07 Ekim 2014 06:00

Hekimler biber gazını yasaklatmakta kararlı

Uluslararası hekim örgütleri temsilcileri, Sağlık Bakanlığı’nın, Ankara Tabip Odası (ATO) yönetim kurulunun görevden alınması talebiyle açtığı davayı takip etmek için Ankara’daydı. Gündemlerinde “göz yaşartıcı gaz”, “biber gazı” denilen “Kimyasal Gösteri Kontrol Ajanlarının” yasaklanması vardı.

Paylaş

Cem GURBETOĞLU

Dünya Tabipleri Birliği Genel Sekreteri Dr. Otmar Kleiber, İnsan Hakları için Hekimler Örgütü eski Başkanı Dr. Holly Atkinson ve Avrupa Birliği Avrupa Hekimler Daimi Komitesi Genel Sekreteri Dr. Birgitte Beger Sağlık Bakanlığı’nın, Ankara Tabip Odası (ATO) yönetim kurullarının görevden alınması talebiyle açtığı davayı takip etmek için Ankara’daydı. Duruşmadan bir önceki akşam heyet ile bir sohbet toplantısındaydık.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) ve ATO’nun eski ve yeni yöneticilerinin de katıldığı toplantıda Kleiber’in söyledikleri Türkiye’de kimilerinin “akıl tutulması” diye yumuşatmaya çalıştığı politik ortamı açıkça ortaya koyuyordu. Kleiber, “Dünyanın her yerinde hekimler savaşlar ve olağanüstü durumlarda sağlık hizmeti verirler. Bu nedenle takdir edilirler. Hükümetler hizmetlerinden dolayı hekimlere plaketler, nişanlar sunar. Ancak anlaşılıyor ki Türkiye hükümeti bu hizmetlere davalarla yanıt vermeyi uygun bulmuş” diyordu. Bize “olağan” gelen birçok uygulama yabancı delegasyonu şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükledi. Hele ki, Gerze’de biber gazından kaçan arıların polisleri sokmasının dava konusu edilmesini öğrendikleri an gözleri neredeyse yuvalarından çıkacaktı.

DAVADAN DA ÖNCE SAĞLIK

Tabii ki Türkiye’deki meslektaşları bu deli saçması davalara -sağlıkçıların deyimiyle- “bağışıklı” durumdalar. Ama yapılacak yargılamadan çok gündemlerinde “göz yaşartıcı gaz”, “biber gazı” denilen “Kimyasal Gösteri Kontrol Ajanlarının” yasaklanması vardı. Yani her biri iyi hekimliğin birer örneği olan TTB ve ATO emektarları yargılanacakları davadan önce hastalarını, yani halkı düşünüyorlar. Dünya Tabipler Birliği’nin yapılacak bir sonraki toplantısında bu konuyu bir kez daha gündeme getireceklerini belirtiyorlar ve bu konudaki hazırlıklarını anlatıyorlar yabancı delegasyona.

TTB’nin bu iddiasının hem hukuki, hem bilimsel dayanakları var. En önemli hukuki dayanak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Türkiye’nin yargılandığı bir davada biber gazı kullanımını “işkence ve kötü muamele” olarak değerlendirmesi. Diğer bir dayanakları da “ihtiyatlılık ilkesi”. Yoğun kullanımının insanlar üzerindeki etkisine dair yeterli bilimsel ve istatistiki veriler olmadan bu maddelerin kullanımının olası olumsuz sonuçlarının dikkate alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar.

‘UYARI YETMEZ YASAKLANMALI’

Üstelik halk sağlığı uzmanı hekimler ve Türk Toraks Derneği’nin insan sağlığına zararlı toksik maddeler içeren bu gazların uzun vadeli solunum ve alerjik rahatsızlıklara yol açtığına dair ciddi gözlemleri var. Bilimsel araştırmalar sınırlı olsa da, hekimlerin gaza maruz kalanlardan edindikleri veriler dünyanın her yerinde aynı. Geçtiğimiz yıllarda Dünya Tabipler Birliği yine TTB’nin çabalarıyla konuyu gündemine almış ve söz konusu gazların “sınırlı ve dikkatli kullanımı” yönünde uyarı niteliğinde açıklamalar yapmıştı. Ama aradan geçen süre zarfında başta Türkiye olmak üzere, gazın kullanımı nedeniyle o kadar çok insan zarar gördü ki, TTB bu kez gazın yasaklanması konusunda daha da ısrarcı.

BAHREYN’DEN ÇARPICI TESPİTLER

Dr. Holly Atkinson’ın Bahreyn’de sokak gösterilerine yapılan saldırılara ilişkin gözlemleri, Türkiye’deki meslektaşlarının gözlemlerini doğruluyor. Daha da geriye giden Atkinson, 1980’li yıllarda öğrencilerinin yaptıkları araştırmaların sonuçların da benzer olduğuna dikkat çekti. Ayrıca Atkinson, Bahreyn’de düzenli olarak gaza maruz kalınan yerleşim yerlerinde hamile kadınların 6. ve 7. haftalarda düşük yaptıklarına dair tespitlerini de aktardı. Bazı yerleşim yerlerinde gazdaki kimyasalların yüzeylerde toz tabakası halinde tutunduğunu gözlemişler. Kendisi de Bahreyn’de gaza maruz kalan Atkinson, önceden herhangi bir solunum rahatsızlığı olmamasına rağmen 6 hafta boyunca astım semptomları gösterdiğini anlattı. Tabi ki, bunların “gözlem” olduğunu, bilimsel bir araştırmanın sonuçlarına henüz dönüşmediğini vurgulamak gerek.

FELSEFECİLERDEN BİLE GÖRÜŞ ALINDI

TTB’nin bir emektarı da avukat Ziynet Özçelik. Daha önce TTB yönetimlerinin iki kez daha görevden alınmaları talebiyle mahkemelik olduklarını anlatıyor. Biri 1985 yılında TTB’nin “idamlarda hekim raporu uygulamasına son verilmesi” ve “idam cezalarının kaldırılması” yönündeki girişimleri nedeniyle. Diğeri de 2001 yılında, cezaevi operasyonları ve ölüm orucu sırasındaki tutumu nedeniyle. Ve üçüncüsü de Gezi.

Savunmayı hazırlarken, kendi deyimiyle “topu taca atma” anlamına gelecek “yöneticilerimiz değişti” gibi gerekçelerden kaçındıklarını belirtiyor. Yargılananın hekimlik mesleği ve onun evrensel ilkeleri olduğunu bilen Özçelik, savunmayı da bu iki nokta üzerine kurduklarını anlatıyor. Felsefeciler ve hukukçulara da iletilmiş savunma. Onların bu konudaki görüşleri de savunmaya eklenerek mahkemeye iletildi. Tıpkı TTB yöneticileri gibi onu da asıl heyecanlandıran konu, kimyasal gazların toplumsal olaylarda kullanımının yasaklanması. Hekimler tıbbi dayanakları üzerine çalışmalarını yürütürken, o da hukuksal dayanaklar üzerine çalışıyor.

ÖNCEKİ HABER

Maliye’de 38 milyar nereye gitti?

SONRAKİ HABER

Soma'da maden işçileri tazminat hakkını istiyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa