12 Ekim 2014 06:00

Kobanê medya ve barış gazeteciliği

Kobanê’de direniş günlerdir devam ediyor “Kobanê düştü düşecek” diye Cumhurbaşkanının yanı sıra medya da tetikte bekliyor.

Paylaş

Çağrı SARI
İstanbul


Kobanê’de direniş günlerdir devam ediyor “Kobanê düştü düşecek” diye Cumhurbaşkanının yanı sıra medya da tetikte bekliyor.

Kürsüye çıkan, söz söyleyen, medyanın sorumlu davranması gerektiğinden bahsediyor? Peki nedir sorumluluk? Mesela katliamcı IŞİD Kobanê’ye dayanmışken Kobanê’den gelen haberleri görmemek mi? IŞİD’in nasıl bir örgüt olduğunu Musul’da Şengal’de nasıl bir katliam yaptığını bildiğimiz halde; bu katliama karşı toprağını savunan halkın direnişini yok saymak mı? Türkiye’nin dört bir yanında ‘katliama dur’ diyen, Kobanê için sokağa çıkan halkın tepkisi için ‘yaktılar yıktılar’ demek mi? Sokaklardan ölüm haberleri gelirken çalgılı çengili bayram programları yapmak mı?

Belki Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun bahsettiği ‘sorumluluk’ budur. Ama bu yapılan habercilik, gazetecilik değil ve ne yazık ki bizim televizyon kanallarımızda, gazetelerimizde günlerdir yukarıda bahsettiklerimiz var . Yok sayma, çarpıtma, nefret...

Üstelik birbirine düşman kesilen muhalifi de, hükümet yanlısı da, Cemaatçisi de. Aynı.

Suruç’ta 26 günü aşkın süredir direniş var. Kürtler Türkiye sınırından girişi yaptı, ilk günler bu haberler yine neredeyse tüm kanallar tarafından yok sayıldı ancak yaşananlar kendisini haber yapmaya dayatınca da klavyelerden nefret dili dökülmeye başladı... Kürtlerin Türkiye topraklarına gelmesinden duyulan nefret sokağa çıkanlara duyulan kin.
Ve birbirini tekrar eden manşetler: Yaktılar, yıktılar, tuzak...

MUHALİF KILIFI GİYENLER

Bu manşetler atıldıkça sokaklardan ölüm haberleri gelmeye devam etti ancak ölümler dahi durduramadı kin kusan manşetleri. Hadi; Yeni Şafak, Star, Takvim gazetelerinin hükümet karşıtı eylemler olduğu zaman attıkları manşetler hep bilindik de; en tehlikeli manşetleri  muhaliflik kılıfı altında atanlar yapıyor.

Yandaş medya Kobanê için başlayan sokak eylemlerini Gezi’ye bağlanmayı ihmal etmiyor. Yine sabotaj diyor. Tıpkı Gezi eylemlerinde olduğu gibi yakılmış belediye otobüslerini, bankamatikleri manşet fotoğrafı olarak kullanıyor. O dönem bu haberleri eleştiren ‘muhalif’ gazeteler Sözcü ve Aydınlık gazeteleri de mesele Kürt olunca; birden bire Gezi eylemlerinde

Akit gibi gazetelerin takındığı tavrı takınıyor.

Akit gazetesi (2 Haziran2013 ): Polis aracı yakıp ortalığı ateşe verdiler

Akit gazetesi (3 Haziran 2013): Çevreciler(!) yaktı, yıktı

AYNI TARİHLİ SÖZCÜ VE AYDINLIK

Sözcü Gazetesi (2 Haziran 2013) Halkın Zaferi

Aydınlık Gazetesi (2 Haziran 2013) Taksim’i aldık geliyoruz

Sözcü (3 Haziran 2013) Böbürlenme padişahın senden büyük halk var

Aydınlık (3 Haziran 2013) Gençlik görevde

Bunlar sadece birkaç örnek... Gezi direnişinde halkın öfkesi sokağa  yansıdığında eylemlere polis, şiddetle karşılık vermişti. Gaz bombaları, plastik mermiler halka yönelmiş gencecik insanlar hayatını kaybetmişti. O esnada sokaklar ateşe verilmiş,  sadece Taksim meydanı çevresinde onlarca otobüs yanmıştı.

Taksim meydanının Beşiktaş’a inen bölümünde yanmış otobüsler barikat olarak kullanıldı. İnsanlar hatıra fotoğrafları çektirdi o otobüslerde, hurdaya dönmüş araçların üstüne ‘Tayyip istifa’ yazıldı...

BANKAMATİĞİ İNSAN CANINA DEĞİŞENLER

O dönemlerde hükümet medyası bu fotoğrafları basarak “kamu malına zarar veriyorlar” diye haber yaptı. Akit gazetesinden devam edersek Akit, Çevreciler(!) Yaktı yıktı dedi... Bugünlerde insan ölümlerini yanmış bankamatiklere tercih edenlerin yaptığı gibi...

EMPATİ DEVRE DIŞI OLMASIN

Elbette  sokaktaki şiddeti meşrulaştırmak değil amaç, ancak medya, haber yaparken sosyolojik olarak halk hareketini tahlil edebilecek de bir dil kullanmak zorunda. Yoksa yaralar daha da derinleşecek.  Hükümet kanadından yapılan açıklamalar gerdikçe medyanın bu yaralara tuz basması değil yara bandı olması gerek... “Barış Gazeteciliği” terimini ilk kullanan isimlerden Profesör Johan Galtung, haber yapan muhabir için şöyle diyor; “İyi bir sağlık muhabiri, hastanın vücudunu yiyip bitiren kanserli hücrelerle mücadelesini anlatır ama aynı zamanda kanserin nedenlerinin -yaşam tarzı, çevre, genetik yapı gibi- yanı sıra olası çarelerin tamamını ve koruyucu önlemleri de anlatacaktır”*  

Biz eğer ki Gatunk’un dediği gibi kanserin nedenlerine bakmadan haber yaparsak haberin en önemli unsuru eksik olmaz mı ?

Haber yaparken Kobanê ile Suruç’u birbirinden ayıran tel örgüye, sadece tel örgü diye bakmamak gerek belki de. Biraz anlamak için çaba göstermek... Kobanê ne anlama geliyor Kürt halkı için? Bu isyan neden? Ya da Kobanê için Türkiye hükümetinin bakış açısı ne? Bu halk neden sokaklara döküldü? İşte o zaman barışa bir katkıda bulunabilir, medya yara bandı olabilir.

Geçtiğimiz haftayı ölümlerle geçirdik. Gezi döneminde ne dedi sorumlu yayıncılık çağrısı yapanlar: “Dökülen her kanda medyanın payı var.” Peki Kobanê eylemlerinde dökülen kanda payı var mı medyanın?

*Barış Gazetecisi Ne Yapar, Savaş Gazetecisi Ne Yapar? 24 Ekim 2007 (Bianet)


TELEVİZYON KANALLARI DA SINIFTA KALDI

IŞİD terör örgütünün Kobanê’de saldırıları sürerken sokaklar isyan yeri... Ancak televizyon kanalları bütün bunlar Türkiye’de yaşanmış gibi davranmıyor. Sosyal medya olmasa bilgiye ulaşmak çok zor. Ancak sosyal medya için de uyarılar söz konusu; Kirli bilgiye dikkat!

Sadece haber değil tepkiler de yansıyor sosyal medyaya, Hükümete, polise, IŞİD’e, medyaya. Twitter hesabı, Facebook adresi, Bloğu olan düşüncelerini dile getirebiliyor ya da sözlük yazarıysanız akttarabiliyorsunuz. Bazen 140 karakterde bazen sayfalarca süren yazıyla...

Biz de sosyal medya platformlarını taradık Medyanın Kobanê sınavına ilişkin yazılanlardan kısa alıntılar yaptık... Sözlük taraması yaptık; aşağıda küfür ve hakaret içeren ifadeleri çıkararak olduğu gibi verdik ...

NTV
* Gezi sürecinde kendilerini kanıtladılar. Alo Fatih emri gelmeden kumanda kontrol canlı yayına geçemez bu kadar net.
* Kendilerine kalırsa her yer güllük gülistanlık. Flash tv’ye dönen “haber” kanalı. Bir halay çekmedikleri kaldı, buyurun onu da yapın.
*  Ülkenin sokakları yanarken, iki saattir müzik yayını yapıyor.

CNN
* Toplumsal hafızayı diri tutmak adına uydu cihazında ismini penguen türk olarak değiştirdiğim kanaldır.
* Ülkede 9 dan fazla kisinin öldüğü dakikalarda eglence programı yayınlayan kanal.

HABERTÜK
* Ülkede filler tepişirken Slovakya-İspanya maçını yayınlayan haber kanalı ki daha önce hiç maç yayınladığını görmemiştim.
* Hiç bir zaman şaşırtmayan, sahibinin sesi olmaya devam eden sözde haber kaynağı. Bu ülkede dünden beri 18 insan hayatını kaybetti. Ondan, bundan ya da ötekinden fark etmez. Belki bu sayı daha da artacak. Adında haber geçen bu yayında yitip giden hayatlar 10. haber olarak yer buluyor. Telefon trafiği hızlı olsa gerek.

ÖNCEKİ HABER

Ergen özerklik istiyor

SONRAKİ HABER

Deniz Feneri davasında beraat kararı veren hakimler, başka davadan dolayı ihraç edild

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa