Medyanın gücü ve taraftar psikolojisi

Medyanın gücü ve taraftar psikolojisi

Dünya’nın diğer bütün ülkelerinde olduğu gibi medya Türkiye’de de gündeme yön verebilecek güce sahip durumda. Politika, kültür, sanat, sinema alanlarında olduğu gibi sporda da medya yön belirleyici haliyle karşımızda duruyor. 2010-2011 sezonunu taraftar çatışmalarıyla, taraftar – polis meydan savaşlarıy

Mert Özçelik

Dünya’nın diğer bütün ülkelerinde olduğu gibi medya Türkiye’de de gündeme yön verebilecek güce sahip durumda. Politika, kültür, sanat, sinema alanlarında olduğu gibi sporda da medya yön belirleyici haliyle karşımızda duruyor. 2010-2011 sezonunu taraftar çatışmalarıyla, taraftar – polis meydan savaşlarıyla, şike iddialarıyla, kulüp yönetimlerinin birbirlerini suçlamalarıyla geride bırakmışken yeni sezon hazırlıkları başladı bile. Yeni sezon hazırlıkları derken asıl ana gündem herkes için takımların yapacakları futbolcu transferleri. Futbol gazetelerinin(spor gazetesi demek artık zor) en yüksek baskı sayısına ulaştıkları bu dönemlerde takım taraftarlarının psikolojisi bu gazeteler yüzünden alt üst oluyor.

Galatasaray taraftarı şuan ki durumu ile buna en ciddi örnek olarak görülüyor. Adnan Polat yönetiminde fazlasıyla kötü geçen birkaç sezonun ardından, Polat yönetiminin devrilmesi ve yerine Ünsal Aysal’ın gelmesi Galatasaray taraftarını tamamen farklı bir psikoloji içerisine soktu. Yıllardır Galatasaray taraftarı içerisinde, medyanın da etkisi ile dile getirilen “bize Aziz Yıldırım gibi zengin, futbol üzerinde etkili” bir başkan lazım tezinin Ünal Aysal ile ete kemiğe büründüğü düşüncesi, taraftarı kötü geçen sezonların ardından gelecek için umutlandırmış görünüyor. Çünkü basın Ünal Aysal’ı öyle bir tanıttık ki bizlere dünya üzerindeki her futbolcuyu alabilecek kadar zengin,  ulaşamayacağı hiçbir nokta olmayan, Aziz Yıldırım’dan bile daha güçlü birisiydi. Tabi o kadar kötü bir sezonun, yapılan yanlış ve kalitesiz transferlerin ardından Aysal gibi bir şahsiyetin kulübe başkan olması herkeste dünyanın en iyi oyuncularının Galatasaray’a geleceği beklentisini doğurdu.

Transfer döneminde dünyanın en iyi oyuncularını günlük Türkiye’ye transfer eden spor medyası ise bunu çok iyi kullandı ve Chelsea, Real Madrid, Barcelona gibi takımların oyuncularının Galatasaray’a transfer olacağını aylardır yazıp durdular. Basının da fazlasıyla gazına gelmiş taraftar ise gün geçtikçe, gelmeyen dünya yıldızlarının ardından hayal kırıklığı yaşamaya başlamış ve yönetimi eleştirme işine girmişti bile. Selçuk İnan gibi son dönemlerde Türkiye’nin en kaliteli yerli futbolcusu olarak görülen bir oyuncunun bonservis bedeli ödenmeden transfer edilmesi doğru düzgün konuşulmuyorken herkes için tek gündem maddesi Galatasaray’ın transfer edeceği dünya yıldızları olmuş durumda. Taraftar forumlarında başlayan “hani büyük oyuncular transfer edilecekti” tartışmalarının ardından Ünal Aysal’ın transfer için cebinden para harcamayacağını, kulübün olanakları ile transfer yapacaklarını açıklaması taraftarı iyice sinir etmiş. Basının yönlendirmeleriyle ne yapacağını, neye inanacağını bilemeyen on binlerce taraftar ise önünde Yıldırım Demirören örneği duruyorken Ünal Aysal’a “cebinden para vermeyeceksen niye başkan oldun ki” şeklinde tepki bile gösteriyor. Beşiktaş taraftarının “yıldız oyuncu” beklentisini büyük fedakârlık yaparak(!) kendi parasıyla yaptığı transferler ile karşılayan Demirören’e Beşiktaş kulübünün 50 milyon avrodan fazla borcu bulunmaktadır. Bu borç yüzünden Demirören, başkanlık seçimi öncesi “Beşiktaş’a başkan olmak isteyenler ilk iş olarak kulübün bana olan borcunu peşin ödemek zorundadır” tehdidini rahatça dile getirebilmektedir. Böyle bir örneğe rağmen taraftar Aysal’ın kendi cebinden para ödeyerek milyon avroluk transferler yapmasını isteyecek kadar kendisinden geçmiş durumda. Çünkü tek sezonluk başarılar, pahalı futbolcular ve “mutlaka kazanmak” fikri basın tarafından o kadar detaylı işleniyor ki taraftar büyük hırs yapıyor, kendisinden geçiyor. Tüm bu transfer kargaşasının arasında eski Fenerbahçe yöneticisi, geleceğin Fenerbahçe başkan adayı olarak görülen Mehmet Ali Aydınlar’ın Türkiye Futbol Federasyonu başkanı olması tartışılmıyorken, lig başladıktan sonra büyük kargaşanın yaşanması ayrıca muhtemel.

www.evrensel.net