08 Ekim 2014 06:00

Herkes sansüre karşı!

Altın Portakal komitesi, ‘sansür kabul edilemez’ dedi ve yönetmene herhangi bir baskı uygulanmadığını savundu.

Paylaş

Altın Portakal Film Festivali’ndeki sansür tartışmaları dün de festivalin “bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz” dediği açıklamasıyla sürdü. Altyazısı “küfürsüz” olan yeni filmin alınması ve festivalin TCK’ya göre sansür uygulamasının arkasında durması üzerine tepkiler büyüyünce, festival bir açıklama daha yaparak meselenin tüm taraflarını festivali “bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet” etti.  

Programdan çıkarılması tartışma yaratan ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ filminin altyazı değişikliğiyle yeniden festivale alınmasından sonra dahi festival sansürcü tavrını kabul etmeyince belgesel yönetmenleri, jüriler ve sinema yazarları “Gitmiyoruz” açıklamaları yapmıştı. Bunun üzerine festival, dün bir açıklamayla “sansüre karşı” olduğunu söyledi, ancak sansür uygulandığını kabul etmedi. Yaşananları yanlış bir iletişim zinciri oluşmasıyla açıklayan festival yetkilileri, Reyan Tuvi’ye herhangi bir baskı uygulamadığı savundu.
Filmin “yeni versiyon” ile kabulünün ardından, önce belgesel yarışması ana jüri başkanı Can Candan, ardından, aralarında ulusal yarışma ana jürisinden Belmin Söylemez’in de olduğu farklı jürilerden on üye, “seçici kurulların kararlarının manipüle edilmeyeceği” sözünü almadıkları için görevlerinden istifa etmişti. SİYAD üyesi olan ve olmayan 30’un üzerinde sinema yazarı da, festivali “kendini devletin yargı organlarının bir uzantısı gibi konumlandırmak”la eleştirerek katılmayacaklarını açıkladı. Aralarında Reyan Tuvi’nin de olduğu belgesel yarışması filmleri ortak bir açıklamayla “Festival yönetimi süreci tüm şeffaflığıyla açıklayan bir özeleştiri ve özür mektubu sunmadığı sürece filmlerimizi festivalden çekeceğimizi üzülerek bildiriyoruz” dedi.

FESTİVAL SORUMLULUĞU KABUL ETTİ

Tepkiler üzerine festival yetkililerinden ilk kez içinde “yanlış”, “üzüntü”, “sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz” gibi ifadeler geçen bir açıklama geldi. Açıklamada “Sansür kabul edilemez” dendi ama sansür ya da baskı yapılmadığı savunulup, filmlere uygulanan TCK kriteri konusunda da sessiz kalındı.

Festival komitesi açıklamasında, yanlış bir iletişim zinciri oluştuğu ve işin bu hale gelmesinde kendilerinin de sorumlu olduğu belirtilmekle birlikte, Reyan Tuvi’nin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da otosansür dayatması yapılmadığı iddia edildi. Açıklama, bir çağrıyla başladı: “Günlerdir içinde bulunduğumuz üzücü ve yıpratıcı tartışmalara bir son vermek ve sektörün tüm unsurlarıyla birlikte bir uzlaşma noktası yakalamak ve sinemamızın 100. yılında en köklü festivalimizin sağlıklı bir ortamda yapılmasını sağlamak için bir çağrıdır bu.”
“Öncelikle sansür konusunda eleştiride bulunan, tavır koyan herkesle hepimiz aynı fikirdeyiz. Sansür kabul edilemez” diyen festival komitesi, hatalar zincirini açıklamak için koşullardan söz etti: “Festival komitesi olarak zaten başından beri çok kısa bir sürede büyük bir festival hazırlığı içine girdik ve hiç beklemediğimiz bir krizle karşılaştık. Yanlış bir iletişim zinciri oluştu ve işin bu hale gelmesinde bizim de sorumlu olduğumuzu kabul ediyoruz.”

SANSÜR DEĞİL ‘ORTAK HASSASİYET’

“Bu festival hepimizindir ve sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi de hepimizin ortak sorumluluğudur. Karşılıklı inatlaşmanın ve bu sorunun oluşmasında hiçbir katkısı olmayan değerli dostların, sanatçıların yıpratılmasının hiçbirimize faydası yoktur” denen açıklama, sansürü kabul etmeden “ortak hassasiyet” ifadesiyle, süreci şöyle anlattı: “Sayın Reyan Tuvi’nin ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek’ adlı belgeseli daha önce festival dahilinde özel gösterim programı yerine ulusal belgesel yarışma bölümüne davet edilmiş ve bu davetimiz kabul görmüştür. Yönetmenin sanatçı iradesine herhangi bir baskı ya da oto sansür dayatması yapılmamıştır, yapılması da düşünülemez, bu noktada yönetmenin kendi açıklamaları da ortadadır. Ne festival tarafından ne de eser sahibi tarafından söz konusu filmin ne mesajına, ne içeriğine, ne kurgusuna, ne de bütünlüğüne dokunulması asla ve hiç bir zaman talep edilmemiş, net bir biçimde adını vererek ve yazılı olarak kişilik haklarına yönelik bir hakarete dair ortak bir hassasiyet sonucu söz konusu küfür kaldırılmıştır. Filmin ilk başta açıklandığı gibi halka açık gösterime çıkartılmaması ile ilgili gerçek bununla sınırlıdır.”

TCK kriterlerinden hiç söz etmeyen açıklamada, Tuvi’ye haksızlık yapıldığı belirtilerek “en derin ve samimi üzüntüler” paylaşıldı: “Festival komitesi olarak Sayın Tuvi’nin adının hiç hak etmediği bir şekilde tüm krizin merkezine oturtulmasını kendisine yapılan ciddi bir haksızlık olarak görüyoruz ve en derin ve samimi üzüntülerimizi başta Sayın Reyan Tuvi olmak üzere sinema camiamız ve kamuoyu ile paylaşıyoruz.”

Yeniden festivalin “kurban” edilmemesini isteyen komite, açıklamayı davetle bitirdi: “Meselenin tüm taraflarını 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivalimizi bir sinema bayramı biçiminde kutlamaya davet ediyoruz.” 


SİNEMA YAZARLARI: SANSÜR MEKANİZMASI MEŞRULAŞTIRILIYOR

51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne ilişkin önceki akşam sinema yazarları tarafından yayınlanan açıklama metni, festivalin tavrına itiraz ediyordu: “51. Uluslararsı Antalya Altın Portakal Film Festivali, 5 Ekim Pazar günü yaptığı açıklamada ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek...’ belgeselinin ‘yeniden’ gönderilen versiyonunun tekrar değerlendirilerek yarışmaya geri alındığını belirtmiştir. Festival komitesinin, yaşanan süreçte yaptıkları hatalarla ilgili sorumluluk almayan, bunun ifade özgürlüğü ve etikle ilgili bir tartışma olduğunu görmezden gelen tavrını kabul etmiyoruz. Açıklamasında hiçbir özeleştiriye yer vermeyen festival, kendi yarattığı sansür mekanizmasını meşrulaştırmaya çalışmaktadır. Bir festivalin filmleri TCK’yı dayanak alarak denetlemesi ve kendi yönetmeliğine uygun bir şekilde yarışma hakkı kazanan bir filmi seçkiden çıkartması kesinlikle mazur görülemez. Bir film festivalinin temel nitelikleriyle bağdaştıramadığımız bu uygulamayı haklı çıkartmak çabasındaki söz konusu açıklama, resmen bir sansür mekanizmasının oluşturulduğunun ve işletildiğinin kabulüdür. Bir festivalin değerlendirme kriterleri gerektiğinde sanatçıyı ve eserini onları kriminalize eden bir anlayıştan koruyabilmelidir. Geldiğimiz noktada ise, festival yönetiminin kendini devletin yargı organlarının bir uzantısı gibi konumlandırmaya devam ettiğini üzülerek görüyoruz. Bu koşullar altında 51. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali’ne katılamayacağımızı kamuoyuna saygılarımızla duyururuz.”


BELGESELCİLER: FİLMLER TCK MADDELERİNE GÖRE DEĞERLENDİRİLEMEZ

Altın Portakal’daki sansür tartışmalarına yönelik bir diğer açıklama ise Ulusal Belgesel Film Yarışması Filmleri Yapımcı ve Yönetmenleri’nden geldi. Reyan Tuvi’nin de aralarında bulunduğu, 15 filmden 13’ünün yapımcı ve yönetmenleri, festival komitesinden süreci açıklayan şeffaf bir açıklama gelmediği ve özür dilenmediği takdirde filmlerini ulusal yarışmadan çekeceklerini vurguladı ve şöyle dedi: “51. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Ulusal Belgesel Film ön jürisinin yarışmaya seçtiği 15 film, festival yönetimince Türk Ceza Kanunu’na göre değerlendirilip, Reyan Tuvi’nin ‘Yeryüzü Aşkın Yüzü oluncaya Dek’ adlı filmi yarışmadan çıkarılmıştır.
Biz belgesel sinemacılar olarak filmlerimizin hiçbir şekilde TCK maddelerine göre değerlendirilmesini kabul etmiyoruz. Filmlerimizin TCK maddelerine göre değerlendirilmesi, düşünce ve ifade özgürlüğünü tehdit ettiği gibi sinema üretimine de doğrudan müdahale anlamına geliyor. Bu konudaki itirazımızı festival yönetimine yazılı olarak iletmiş ve yönetmen arkadaşımız Reyan Tuvi’nin yanında olduğumuzu, filminin  yarışma bölümüne alınması gerektiğini beyan etmiştik. Ancak halen sürece dair net bir açıklama ve özeleştiri içeren bir geri bildirim yapılmamış olması festival yönetimine olan güvenimizi sarsmıştır. Festival yönetimin bugüne dek yaptığı açıklamalarda kullandığı dil ve tutumun sansür mekanizmasını meşrulaştırdığını düşünüyoruz.
Bugüne kadar tüm çabamız yapıcı bir tutum sergileyerek festivalin gerçekleşmesi için verilen emeği gözetmekti. Fakat bizim için en önemli nokta büyük bir emek sarf edilerek yapılan bu festivallerin bağımsız ve özgürlükten yana bir anlayışa sahip olmasıdır.
Festival yönetimi süreci tüm şeffaflığıyla açıklayan bir özeleştiri ve özür mektubu sunmadığı sürece filmlerimizi festivalden çekeceğimizi üzülerek bildiriyoruz.”
Reyan Tuvi de bundan önce bir açıklama yaparak komiteden kamusal bir özür beklediğini dile getirmiş ve yönetmenlerin festivallere filmlerini ihbar edilmesi için emanet etmediklerinin altını çizmişti.  (İstanbul/EVRENSEL)

ÖNCEKİ HABER

İzmir’de Kobanê eylemlerine saldırı: 1 kişi ağır yaralı

SONRAKİ HABER

Kuru çaya yüzde 15 zam yapıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa