10 Ekim 2014 06:00

Gazze’de mülk sahipleri ‘hedeftekilere’ ev vermiyor

Yasser Hajj, 10 Haziran’da İsrail’in Khan Yunis’teki evini bombalamasıyla ailesinin tüm üyelerini kaybetti. Hajj’ın başına gelen bu trajediyi bir de tecrit edilmek takip etti.

Paylaş

Asmaa al-GHOUL

Yasser Hajj, 10 Haziran’da İsrail’in Khan Yunis’teki evini bombalamasıyla ailesinin tüm üyelerini kaybetti. Hajj’ın başına gelen bu trajediyi bir de tecrit edilmek takip etti. Hajj yıkılmış evini terk etmeye mecbur bırakıldı ve kiralık yeni bir yer bulmakta da zorlandı. Apartman sahiplerinin bahaneleri hep aynıydı: “Direniş üyelerine veya hedefteki ailelere kiraya vermiyoruz.”
Hajj, Al-Monitor gazetesine verdiği röportajda “Ailemi kaybettikten sonra bunun olmasını beklemiyordum. Özellikle de herkes akrabalarımın Hamas üyesi olmadığını bildiği için. Annem, babam, küçük kardeşlerim ve ben direniş üyeleri değiliz” dedi.
O ve evli kız kardeşi Hajj ailesinden tek sağ kalanlar. Yaşamlarını tekrar toparlayana kadar bir arada yaşama kararı aldılar fakat ne zaman bir ev kiralamak için bakınsalar, gelecekte evlerinin İsrail tarafından hedef alınacağından korkan ev sahiplerinin geri çevirmesiyle karşılaştılar.
Hajj üzüntüyle “Bir keresinde savaş sırasında camide vaaz veren ve direnişi metheden bir bina sahibini görmeye gittik. Ondan kiralık bir daire istediğimizde ‘direniş üyelerine veya evleri hedef alınan ailelere kiraya vermiyorum’ dedi. Bu riyakarlık değil midir?” diye soruyor.
Hajj sonunda mütevazi bir ev buldu ve herkese bir çağrı yaparak savaşta ailelerini yitirenlerin izole edilmek yerine kendi evinde hoş karşılanacağını söyledi.
51 günlük savaş 26 Ağustos’ta sona erdiğinde çoğunluk, politik örgütlerin apartman dairesi kiralaması konusunda kaygılarını dile getirdi. 6 Eylül’de Gazze’nin Ramal mahallesindeki Daoud Kulesi sakinleri, binanın önünde bir eylem gerçekleştirerek medyanın ve politik örgütlerin ofislerine girmesini engellemek istediler. Bina sakinleri ve çalışanlar arasında ılımlı görüşmeler yapılıyordu fakat polis araya girerek çalışanların binaya girişini sağladı, binanın yönetim kurulundan ise konuyu yargıya taşımasını ve binadaki kiracıları yasal bir biçimde tahliye etmesini istedi.

‘KOMŞULARINIZI TANIYIN’ İLANLARI

Binanın girişine “Her kattaki tüm sakinler komşularını tanımalıdır. İkamet eden sivillerin kimler olduğunu bilmek istiyoruz” ilanları asıldı.
Elinde “Daoud Tower’da hizmet, medya ve güvenlik kurumları istemiyoruz!” pankartı taşıyan bir kadın, Al-Monitor’a “Savaş sırasında bu bina sekiz kez bombalandı. Dehşet içindeyiz. Arabalarımız, etrafımızdaki apartmanlar tahrip edildi, bazılarımız yaralandı. Tüm bunlar kiralık ofislerde ticaret firmaları adı altında belli politik büroların varlığından kaynaklandı.” dedi.
Koruyucu Hat Operasyonu sırasında İsrail Gazze şehrinde üç kuleyi bombaladı: Basha Tower, İtalyan Tower ve Zafer Four. Güpegündüz, kameraların önünde İsrail, Zafer Four binasını imha etti ve bu olayı bazı çevrelerce “savaşın yüksekliği” şeklinde tanımlandı.
Gazze şehrinde Al-Aqsa Tv’nin yakın zamanda ofis kiraladığı ve savaş zaman hedef alınmış başka bir kulede oturan biri ise “Al-Aqsa Tv’nin ve diğer politik parti bağlantıları olan kanalların zaten bir ofisleri vardı bu binada. Bina savaş içinde sırasında içinde medya ofisleri bulunduğu için bombalanmış olmasına rağmen özellikle ek bir ofis daha kiralıyorlar? Buna karşı çıktığımızda, bina sakinlerinden ‘durumla ilgili rahatsızlığı olan varsa, gidebilir’ yanıtı aldık” diyor.
İsminin gizli kalmasını isteyen bir Al-Aqsa çalışanı ise Al-Monitor’a verdiği demeçte tartışmanın kanalın binada bir ofis kiralaması etrafında dönmediğini, kaygıların asansör kullanımı ve kira fiyatlarına yönelik olduğunu çünkü apartman sahibinin fiyatları fazla yükselttiğini aktardı ve ekledi, “Al-Aqsa Tv’nin binada zaten bir dairesi var, neden bina sakinleri bir daire daha kiralamamıza karşı olsun ki? Aksine, direnişi memnuniyetle karşılıyorlar ve medyayı destekliyorlar”
“Bina sakinleri karşı olsalar da bu, rasgele bombalamalar ve sivil ölümlerinden sonra anlaşılabilir bir durum olurdu. Bu meseleyi çok da büyütmemeliyiz, nihayetinde 2008’den sonra da aynı şeyler olmuştu fakat daha az görünürdü” diyen Hamas sözcüsü Sami Abu Zuhri de onunla aynı fikirde. Zuhri, “Bu, İsrail’in vahşi suçlarının sebep olduğu doğal bir tedirginlik durumu, fakat genel durumu yansıtmıyor. İnsanlar savaş boyunca ve sonrasında da direnişi kucakladılar” dedi.
Zuhri ayrıca evleri bombalanan liderlerin de vatandaşlarla aralarında yakın zamanda hiç bir problem olmadan evler kiraladıklarını söyledi. “Hamas liderleri, Gazzeli insanların ve ailelerinin bir parçasıdırlar. Askeri partilerin siviller arasında daire kiralayamadıklarını biliyorum, yalnızca medya ofisleri kiralayabiliyorlar” şeklinde konuştu.
Kahire müzakerelerine katılan heyette yer alan bir politik kaynak Al-Monitor’e savaş sırasında İsrail’in sivil yerleşimi olan binaları bombalamasının sebebinin sivillerin direnişi baskılaması ve savaşı sonlandırması lehinde kamuoyu oluşturması olduğunu aktardı.
Kaynak ayrıca “Gerçekte olan buydu. İsrail’in Basha Tower’ı bombaladığı gün, diğerlerini de vurmak üzere tehdit ediyordu ve savaş sona erdi. Boş boş durarak sivillerin öldürüldüğü ve dehşete kapıldığı Gazze’nin tahrip edildiğini izleyemezdik” diyor
Öyle görünüyor ki savaş bitmesine rağmen alınan tedbirlerin etkisi hâlâ devam ediyor ve insanlar politik veya askeri olarak aktif bireylere daire kiralamayı reddediyorlar. Bazıları daha da ileri giderek kızlarını bu kişilerle evlendirmekten kaçınıyorlar çünkü kızlarının zamansız bir şekilde dul kalmasından korkuyorlar.
Fakat Hajj, uygun bir gelin bulmak konusunda iyimser görünüyor, “Benim için doğru kızı bulup evlenene kadar sağ kalan tek kız kardeşimle yaşayacağım” diyor.

* Al Monitor’den çeviren Cansu Özyapıcıel

ÖNCEKİ HABER

Meksika\'da öğrenciler için binler yürüdü

SONRAKİ HABER

TÜRGEV: CHP adayını gençlerimizden ve gönüllülerden özür dilemeye davet ediyoruz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa