12 Ekim 2014 06:00

Ergen özerklik istiyor

Ergenlik dönemi zor ve önemli bir dönemdir. Kişinin sonraki tüm yaşamını etkiler. Bu dönemde, fiziksel, ruhsal, duygusal ve hormonal değişikliklere uyum sağlamaya çalışan ergenin en önemli sorunsalı kimlik bunalımını çözmek, kimlik bütünlüğünü kazanmaktır. Ergenin kimlik bunalımı doğal bir süreçtir.

Paylaş

 Dr. Müberra YENİŞAR*

Ergenlik dönemi zor ve önemli bir dönemdir. Kişinin sonraki tüm yaşamını etkiler. Bu dönemde, fiziksel, ruhsal, duygusal ve hormonal değişikliklere uyum sağlamaya çalışan ergenin en önemli sorunsalı kimlik bunalımını çözmek, kimlik bütünlüğünü kazanmaktır. Ergenin kimlik bunalımı doğal bir süreçtir, “Ben kimim, nasıl bir insanım, nasıl birine dönüşüyorum, kişiliğim, geleceğim, mesleğim, ilişkilerim, isteklerim, hayallerim, beklentilerim, sosyal uyumum, sosyal kabulüm, toplumdaki yerim..” ve daha fazlası ergen için yanıt bulması gereken sorulardır.
Ergenin kimlik bunalımını çözüp, kimlik bütünlüğüne ulaşabilmesinin yolu her şeyden önce “özerk” olduğunu hissetmekten geçer. Ergenin ayrı bir birey olduğunu, kendine özgü kişiliği olduğunu hissetmeye gereksinimi vardır. Ergenin çevresindeki, onun için önem taşıyan insanların onun düşüncelerini, seçimlerini, kararlarını, farklılıklarını, özelliklerini yargılamaması, kabul etmesi, onaylaması, hatta bunlara saygılı olması, ergen için özerkliğe giden basamaklardır.

ERGENDE İSYAN İÇGÜDÜSELDİR

Ergenlikle birlikte fiziksel değişim; fiziksel gücü, aklı da birlikte getirir, artık ergen yetişkinler dünyasına fiziksel olarak uyum sağlarken, çocuksu zayıflıktan da kurtulmaktadır. Özerk birey olmak demek, kendini egemenliği altında tuttuğuna inandığı güç ve iktidara direnebilmesi, ondan bağımsız hareket edebilmesi, gerekiyorsa ona başkaldırabilmesi demektir.
Kişinin birey olabilmesi için, kendi eylemlerinin kararını kendi vermesi, bu eylemleri yaşama taşıması ve sonuçlarına katlanabilmesi gerekir. Eylemin, isyanın, karşı gelmenin ne olduğunun, neye hizmet ettiğinin çoğu zaman bir önemi yoktur. Bu ergen için içgüdüsel bir harekettir. Tıpkı bir yaşına gelen bir çocuğun yürümek istemesi gibi ergen de isyan etmek, başkaldırmak, kendi eylemlerine kendi karar vermek ister. Bunu yapabildiğinde kendine özerk olduğunu kanıtlamış olacaktır. Yetişkinlerin, otoriteyi elinde elinde tutan komşu amca ve teyzenin, idareci ve yöneticinin, devletin ergene gösterdiği anlayış, sevgi ve kapsayıcılık, ergenin bu dönemi başarı ile geçirmesine yardımcı olabilir.

ÖZERKLİK, SEÇİM YAPMAYI KOLAYLAŞTIRIYOR

Kendini özerk hisseden, bunu içselleştirmiş ergen artık gerçekten neyi yapmak istediğine, yaşamda yapacağı seçimlere hazır demektir. Artık amaç otoriteye başkaldırmak, kendini önemli ötekilere kabul ettirmek değil, gerçekten istediği şeylerin peşinden koşmaktır. Bu dönemde özerklik duygusunu tadamamış, otorite ile sorununu halledememiş bireyler yaşam boyu otorite ile çatışmak zorundadır. Halledemediğimiz sorun yaşam boyu önümüze çıkar, tıpkı başarısız olduğumuz bir dersi veremediğimiz de sınıfları geçsek bile okuldan mezun olamamak gibi.

SORUN, KENDİ SEÇİMİNİ KABUL ETTİRMEK

İnsanoğlunda özerkliğin temeli olan irade ve ilk bağımsız hareket bir yaşından sonra ortaya çıkar. Çocuk kendi dünyasındaki nesneler ile ilişkiyi anne-babasından, ona bakım veren kişilerden öğrenir. Çocuk, anne-babanın nesneler ile kurduğu ilişkileri modellerken, bu ilişkiye kendi bireysel tercihini de vermeye çalışır. Evet insanlar giysi giymelidir, bunu ebeveynlerden öğrenir, ama  o giysinin seçimine kendi karar vermek ister. Çocuk yeşil değil de kırmızı pantolonu seçtiğinde ve bunu anne-babaya kabul ettirdiğinde sorun pantolonun rengi değil, kendi seçimini kabul ettirmesidir. Özellikle bir buçuk yaşından sonra otorite kaynağı olan ebeveynler ile çatışma başlar: ‘Yapmayacağım, gelmeyeceğim, hayır, olmaz’.
Anal dönem dediğimiz ve çocuğun çiş ve kakasını söylediği yani sfinkter kontrolü kazandığı bu dönem aynı zamanda çiş ve kakayı istediği zaman vererek ebeveyni kontrol edebilmeye başladığı dönemdir. Ama ne yaparsa yapsın, çocuk fiziksel yapısı gereği dünyaya adaptasyonda büyüklere göre çok dezavantajlıdır, onlara muhtaçtır ve onlara uymak zorundadır. Çocuğun birçok isteği, çoğu zaman onun fiziksel bütünlüğünü korumak için engellenir; merdivenlere tırmanma, pencereye çıkma… gibi. Bunları yapmak için büyük bir istek duyan küçük çocuk, bir sonraki tehlikeleri göremediği için kendini büyükler yani otoriteye sahip güçlüler tarafında engellenmiş ve mahrum bırakılmış hisseder.

İSYANI ELİNDEN ALMAYIN

Başkaldırı gereksinimi herkeste farklıdır. Ebeveynler ne kadar baskıcı ise, ailedeki ortam ne kadar boğucu ise, çocuk ne kadar dinlenmiyor, ciddiye alınmıyor, alay ediliyor, en kötüsü de fark edilmemişse bu istek o kadar şiddetli olur. En kötüsü de bu isteğin çocukluktan itibaren bastırılması, kişinin isyan gereksiniminin elinden alınmasıdır. Bu da modern köleliktir. Otoriteyi sorgulamayan, her şeye boyun eğen, kendi isteklerine, hayallerine göre değil, kafasındaki önemli ötekilerin isteklerine göre davranan insan köledir. Ergenlikte özerkliği kazanabilmek önemlidir. Bunu kazanan ergen yetişkinliğinde her türlü ortam ve mekanda kendi doğrularını, inandıklarını ortaya koyabilir, bunları savunabilir. Bağımsız, özgür birey olmanın yolu özerklikten, ergenlikteki isyandan geçer.

(*) Psikoterapist

ÖNCEKİ HABER

Basel ve Paris’te binler Kobanê’ye destek için alanlardaydı

SONRAKİ HABER

Büyük şirketlerin kredi borçları yeniden yapılandırılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa