15 Ekim 2014 06:00

Hükümet sıkıyönetim hazırlığı yapıyor

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gündeme getirilen ve polisin yetkilerini genişletmeyi amaçlayan düzenlemeye hukukçulardan tepki geldi.

Paylaş

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından  gündeme getirilen ve polisin yetkilerini genişletmeyi amaçlayan düzenlemeye hukukçulardan tepki geldi.

Tasarının yasalaşması halinde polis şiddetinin katbekat artacağı konusunda uyaran hukukçular, bu düzenlemenin aynı zamanda sivil bir sıkıyönetim uygulaması hazırlığı olduğuna dikkat çekti.

Tüm Türkiye’ye yayılan Kobanê eylemlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 10 Ekim tarihinde Trabzon’da bir açılışta yaptığı konuşmada, “Ülkeyi bu Vandallardan temizleyeceğiz” diyerek polisin yetkilerini arttıran yeni bir yasa tasarısının talimatını verdi. Tasarının basına yansıyan içeriği ise büyük tartışma yarattı.
Yeni düzenlemeye göre polis molotof atanları direk vurma yetkisine sahip olacak. Yine eyleme katılanları mahkeme kararı olmaksızın tutuklayabilecek.

YARGISIZ İNFAZLAR ARTACAK

Düzenlemeyi değerlendiren Özgürlükçü Demokrat Avukatlar Grubu İstanbul Barosu Eş Başkan adayı Avukat Ercan Kanar, polisin yetkilerini arttıran düzenlemenin geçtiğimiz yılda gündeme getirldiğini ancak tepkiler nedeniyle geri çekildiğini hatırlattı. Kanar, Hükümetin Kobanê eylemlerini bahane ederek düzenlemeyi yeniden raflardan çıkardığını söyledi.
Polisin ihtar yapmadan, duraksamadan ateş etme yetkisini genişleten düzenlemenin yargısız infazları arttıracağını ve kişinin yaşam hakkını tehlikeye sokacağına dikkat çeken Kanar, “Mesela bir eylemde havai fişek kullanan gruba polis doğrudan, ikazda bulunmadan ateş edebilecek. Savcılar ve hakimler suç işleyen polisle ilgili nadiren dava açıyordu. Bu davalardan da nadiren ceza çıkıyordu. Verilen cezalarda en alt sınırdan veriliyordu ve hükmün açıklanması erteleniyordu. Artık yüzde 99 dava açılmaz diyebiliriz. Çünkü bu şiddet uygulayan, suç işleyen polisi yasal korumaya alan bir düzenleme” dedi.

1950’Lİ YILLARA GERİ DÖNÜŞ

Tasarıda molotof ve havai fişeğinde  silah olarak değerlendirildiğini bu nedenle ceza miktarlarının da iki katına çıkarıldığını belirten Kanar, savcıların bulundurma, kullanma, sevketme gibi maddelerle zaten molotof ya da havaifişek kullandığı iddia edilen kişiye 15 yıla yakın ceza verdiğini, yeni düzenlemeyle ceza miktarının iki katına çıkacağını söyleyerek şöyle devam etti. “Tutuklama nedenlerine de bir yenisi eklendi bu düzenlemeyle. Katalog suçlara havafi fişekli eylemler de eklendi. Mükerrer bir durum var ise kişi hükme kadar tutuklu yargılanacak. Bu Türkiye’yi tekrar 1950’li yıllara götürecektir.”

AKP’NİN GÜVENLİĞİ SIKIYÖNETİM

Yeni düzenlemeyle MİT’in ‘düşman’ gördüklerinin bütün bilgilerini mahkeme kararı olmaksızın  enformasyonda ofisinde depolayabileceğine de vurgu yapan Kanar, “Bu sürekli sıkıyönetim halidir. MİT yasasıyla MİT vesayeti getirildiyse bu yasayla da polis vesayeti tamamlanmış olacak. Devletin ve daha ötesinde AKP’nin güvenliği için, AKP’nin pervasızlığının sınırsızlığı için bu yasa çıkarılmak isteniyor” dedi.

Tasarının insanların, muhalif kurumların ifade özgürlüğünü, toplanma özgürlüğünü, bireyin devleti eleştirme hakkını ortadan kaldırmayı amaçladığını da sözlerine ekleyen Kanar, bu açıdan Anayasaya ve AİHM’e aykırı olduğunu ifade ederek şöyle konuştu: “Bu tasarı yasalaşırsa muhalefet partilerinin AYM’ye gitmesi gerekir. Eğer AYM’den olumlu karar çıkmazsa bu maddelerin uygulandığı davaları AİHM’e götürmek gerekir. Olası hak ihlallerinden kaynaklı binlerce AİHM mahkumiiyeti ortaya çıkabilir.” Bu tasarının özellikle emekçileri, Kürtleri, sokağa çıkan muhalif kesimleri etkileyeceğini kaydeden Kanar, “Bütün yurttaşların, demokratik kurum ve baroların, bütün sendikaların, sosyal muhalefetin bu tür faşizan uygulamaya karşı ayağa kalkması gerekir” çağrısı yaptı.

MODEL ÜLKELER GERİ DÖNÜŞ EĞİLİMİNDE

Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun ABD modeline benzettiği yine Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın Almanya modelini Türkiye’ye uyarladıkları yönündeki açıklamalarına ilişkin konuşan avukat  Ercan Kanar, ABD’de 11 Eylül saldırısının ardından çıkarılan ‘Yurtseverlik Yasası’nın polis şiddetini arttırdığı, özellikle son dönemde siyahilerin yaşadığı mahallelerde polisin ihtar etmeksizin ateş etmesi sonucu yaşanan ölüm ve yaralamaların artması üzerine yasanın eski haline dönmesi  konusunda bir eğilimin olduğunu belirtti. Yine Hamburg’da da bir mahallede yapılan   önleme araması ve  önleme gözaltısı nedeniyle vatandaşların eyalet yönetimine büyük tepki gösterdiğini bu nedenle yönetimin polis vazifesi ve salahiyetleri kanununda değişiklik yapılacağı yönünde açıklamalar yapmak zorunda kaldığını söyledi.

‘KORKU ATMOSFERİ YARATMAK İSTİYORLAR’

Avukat Erdal Doğan, mevcut TMK ve TCK’de düşünce ve ifade özgürlüğünü engelleyen çok fazla madde olduğunu hatırlatarak, tasarının yasallaşması halinde Türkiye’nin iç savaşa gitme ihtimalinin doğabileceğini söyledi.

Hükümetin bu tasarıyla siyasal politikalarının  eleştirilmesinin önüne geçmek istediğini ifade eden Doğan, “Özellikle IŞİD barbarları aracığıyla Rojava’nın ve Rojava’yı temsilen Kobanê’nin işgalini arzuladığı bir sır değil. Ve buna karşı milyonların sokağa dökülmesi ve barışçıl protestolar düzenlemesi, hem Türk ve dünya kamuoyunun bu eylemlerden etkilenmesini hükümetin istemediği açık. Bu konuyla ilgili bilinmeyen ellerin devreye girdiği ve provokasyon yarattığı hepimizin malumu” diye konuştu.

Bu noktada  hükümetin daha da kısıtlayıcı düzenlemeler müjdesini vermekle ülkeyi tümüyle sıkıyönetim atmosferine çevirmek istediğini vurgulayan Doğan, tasarının polisin göstericileri öldürme pratiğini yasal güvenceye alarak bir korku atmosferi yaratmak düşüncesi taşıdığını söyleyerek, “İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın ‘Misliyle cevap vereceğiz’ sonucu bu olsa gerek. Çünkü hükümet bakanlıklarını bir savaş bakanlığı gibi görmekte. Daha çok ölümün müjdeleyicisi gibi bu yasaları çıkartmak niyetindeler” şeklinde konuştu. 

‘POLİS ŞİDDETİ ARTACAK’

Hrant Dink davası avukatlarından Bahri Bayram Belen ise tasarının, ‘Fiili olarak olmayan hukuk devletinin yasal çerçeveyle ortadan kaldırma girişimi’ olduğunu söyledi.
Polisin mevcut yetkilerine atıfta bulunan Belen, “Yetkisiz polis bugüne kadar devlet adına öldürdü ve şiddet uyguladı. Bundan sonra polis yasal güvence altında daha önce yaptığından daha fazlasını yapacak. Tayyip Bey başkanlık rejimini hayata geçiremeyeceğini anlayınca kolluk güçlerine hukuk dışı yetkiler vererekten devletin biçimini otoriterleştirmeye daha baskıcı bir devlet haline getirmek istiyor” diye tepki gösterdi. (HABER MERKEZİ)

ÖNCEKİ HABER

Devlet yok, halk seferberliği var

SONRAKİ HABER

Eski Yarbay Mehmet Alkan "FETÖ üyeliği" davasından beraat etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa