Evet, provokatörü tanıyoruz!

Evet, provokatörü tanıyoruz!

KÜRDİSTAN’da ve ülkenin batısında birçok kenti savaş alanına çeviren ve onlarca insanın ölümüne yol açan olaylardan sonra AKP Hükümeti’nden yine o bildik açıklama yapıldı: Olayların arkasında Türkiye’nin huzurunu kaçırmak isteyen provokatif güçler var!

Yusuf KARATAŞ

KÜRDİSTAN’da ve ülkenin batısında birçok kenti savaş alanına çeviren ve onlarca insanın ölümüne yol açan olaylardan sonra AKP Hükümeti’nden yine o bildik açıklama yapıldı: Olayların arkasında Türkiye’nin huzurunu kaçırmak isteyen provokatif güçler var!
IŞİD barbarlığı bütün dünyanın gözü önünde Kobanê’yi kuşatıp halkı katliamdan geçirmeye hazırlanıyor. Bu ülkeyi IŞİD ile işbirliği yaptığı ABD Başkan Yardımcısı Biden tarafından bile alenen ilan edilmiş bir hükümet yönetiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, müjdeli bir haber verir gibi “Kobanê düştü, düşecek” diyor. Hava bulutlansa gözleri dolan Arınç, katliamla yüz yüze bulunan Kobanê ile “Bunlar kantonlar kurmuşlar. Aman Allahım! Nerede kantonlar, nerede silahlı güçler şimdi!” diyerek resmen alay ediyor. Başbakan Davutoğlu ve yardımcısı Akdoğan, PYD/YPG’ye “Esad ile savaşır ve kanton yönetimlerinden vazgeçerseniz size yardımı düşünürüz” diyerek kendi askeri-korucusu olmayı, teslimiyeti dayatıyor. Yetmiyor, Erdoğan ve hınk deyicileri tarafından ardı sıra “Bizim için IŞİD neyse, PKK de odur” açıklamaları yapılıyor.
Bu açıklamalar birinci olarak, bugün PKK lideri Öcalan’la adına “çözüm süreci” denilen görüşmeler yapan AKP Hükümeti/devletin, Rojava kantonlarının işgali ve Esad rejimine savaş açmak için bu süreci bitirmeye hazır olduğunu gösteriyor. Bu konuda ABD ile pazarlıklar yapıldığı da biliniyor.
İkincisi, Kürt hareketinin Bölge’nin bütün halklarına ve inançlarına vahşice saldıran IŞİD barbarlığıyla bir tutulması bir tarafa, bugüne kadar bu barbarlığa verilen desteğin üstü de örtülmeye çalışılıyor.
İşte Kürtlerin kendi demokratik yönetimlerini oluşturdukları ve IŞİD barbarlığından kaçan bütün halkların sığınağı olan Kobanê katliam tehdidi altındayken ülkeyi yönetenler ellerini ovuşturarak bu açıklamaları yapıyorlar.
Önce HDP ve CHP, mecliste hükümetin savaş tezkeresine karşı çıkarak ve ardından Kürt halkı ile bu ülkenin demokrasiden, laiklikten, kardeşlikten yana halk güçleri alanlara çıkarak IŞİD’e ve onu destekleyen AKP Hükümeti’ne tepkilerini dile getirdiler.
Hükümetin kışkırtıcılığına yönelik tepkinin Hüda-Par ile bir gerilime dönüşmesi nedeniyle yaşanan çatışmalarda onlarca insan yaşamını yitirdi. Diyarbakır başta olmak üzere Kürdistan’ın birçok kentinde akla 92 Newroz’u ve 2006 28 Mart olaylarını akıllara getiren ama kapsam olarak onları çok aşan olaylar yaşanıyor. Hükümet cephesinden olayları yatıştıracak açıklamalar yerine ,2006’daki olaylar zamanında Diyarbakır Valisi de olan İçişleri Bakanı Efkan Ala, Erdoğan’ın zihinlere kazınan “Kadın da olsa, çocuk da olsa gereken yapılacak” açıklamasını hatırlatırcasına “Şiddet misliyle karşılık bulacak” diyor.
Esad rejimini devirmek ve Rojava kantonlarını yok etmek için savaş peşinde koşan ve bu politikayla at başı olarak ülke içinde giderek baskı ve şiddet sarmalına daha fazla sarılan AKP’nin ‘Yeni Türkiye’si bu! İç savaşa doğru sürüklenen bir ülke, ateş çemberine dönüşen kentler, ölen onlarca insan ve darbe dönemlerini aratmayacak sıkıyönetim uygulamaları…
Burada Diyarbakır ve Batman başta olmak üzere Hüda-Par ile yaşanan gerilim ve çatışmalara da değinmek gerekiyor. Açıktır ki, AKP Hükümeti’nin politikalarına yönelik tepkinin Hüda-Par ile 90’lı yıllarda Hizbullah’la yaşanana benzer bir çatışmaya dönüşmesi, en çok AKP’nin işine gelecektir. Eğer bir provokasyon aranacaksa burada ve yine Türk bayrağı ve Atatürk büstlerinin yakılarak meselenin bir Kürt-Türk çatışmasına dönüştürülmek istenmesinde aranmalıdır.
Ve Kobanê dişiyle tırnağıyla direniyor. Bu direniş, barbarlığa karşı insanlığın; halkları-inançları düşmanlaştıran emperyalizm ve gericiliğin karşısında halkların demokratik geleceğinin direnişidir. O yüzden sonuç ne olursa olsun Kürtler ve Bölge’nin ezilen bütün halkları şimdiden kazanmıştır.
‘Yeni Türkiye’ diyerek geleceğini savaş politikalarında arayan AKP Hükümeti’ne göre, yaşanan olayların sorumlusu provokatörlükle suçladığı Kobanê ve kendi gelecekleri için direnen Kürtler ve ülkenin demokrasi güçleriymiş!
 Evet, ortada bir provokatörün olduğu doğru. Ve bizler o provokatörü de, ‘yeni Türkiye’sini de çok iyi tanıyoruz!

www.evrensel.net