07 Ekim 2014 06:00

Kıbrıs taraftar kartı hayata geçmemeli!

Passolig, e-bilet sadece Türkiye’deki tribünlerin sorunu değil. Kıbrıs’ta hayata geçirilmeye çalışılan taraftar karta karşı tribün grupları mücadelenin startını verdi.

Paylaş

Mustafa Candan VEZİROĞLU

Passolig, e-bilet sadece Türkiye’deki tribünlerin sorunu değil. Benzer uygulamaların yayılmaya çalışıldığını farklı ülkelerde görmek mümkün. Bu ülkelerden birisi de Kıbrıs. Futbolu yöneten egemenler, ‘seyirci/taraftar kartı’ projesiyle, tribünlere karşı savaş açtı. Yaşanan sürece dair Omonoia takımının tribün grubu Gate9 geniş bir yazı yayınlayarak, yaşananları anlattı. İki gün sürece Gate9 çevirimizde, yaşanan süreç, futbol ve siyaset var.

‘FUTBOLU DEĞİL CEBİNİ DÜŞÜNÜYOR’

Kostakis Koutsokoumnis; Kıbrıs futbolunun “harika yöneticisi”. Bu adam 15 yıldan fazla Kıbrıs Futbol Federasyonu’nun başkanlığını yapmıştır. Yüce bir lider gibi davranmaya çalışmasına rağmen sporun durumunu hiç önemsemez, tek önemsediği cüzdanıdır. O ve arkadaşları yıllar boyunca sayısız skandala karıştı ve her gün bize gösteriyor ki onlar kârı, sporun ne halde olduğundan çok daha fazla önemsiyorlar. Kostakis, Kıbrıs’ta çok büyük bir sigorta şirketinin sahibidir ve ne tesadüftür ki bu sigorta şirketi Apoel Futbol Kulübü’nün (faşist Apoel; bizim en nefret ettiğimiz rakibimiz) en büyük hissedarlarından biridir. Öyle ki onun Kıbrıs Futbol Federasyonu “hükümdarlığı” boyunca her zaman Omonoia’dan, taraftarlarından nefret ettiğini ve her fırsatta kulübümüzü zorda bırakmaya çalıştığını kolayca anlayabilirsiniz.

FEDERASYON SAĞCILARIN ELİNDE

Kıbrıs Futbol Federasyonu; özerk bir federasyon, hiçbir devlet ve meclis gücünün çatısı altında değildir. Kendi üye kulüplerinden ibarettir ve merkez komitesi üye futbol kulüplerin oyladığı kulüp temsilcilerinden oluşuyor. Üye kulüplerin çoğunluğunun milliyetçi yönelimi olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda merkez komitenin yine Omonoia’dan ve onun varlığından nefret eden sağ görüşlü temsilcilerden oluştuğunu anlamamız kolay oluyor. Hem disiplin komitesi hem de hakemlerin çoğunluğu sağ görüş fikrine sahip ve hatta bir çoğu en nefret ettiğimiz rakibimizle yakın ilişkilere sahip.  Bu insanların çoğu Apoel forması giyerken onların maçlarında tribünde görülmüştür ve aynı zamanda bir çoğunun çocukları Apoel’in atletik çocuk akademilerinde oynamaktadır.

ADALET BAKANI APOEL DESTEKÇİSİ

Kıbrıs Spor Örgütü bütün sporları kontrolü altında bulunduran bir örgüttür; futbol hariç! Eğitim ve Kültür Bakanlığı’nın kontrolü altında bulunan yarı özerk bir örgüttür, öyle ki devlete, meclis tarafından ve başmüfettiş gibi devlet adamlarından periyodik olarak gelebilecek denetimlere karşı sorumludur.
Ionas Nicolaou. Şu anki Adalet Bakanı. Hukuk sistemini  ve Polis departmanını kontrol etmektedir. 2013 Genel Seçimlerinden sonra Genel Başkanı Kıbrısı yöneten Millyetçi Partinin bir üyesidir. Ionas Apoel’in çok iyi bilinen bir destekçisidir ve Apoel’in Ultras’larına yıllarca avukatlık yapmıştır. Evet! Bu adam şu anki Adalet Bakanımız. İçinde derinlerde Omonoia nefreti olan birisi, bu faşist hakkında daha fazla bir şey söylememize gerek var mı ?

MEDYA SAĞCI KULÜPLERE YAKIN

Görsel Basın. Kanunen radyo ve televizyon istasyonlarının çoğunluğu ve adadaki günlük gazeteler sağ görüşe hakim. Ne dediğimizi daha iyi anlamanız için bir örnek verelim: En büyük tirajlı günlük gazete “Fileleftheros”, DIKO (Demekratik Parti) genel başkanının ailesi tarafından yönetilmektedir. Bu merkez sağ parti Apoel ve Anorthosis Famagusta ile yakın bağlara sahiptir. Büyük bir radyo ve televizyon istasyonuna ve günlük, haftalık, aylık yayınlara sahip olan büyük medya merkezi DIAS, Apoel ile yakın bir ilişki içerisindedir. Aynı zamanda futbol kulüplerinin çoğunluğunun yayın haklarını elinde bulursan özel televizyon istasyonu LTV, Apoel’in en büyük hissedarıdır.

SEYİRCİ KARTININ GEÇMİŞİ

Sol görüşlü bir önceki iktidarın yönetimde olduğu yıllar boyunca, Ionas meclis üyesi gibi davranıyordu. Meclis komitesine “Futbol ile alakalı şiddetle savaşma” konusunda başkanlık etmiştir. Thatcherizm’in ve Maggie’nin futbol şiddetine karşı yaklaşımının iyi bilinen bir seveni olan Ionas yıllar boyunca mecliste oylanması için kanunlar ve önlemler sunmuştur fakat sol koalisyon hükümetinin meclis üyelerine oylamada kaybettiği için bu tasarılar ilerleyememiştir. Son dört yıl boyunca halka seyirci kartı fikrini aşılamaya çalıştı ve halkın düşüncesini değiştirmek için birçok durumda medyadan yardım aldı. Olumlu olan olay şudur ki ne zaman Seyirci Kartı haber başlıklarında olsa, Kıbrıs Ultras’larının çoğunluğu ya duyurular yoluyla ya da stadyumlarda pankart ve tezahüratlarıyla açıkça hoşnutsuzluklarını dile getirmiştir.
Şubat 2013’te sağ koalisyon hükümeti başa geçtiğinden beri, Ionas’a Adalet Bakanı görevi verildi ve bu üstünlüğü onun lehine çevirdi. Şimdi, mecliste çoğunluğu elinde bulunduran koalisyon hükümetiyle, delice planını harekete geçirmek için bütün gerekli araçları elinde bulunduruyor.
Eğer kurallara uyulmazsa, stadyum görevlileri size sözlü uyarı verme hakkına sahiptir. Eğer aynı davranış ikinci kez tekrarlanırsa, görevli polisle beraber sizi tutuklama hakkına sahiptir.
Yeni kanunla değişen bir diğer şey polis ve hukuk sistemenin süper güçlere sahip olmasıdır. Sizi tutuklayabilir ve 48 saat içinde hakimin karşısına çıkarıp hakkında cezai işlem başlatabilir. Hakim kararı çok ağır cezalardan 1 ila 12 ay arası stadyuma girememe cezasına kadar her şey olabilir. Bu kanuna karşı kötü davranıştan sıklıkla tutuklanırsanız, stadyuma girememe cezası 10 yıla kadar çıkabilir. Birisi stadyuma girememe cezası aldığında, kendi takımlarının maçı olduğu sırada kanunen polis merkezlerinde bulunmaları gerekir.
Bu kanunun uygulamasının bir diğer örneği sadece 2 hafta önce oldu. Omonoia’nın kendi evinde oynadığı ve devreyi 0-1 geride kapattığı maç sırasında, Omonoialı bir taraftar sahaya girdi. Bu taraftar devre arasında sahaya girmişti ve sadece oyuncuları neşelendirmek ve motive etmek istiyordu ve agresif bir tavır içinde değildi. Polis hemen onu tutukladı ve 48 saat sonra 3000 avro ceza ödettirerek serbest bıraktı. Aralık’ta hakimin karşısına çıkması gerekiyor.

SPORDA ŞİDDET KANUNUN GEÇMİŞİ

Bu kanuna göre, herhangi bir spor müsabakası izleyen kişinin seyirci kartı olması gerekmektedir. Taraftarlar maça girerken biletlerinin yanı sıra kartlarını da göstermek zorundadırlar. Kart stadyum girişinde elektronik olarak incelenir ardından koltuk numarası ve kişinin bilgileri anında sisteme kaydedilir.
Bu kartı çıkartmak için kişiler bilgilerinizi vermeniz gerekmektedir. Örneğin; isim, adres, telefon numarası, doğum günü. Ek olarak 15 Euro ödemek zorundasınız. Öyle ki, örneğin yurt dışından bir arkadaşınız geldi ve sizinle futbol maçına gitmek istiyor, seyirci kartları yoksa sizinle maça gidemezler.
Sınırlamalar bunlarla bitmiyor. Diğer saçma kuralların arasındaki kanun diğer sınırlamalar koyuyor, bunlardan bazıları;
Stadyumda ayakta durmak yasak.
Tribünde bir koltuktan başka bir koltuğa geçiş yasak.
Kötü söz, küfür yasak.
Kötü, kaba, şiddet içerikli davranışlar yasak.
Ve daha birçok saçma kural.

KANUN OYLANIŞININ PERDE ARKASI

Kanun meclis çoğunluğu tafından 2013 Temmuz ayının sonunda oylandı ve 1 Ocak 2015’te tam anlamıyla devreye girecek.
Oylamadan önce, faşist bakan Ionas üst düzey futbol yöneticisi Kostakis’le birlikte oylamayı mümkün olduğunca hızlı bir şekilde yapmak istemesi çok açıktı. Ama bu acele neden?
Yakın zamanda Kostakis ve Federasyonu CFA denilen bir Federasyon televizyon kanalı kurdu. Kostakis’in amacı bütün kulüpleri ortak bir televizyon platformu altında toplamaktı. İddia ettiğine göre TV haklarının adil dağıtımı sayesinde bütün kulüpler bu sistemden yararlanacaktı. Ama bu dağıtımdan kim sorumlu olacak? Tabi ki, Kostakis ve arkadaşları.
2013’e kadar bütün kulüpler kendi istediği medya platformunu seçebiliyordu. Yukarıda da bahsettiğimiz üzere takımların çoğunluğu yıllarca LTV platformuyla birlikte çalıştı. Ama son zamanlarda bir çok takım bu anlaşmayı bozdu ve diğer platformlarla anlaşma imzaladı. Örneğin, Omonoia ve Apollon şu anda Primetel televizyonuyla anlaşma içindeyken Anorthosis ve Apoel devlet kontrolü altındaki CYTA ile milyon euroluk anlaşma imzaladı. Bu anlaşma da büyük bir skandaldır fakat onu anlatmak için başka bir metin yazmamız gerekir.
Görülen o ki Kostakis TV haklarında milyonlarca euroyu gördü ve pastadan dilim istiyor. Bu yüzden CFA TV projesini ortaya sundu ve televizyon haklarının adil bir şekilde dağıtılacağını söyledi. Çoğu küçük olan kulüpler CFA TV ile anlaşma imzaladı.
Kendinize Seyirci Kartının CFA TV ile ne alakası olduğunu sorabilirsiniz.
Cevap ise çok basit. Seyirci Kartını işleyen sistemin merkezi veritabanının elinde bulundurarak Federasyon ve televizyonu futbol maçı izleyen herkesin kişiler bilgilerini de elinde bulunduracak. Böylece  yeni kanallarına abone olabilecek binlerce potansiyel müşterinin verilerini elinde bulunduruyorlar. İş dünyasında buna rekabet üstünlüğü denir.

VERİ TABANI KİMİN ELİNDE

Yeni kanuna göre, veritabanı Kıbrıs Spor Örgütü’nün elinde olmak zorundadır. Kıbrıs Spor Örgütü yarı özerk olduğu için Devlet Denetleme Kurumu tutulan verilerin gizliliğini kontrol altında tutabilir. Ancak Eylül 2013’ün ilk günlerinde Kıbrıs Spor Örgütü merkezi komite çoğunluk oylamasında (bir oy farkla) bu kartların kontrolünü Kıbrıs Futbol Federasyonuna verdi.  Bu önemli oy Adalet Bakanı ile yakın ilişkileri bulunan Kıbrıs Spor Örgütü Başkanı tarafından kullanıldı. Başkan, Kıbrıs Spor Örgütünü’nün bu finansal güçlükle başa çıkamayacağını ve Kıbrıs Futbol Federasyonunun (en zengin federasyon) bunu yapabilecek güçte olduğunu iddia ederek kendi örgütünü mazur gösterdi.

*Yarın: Ultralar taraftar kartına karşı ne yapıyor?

 

ÖNCEKİ HABER

Nobel Tıp Ödülü \'beyin\'e verildi

SONRAKİ HABER

Müslümanlaştırılan Ermenilerin hikayesi belgeselleşti: Zenginlik değil travma

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa