13 Ekim 2014 06:00

Sıfır çatışmadan sıfır mantığa!

Geride bıraktığımız haftada Arap basınının gündemini, IŞİD’in Kobanê saldırısı ve buna karşı Kürt savaşçılarının ortaya koyduğu direnişin oluşturduğunu söylersek abartmış olmayız.

Paylaş

Ali KARATAŞ / Yusuf ERTAŞ

ARAP COĞRAFYASINDA GEÇEN HAFTA

Geride bıraktığımız haftada Arap basınının gündemini, IŞİD’in Kobanê saldırısı ve buna karşı Kürt savaşçılarının ortaya koyduğu direnişin oluşturduğunu söylersek abartmış olmayız. Hafta boyunca irili ufaklı tüm Arap basını bu konuyu ele alan makale, analiz ve haberleri sayfasına taşıdı. En dikkat çekici nokta hemen hemen hepsinde Türkiye’nin dış politikasının sorgulanması oldu.

Abdulbari Atvan, TBMM’deki milletvekillerinin dörtte üçünün oylarıyla çıkarılan tezkereye rağmen hâlâ Dışişleri Bakanlığının web sitesinde “bölge ülkeleri ile sıfır sorun” ibaresini görünce şaşırdığını yazdı.

ANKARA’DA SIFIR MANTIK

Lübnan’da yayınlanan The Daily Star gazetesi baş yazısında “Türkiye’nin Kobanê politikası eski ‘sıfır çatışma’ politikasından bir ‘sıfır mantık’ politikasına kayma işaretlerinin tehlikesi altındadır” yorumunu yaptı. Gulf News de “Türkiye ve bütün yabancı kara kuvvetleri Suriye ve Irak’tan uzak durmalıdır” diye yazdı.

YÜZLERCE ÖLÜ

Öte yandan BBC Arapça, Kobanê kuşatmasının başladığı günden bu yana 500’den fazla kişinin öldüğüne dikkat çekti. Haber sitesi, muhalif Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin ölenlerin 300’den fazlasının İslami Devlet (IŞİD) mensuplarından oluştuğunu belirttiğini aktardı.

BAHREYN’DE SEÇİM BOYKOTU  

Öte yandan Arap Coğrafyasında geçtiğimiz hafta öne çıkan ülkelerden biri Bahreyn oldu. Anayasal monarşi talebiyle 2011’den beri mücadelesini sürdüren Şii önderliğindeki Bahreyn muhalefeti “totaliter” Sünni iktidarını pekiştireceği gerekçesiyle 22 Kasımda yapılacak olan parlamento seçimlerini boykot etme kararı aldı. 2011 yılında gerçekleşen protestolarla sarsılan Bahreyn o zamandan bu yana ilk kez seçimlere gidiyor.


ANKARA’DA SIFIR MANTIK

The Daily Star
Başyazı


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ülkesinin Kürtleri ile “son nefesine” kadar barış sürecini devam ettireceğine söz verdi. Böyle bir söz vermesi takdirle karşılanırken, Türkiye’nin güney sınırında son nefeslerine kadar kendi kentlerini savunan binlerin kötü durumunu görmezden gelmesi onun inatçılığını ortaya koymaktadır.
IŞİD militanlarının saldırısı altındaki Suriye-Kürt kasabası Ayn el Arab (Kobanê) kenti üzerindeki ablukanın kaldırılmasını Erdoğan’ın reddetmesine, Ankara’nın, eğer Türkiye’den önemli bir yardım bekleniyorsa, Suriye Başkanı Beşar Esad’ın devrilmesi için ABD liderliğindeki koalisyondan kapsamlı bir plan sunması talebi eşlik etti.
Türkiye Suriye’de tek taraflı askeri müdahalenin kendi çıkarına uygun olmadığına karar verme hakkına sahiptir. Fakat Suriye Kürtlerinin kendilerini IŞİD’e karşı savunmalarını önleyerek, Erdoğan fırtına biçmeye başladı. Erdoğan’ın Kürt barış partnerleri yaygın olarak Kürt adı Kobanê olarak bilinen Ayn el Arab kenti konusunda Türkiye’nin eylemsizliğine karşı öfke büyütürken bir dizi Türk kenti son günlerde öfkeli protestolara ve ölümcül şiddet eylemlerine tanık oldu.
Erdoğan, Suriye’nin Kürtlerine yardım etmek için herhangi bir şey yapma konusunda isteksiz olabilir. Fakat bu politika körü körüne takip edildiğinde bariz olumsuz sonuçları var. Bu arada Erdoğan, “haydutlar ve teröristler Kürt-Türk barış görüşmelerini baltalıyorlar” söylemini içeren suçlama oyununa geri dönüş yaptı.
Belki böylesi bir söylem Erdoğan’ın, Müslüman Kardeşler politikacıları içerisinde iyi sonuç verebilir ama başkaları için aynı sonucu vermez. Türkiye’nin Kobani politikası eski “sıfır çatışma” politikasından bir “sıfır mantık” politikasına kayma işaretlerinin tehlikesi altındadır.


TÜRK KARA KUVVETLERİ SURİYE'YE GİRMEMELİDİR

Gulf News/Başyazı

Türkiye Hükümeti IŞİD’e karşı nasıl savaşmayı düşündüğü konusunda belirsizliğini devam ettirerek kendi halkına herhangi bir iyilik yapmıyor. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ileriye doğru açık bir yol sunmakta başarısız oldu ve hava harekâtı lehine toplanan uluslar arası koalisyona nasıl destek olacağı konusunda kaçamak laflar sarf etti.
Irak ve Suriye’de hızla ilerleyen kargaşada, Irak Kara Kuvvetleri IŞİD’e karşı 50’nin üzerinde ülkenin oluşturduğu koalisyonun hava desteği ile IŞİD’e karşı mücadele etmek şeklinde açık bir strateji ortaya çıktı. Birleşik Arap Emirlikleri, aşırıların yarattığı kaosa karşı Irak’ın meşru hükümetini desteklemek için uluslar arası çabanın bir parçası olmanın gururunu yaşıyor. Türkiye bu çabaya gönülden katılmalıdır.
Suriye’de, desteklenecek meşru bir hükümet olmadığı için durum çok daha karmaşık. Suriye iç savaşının başlarında Türkiye insani koridor oluşturulmasının keskin bir destekçisiydi. Bugün, Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin yanı sıra diğer ülkelerin harekatı askerle desteklenmesi olmaksızın Türkiye’den Suriye’de IŞİD’e karşı bir kara operasyonunun beklenemeyeceğini söyledi ve Türkiye’nin Suriye ile olan sınırı üzerinde bir uçuşa yasak bölge oluşturulması için çağrıda bulundu. Bu askeri olarak mantıklı ve bir siyaset olarak cazip gelebilir. Ancak Çavuşoğlu ilk etapta Suriye’de müdahale istemekle tehlikeli bir şekilde yanlış yapıyor. Türkiye ve bütün yabancı kara kuvvetleri Suriye ve Irak’tan uzak durmalıdır.


TÜRKİYE YANIYOR

Lübnan’da yayınlanan annahar gazetesinden Cihad el Zeyn kaleme aldığı makalede Recep Tayip Erdoğan’ın Atatürk’ten sonra en güçlü cumhurbaşkanı olduğuna vurguladı. Zeyn “Türkiye yanıyor” başlığı ile kaleme aldığı makalede Erdoğan’ın son gelişmeler nedeni ile Türkiye’nin Kürtlerini kaybettiğini yazdı.
Türkiye’yi yakından takip eden Lübnanlı akademisyen Muhammed Nureddin Batının, Türkiye’nin Kobane’yi hangi nedenle olursa olsun kurtaramaması, ne  Türkiye’nin ne Suriye’nin ne Irak’ın ne Arapların ne de Kürtlerin ne de bu bölgedeki bulunan toplulukların  çıkarına olmadığını belirtti. Nureddin; “ Kobani’nin düşmesi;  Suriye, Irak, Yemen, Musul, Libya, Cezair, Tunus ve Bahreyn’deki kanı Türkiye’ye taşıyacak” dedi.
Al Ahbar gazetesinden Ali Razk, Türkiye’nin Obama’yı IŞİD’e karşı harekete geçirmekte yine başarısız olduğunu söyledi.


KÖRFEZ ÜLKELERİ ‘İSLAM DEVLETİ’NE KARŞI ROLÜNÜ GENİŞLETECEK Mİ?

Rene Slama /Middle East

Uzmanlar, Arap ülkelerinden kara müdahalesinin, kara birliklerini kullanıp kullanmama konusundaki Türk kararına bağlı olduğunu ifade ediyor.
Analistler, Suriye’de cihatçı grup İslam Devleti’ne karşı ABD liderliğindeki hava saldırılarında yer alan Körfez monarşilerinin sadece belirli koşullar yerine getirildiği takdirde karada Özel Kuvvetleri harekete geçirebileceklerini belirtiyorlar.
Sünni bir iktidara sahip olan Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri ID’e karşı hava saldırılarına iştirak ettiler. Ancak uzmanlar, Körfez monarşilerinin kendi olası kazanımlarını ve Şii çoğunluklu İran’ın nihai kazanan olarak ortaya çıkabileceği korkusunu değerlendirmek istediklerini de sözlerine ekliyorlar.
Toulouse Üniversitesi Ortadoğu Araştırmaları profesörü Mathieu Guidere, Körfez Ülkeleri tarafından asker gönderilmesi için alınacak herhangi bir kararın Türkiye’nin kendi kara kuvvetlerini kullanmak için vereceği karara bağlı olduğunu belirtti.
Guidere, “Arap ülkelerinden bir kara müdahalesi kara birliklerinin yer alıp almayacağı konusunda verilecek Türk kararına bağlıdır. Eğer Türk kuvvetleri Suriye topraklarında bulunursa zeminde Arap çizmelerini görebiliriz” dedi.
Türk kuvvetleri stratejik Kobani kentinin karşısındaki Suriye sınırında toplanmış durumda. Ancak Ankara ilerleyen İD militanları ile mücadele için bunları kullanma konusunda isteksiz davranıyor.
Carnegie Uluslar arası Barış Vakfı uzmanı Frederic Wehrey, bugüne kadar Suriye’de yapılan saldırılarda Körfezin rolünün “tamamen sembolik ve tamamen operasyonel” olduğunu söyledi.
Ancak bazı uzmanlar muhtemel kazananın kim olacağı konusunda çok kuşkulular.
Emirlikler Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Abdulhalek Abdulla, Amerika’nın gerçek niyetlerinde dürüst olmaktan oldukça uzak olduğunu belirterek, “ABD’nin Ortadoğu’ya her dokunduğunda, bölgesel sorunları çözmek yerine sürekli her şeyi daha kötü yaparak daha büyük sorunlar yaratacağı korkusu var. İran, Amerika’nın hatalarından yararlanan kanıtlanmış bir geçmişe sahip. Cihatçılara karşı yürütülen bu kampanyanın net yararlanıcısı bir kez daha İran olabilir’” dedi.


BAHREYN’DE SEÇİM BOYKOTU

The Daily Star


Cumartesi günü Bahreyn’de Şii önderliğindeki muhalefet Kasım ayında yapılacak parlamento seçimlerini boykot edeceklerini duyurdu. Muhalefet seçimin Krallıktaki “totaliter” Sünni iktidarını pekiştireceğini söylüyor.
Ana Şii hareket Al Wefak dahil olmak üzere dört muhalefet grubu, bir anayasal monarşi yönündeki taleplerini elde edene kadar Bahreyn’de “barışçıl protestolarını” sürdüreceklerini belirttiler.
Körfezin bu küçük krallığı, 2011 yılında Şii çoğunluğun önderliğindeki protestolar ile sarsılmasından bu yana derinden bölünmüş olarak kaldı.  Kral Hamad, 40 sandalyeli parlamentonun alt meclisi için 22 Kasımda seçim kararı aldı. Bu 2011 protestolarının ardından ilk seçim olacak.

ÖNCEKİ HABER

Van İŞKUR işçileri çözüm istiyor

SONRAKİ HABER

Kılıçdaroğlu'dan 2. yıl dönümünde “Adalet Yürüyüşü” açıklaması

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa