11 Ekim 2014 06:00

'Çünkü ben bir kız çocuğuyum'

2012’den beri kız çocuklarının da bir günü var. Tıpkı yılda bir gün kutlanan Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Barış Günü vb. gibi.

Paylaş

Gülsüm CENGİZ

2012’den beri kız çocuklarının da bir günü var. Tıpkı yılda bir gün kutlanan Anneler Günü, Babalar Günü, Sevgililer Günü, Barış Günü vb. gibi. 193 üyeli BM Genel Kurulunda alınan karar sonucunda; ekonomik büyüme, BM Binyıl Kalkınma Hedeflerine ulaşılması, kız çocuklarının kendilerini etkileyecek kararlara katılımı, kız çocuklarına karşı ayrımcılık ve şiddetin sona ermesinin sağlanması amacıyla 11 Ekim tüm BM ülkelerinde ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’’ olarak kutlanıyor. BM’nin çocuklar, kız çocukları ve kadın haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmelerinin anımsatıldığı; kız çocuklarına yatırım yapılması, desteklenmesi, güçlendirilmesi konularının vurgulandığı kararda, taraf devletlerin sorumluluklarının yanısıra  kız çocuklarının güçlendirilmesinde ailelere ve toplumlara da büyük rol düştüğü belirtiliyor.
11 Ekim’in ‘’Dünya Kız Çocukları Günü’’ olarak kabul edilmesi, aralarında Türkiye’nin de olduğu bir komisyonun hazırladığı karar tasarısını bütün ülkelerin onaylaması sonucunda gerçekleşti. İlk yılın ana teması olarak “Çocuk Evlilikleri”, 2013 yılının teması da “Kız Çocuklarının Eğitiminde Yenileşme” olarak belirlendi. Her iki tema da kız çocuklarının yaşamında çok önemli ve belirleyici... Dünyanın birçok bölgesinde karşımıza çıkan çocuk evliliği özellikle Türkiye’de çok yoğun yaşanıyor. Geçtiğimiz yıllarda, Türkiye’deki her üç evlilikten birinin çocuk evliliği olduğu ifade edilmektedir. Günümüzdeyse AKP iktidarının getirdiği 4 +4 +4 yasası; ilk 4 yılın ardından kız çocuklarının okuldan alınmasına ve evlendirilmesine olanak sağlamaktadır. Kız Çocuklarının Eğitiminde Yenileşme ise, zorunlu din dersleri nedeniyle ve “kılık kıyafet özgürlüğü” adı altında 10 yaşındaki kız çocuklarının türban takması olarak ortaya çıkmıştır. Yalnızca bu iki örnek bile AKP hükümetinin, çıkarılmasında katkıda bulunmakla övündüğü 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nün; bin yıllar süren kurallar nedeniyle yazgıları doğuştan belirlenen kuma, berdel, töre baskısı, eğitimsizlik, kör inançlarla baskılanan kız çocuklarının yaşamını iyileştirmekten ne anladığını ortaya koymaktadır.
2014 yılı, dünyada ve ülkemizde kız çocuklarının yaşamlarına yeni acılarla gelmiştir. Bu yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, Nijerya’da İslam Devleti kurmak için savaşan Boko Haram militanlarının kaçırıp esir ettikleri 250’den fazla kız öğrenciden 219’nun belirsiz sonlarının gölgesinde kutlanıyor. Bu yıl 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, IŞİD militanlarının kaçırıp tecüvüz ettiği, köle gibi sattığı kız çocuklarının gerçeğinin gölgesinde kutlanıyor. Bununla birlikte, 11 Ekim, dünyadaki ve bölgemizdeki kız çocuklarının yaşamının iyileştirilmesi için bir olanak olarak değerlendiriliyor insan haklarını, kadın haklarını savunan kurum ve kişiler tarafından; Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilip Türkiye’nin de aralarında olduğu taraf devletlerin çocuk ve kadın hakları konusundaki kararlara uyması ve hayata geçirmesi için... Kız çocuklar dünyanın dört bir yanında ayrımcılığa, şiddete maruz kalmasın diye...


ŞİİRLERİN TANIKLIĞINDA KIZ ÇOCUKLARININ YAŞAMLARI

İstatistikler dünyada ve ülkemizde kız çocuklarının durumunu sayılarla belirtiyorlar; ki bu sayılar çok da umut verici değil. Biz sayıları bırakıp edebiyatın tanıklığına başvuralım yine... Günümüzde kız çocuklarının eğitimi için çeşitli engeller çıkarılıp tuzaklar kurulurken 110 yıl önce Tevfik Fikret şu dizelerle seslenmiş Osmanlılara:
“Kurtuluşun beşiği olan ana kucağı
Donatılmak ister... Evet, anaların bağrı,
Uygarlığın kutsal bahçesidir! En geri
En aciz, en bahtsız millet, kadınlığı
Cehalete kardeş edendir!”
Birçok şairimiz yazgıları doğuştan belirlenen, toplumsal koşullar nedeniyle çeşitli acılar çeken kız çocukları için şiirler yazmış. Kimi sokakta dilenen bir kız çocuğunu, kimi varlıklı evlerde bedeni ve emeği istirmar edilen besleme kızları, kimi köy hocasının fetvasıyla ve kör inançlarla öldürülen körpe gelini, kimi traktör kasalarında taşınırken ölüme götürülen mevsimlik işçi kızları yazmış. Behçet Aysan’ın çocuk evlilikleri konusunda yazdığı şu ağıt şiir bunlardan yalnızca biri...
“ayrılıklar bildim acılar
yaşadım
okudum
tahir ile zühreyi
kerem ile aslıyı
ve Ferhat ile Şirini
ağlamadım
da
senin öykünü duyunca
dayanamadım
kendini zeytin ağacına asan
on iki yaşındaki
kuma.”
Şairlerimiz umudu da yazmışlar. 1980’li yılların yükselen mücadele ortamında Abdülkadir Bulut’un yazdığı şu dizeler gibi:
“Benim ülkemde şimdi kızlar
Enam yerine çeyiz sandıklarına
Neruda’dan şiirler koyuyorlar
En güzeli şu son senelerde
Sulu bir Mersin şeftalisine
ve bir Erzincan türküsüne
Durmadan yetiştiriyorlar
Yirmilik dişlerini”
Şair yaşasaydı, şimdi kız çocuklarının çeyiz sandıklarına değil, okul çantalarına Enam konulduğunu görecekti ne yazık ki. Yine de 11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü’nün bir mücadele günü olması gerektiğinin bilinciyle direnç, umut ve mücadeledir bize düşen. Kız çocuklarının çocukluklarını yaşadığı, eğitim-sağlık-barınma-beslenme, sevgiyi-aşkı korkusuzca yaşadıkları, kendi yaşamları konusunda özgürce karar verme haklarının sağlandığı bir ülke ve dünya için...

ÖNCEKİ HABER

Trans \'Çingene Gül\' öldürüldü

SONRAKİ HABER

Gezi eylemleri sırasında öldürülen Mehmet Ayvalıtaş davasında sanıklar beraat etti

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa