak. Tetkik hakimleri, meslekte en az 5 yılını fiilen doldurmuş adli yargı hakim ve Cumhuriyet Savcıları arasından HSYK tarafından atanacak. Hakim ve savcı adaylığı dönemi sonunda yapılan yazılı sınavda başarılı olduğu halde Kurul tarafından mesleğe kabul edilmeyenler, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 60 gün içinde, mesleğe kabul edilmeleri talebiyle Kurulun ilgili dairesine başvurabilecek. HSYK 1. Dairesi’nin; Türkiye Adalet Akademisi tarafından yapılan planlamaya ve alınan taleplere uygun olarak eğitim programlarına katılmaya izin verme yetkisi de yürürlükten kaldırılıyor.

ÖNCEKİ HABER

TİS ve barış mücadelesi birbirine bağlıdır

SONRAKİ HABER

Büyük şirketlerin kredi borçları yeniden yapılandırılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa