16 Ekim 2014 06:00

Kobanê’de yaşananlardan ne öğrenebiliriz?

Kobanê, Suriye-Türkiye sınırına denk düşen Kuzey Suriye’de bulunan küçük bir kent. Sakinlerinin çoğu Kürt. Fakat son günlerde Suriye’nin diğer kısımlarından gelen Hristiyan ve Müslüman göçmenlerle birlikte kentin nüfusu şişmiş durumda.

Paylaş

Mostafa MİNAWİ*

Kobanê, Suriye-Türkiye sınırına denk düşen Kuzey Suriye’de bulunan küçük bir kent. Sakinlerinin çoğu Kürt. Fakat son günlerde Suriye’nin diğer kısımlarından gelen Hristiyan ve Müslüman göçmenlerle birlikte kentin nüfusu şişmiş durumda. Kobanê, kısa bir süre öncesine kadar İslam Devleti’nin Suriye’nin kuzeydoğu koridorunu tamamen kontrol  altına almasına karşı son dayanak noktasıydı. Kent şimdi doğu ve batı yönlerinden IŞİD tarafından kuşatılmış bir vaziyette.

Bugün Kobanê’de yaşananlar; Batı dünyasının, Türkiye ve Arap hükümetlerinin gerçekleşmesini engellemek konusundaki kararsız tutumlarıyla birlikte, yapım aşamasında olan televize bir katliamdan daha az değil. IŞİD’e direnen Suriyeli Kürt savaşçıları, son üç haftadır kendilerine yönelik uluslararası bir askeri yardım için çağrıda bulunmalarına rağmen, gelen sadece ABD öncülüğündeki koalisyonun hava saldırıları oldu.

KOALİSYON IŞİD’İN İLERLEYİŞİNİ DURDURMAYA NİYETLİ DEĞİL

Uluslararası güçlerin eylemsizliğinden çıkarabileceğimiz sonuç, bu kesimlerin IŞİD’in Suriye Kürdistanı’ndaki ilerleyişini durdurmaya niyetleri olmadığıdır. An itibariyle Suriye’de gerçekleştirilen hava saldırıları büyük oranda etkisizdir. Buna rağmen, üç haftayı aşkın bir süre boyunca, Suriye’deki hava saldırılarının kapsamını veya burada uygulanan askeri taktiği değiştirmek için çok az şey yapılmıştır. Amerikalı politikacılar ve yorumcular tarafından “ya hava saldırıları ya da kara harekatı” şeklinde sunulan seçimin yanlış kurulmuş bir ikilik olduğunu bilmeliyiz. Hava saldırıları sahadaki etkisini arttırmak açısından kapsamı ve yöntemi itibariyle değiştirilebilir. Böylesi bir etkiyi daha önce Kuzey Irak’ta, Musul Barajı çevresinde ve Tikrit’teki petrol sahalarında gördük. IŞİD güçleri bu alanlardan geri çekilmek zorunda kaldılar.

Bildiğimiz diğer bir şey, Türkiye sınırına bir adımlık mesafede bulunan Kobanê’deki IŞİD ilerleyişinin Musul’da rehin alınan kişilerin serbest bırakılmalarından hemen sonra gerçekleşmesidir. Türkiye hükümeti rehinelerin kurtarılması için fidye verilmediğinde ısrar etmekte fakat IŞİD ile yapılan anlaşmanın ayrıntıları hakkında bilgi vermekten kaçınmaktadır.  

TÜRKİYE IŞİD’LE SAVAŞMIYOR

Türkiye hükümetinin Suriye ile olan sınır hattı boyunca üstlenmiş IŞİD güçlerine karşı savaşmadığını biliyoruz. Türkiye Kürtlerinin isteğine ve  TBMM’nin IŞİD’e karşı askeri mücadele için çıkardığı tezkereye rağmen, sahada gördüğümüz şey gerçekte, TSK birliklerinin IŞİD ile herhangi bir çatışma yaşanmaması için geri çekilmesi oldu.   
Oldukça belirgin hale gelen diğer bir şey, IŞİD’in Suriyeli Kürt savaşçıların elindekiler ile kıyaslandığında modern ve yüksek teknoloji ürünü silahlara sahip olmasıdır. Söz konusu silahlar bazı Körfez ülkelerinden gelen paralar ile satın alınmıştır fakat bunların çoğu ABD yapımıdır. Yaygın söylem, IŞİD’in bu silahları Musul’da yenilgiye uğrattığı Irak ordusundan ele geçirdiğidir. Bununla birlikte, unutmamamız gereken şey, IŞİD’in iyi donanımlı Irak ordusunu yenmek için bahsi geçen silahların önemli bir miktarına sahip olmak zorunda olduğudur. Ek olarak, IŞİD’in iyi donanımlı ordusu hakkında yayımlanan raporlar Musul’un düşmesinin öncesinde aylardır dolaşımdadır.      

IŞİD’E GELEN YARDIMLAR

Suçlamalarımızı sadece Körfez ülkelerine yöneltmemeliyiz. IŞİD’e gelen “kişisel” yardımların çoğunun kaynağı olan Suudi Arabistan ve Katar ABD’nin müttefikleridir ve her iki ülke geniş kapsamlı ABD askeri tesislerine ev sahipliği yapmaktadır. Zamanında Suriye’deki muhalif gruplardan biri olarak adlandırılan IŞİD’e gösterilen destekteki artış, Suudi Arabistan’ın uzun süredir istediği BM Güvenlik Konseyi üyeliğini reddetmesinin hemen sonrasında ve Suriye hükümetinin kimyasal silah kullanmasıyla sözde kırmızı çizgiyi aşmasına rağmen ABD Başkanı Obama’nın direkt askeri müdahaleden geri adım atmasının ardından meydana geldi.
Bu iki olay hakkındaki bağlantıyı merak etmekle başlanılmalı ve vekalet savaşının son iki yıldır cereyan ettiği göz önünde bulundurulmalıdır. Son bir kaç haftadır Irak’ta tanık olduklarımız, bu politikanın istenmeyen sonuçlarının bir kısmıdır. Bununla birlikte, IŞİD’in ilerleyişinin gerçekleşmesine yardımcı olduğu şey, İran destekli Irak Başbakanının ekarte edilmesi ve petrol zengini Kuzey Irak bölgesinde bağımsız Kürdistan fikrinin düne göre daha çok kabul görmesidir. Irak Kürt Yönetimi, (Türkiye’deki muhalefet güçleriyle ittifak halinde olan Türkiye Kürt muhalefeti veya Suriyeli Kürt savaşçıları ile karıştırılmamalıdır.) sıkı bir ABD ve Türkiye müttefikidir.

DÜŞMANIMIN DÜŞMANI DOSTUMDUR POLİTİKASI

Bugüne kadar Kobanê’den öğrendiğimiz bir başka şey; ABD’nin, Türkiye’nin ve diğerlerinin “Düşmanımın düşmanı dostumdur” politikası üzerinde kumar oynamaya devam ediyor olmalarıdır. Yukarıda bahsettiğim vekalet savaşı hâlâ Suriye’de ve Irak’ta şiddetle devam etmektedir. Irak örneğinde olduğu gibi bazı durumlarda kimi istenmeyen sonuçları yönetmek için tayin edici askeri müdahaleye gerek görülürken, diğer durumlarda stratejik kullanışlılığına bağlı olarak aynı düşman (IŞİD) ile savaşmak için çok az istek gösterilmiştir. Gittikçe artan bir şekilde IŞİD kontrolü altına giren Suriye sınırının  oldukça uzun olması nedeniyle Türkiye’nin IŞİD ile askeri mücadeleye girmesi, Türkiye hükümetinin kontrol altına alamayabileceği bir şekilde Pandoranın Kutusu’nu açma potansiyeline sahiptir. Buna ilaveten, IŞİD halihazırda Türkiye devletinin geleneksel düşmanı olan Suriye’deki PKK yanlısı Kürtler ile savaşmaktadır. Kimi Körfez ülkeleri ve ABD açısından, Suriye’de IŞİD’e sahip olmak, İran ve Rusya destekli Suriye rejimiyle yürütülen vekalet savaşındaki dengeyi sürdürmek demektir.     
Son olarak Kobanê’nin bize anlattığı şey, “koalisyon” hükümetlerinin stratejik kazanımlarının 50 bin kadar Kürt’ün ve Arap’ın hayatı tehlikede olduğu anda bile- insan hayatının korunmasının önemini yok saydığıdır.

*Cornell Üniversitesi

ÖNCEKİ HABER

TRT genel müdür adayları belirlendi

SONRAKİ HABER

Maltepe Belediyesi önünde direnen işçi belediyenin şikayeti üzerine gözaltına alındı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa