2 yeni bakan ve gençlik

2 yeni bakan ve gençlik

61. Hükümetin Bakanlar Kurulu açıklandı. Bakanlıklara getirilen isimlere bakılırsa birkaçı dışında çok da önemli değişiklikler yok gibi görünüyor.Ama seçilmiş milletvekillerinin vekilliğinin düşürülmesiyle ciddi bir güven kaybına uğrayan Meclis, kimi bakanlarıyla da bu güvensizlik duygusunu pe

Gizem Örnek

61. Hükümetin Bakanlar Kurulu açıklandı. Bakanlıklara getirilen isimlere bakılırsa birkaçı dışında çok da önemli değişiklikler yok gibi görünüyor.
Ama seçilmiş milletvekillerinin vekilliğinin düşürülmesiyle ciddi bir güven kaybına uğrayan Meclis, kimi bakanlarıyla da bu güvensizlik duygusunu pekiştirecek gibi görünüyor.
Seçimlere ramak kala AKP’nin bakanlıklarda yaptığı değişiklik meyvelerin önümüzdeki dönem verecek. Bunlardan bir tanesi de ‘Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’. Bu koltuğa getirilen isim ise eski dönemin Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün.
Yeni kurulan bu bakanlıkla özellikle üniversiteler üzerinde amaçlananlar gazetemizin diğer köşelerinde de tartışıldı.
Bilimsel bilgiyi teknik/teknoloji üretimiyle sınırlandıran, teknolojiyi de sanayi/sermaye ihtiyacına indirgeyen bir yaklaşım bakanlığın adında bile açıkça ifade buluyor. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının başına getirilen ismin de Sanayi ve Ticaret Bakanı olması daha da manidar. YÖK eliyle mütevelli heyetleri kurarak ‘üniversite-sermaye iş birliği’ni sağlama ve üniversitelerde üretilen bilginin sermayeye peşkeş çekilme çabaları artık bakanlık eliyle yürütülecek. Yeni kabineden üniversitelerin payına düşenin ne olduğu çok açıkça ortada.
Bu durumda üniversitelerin açılmasıyla birlikte buralarda yeniden hareketli günler yaşanacağını, önümüzdeki dönemin üniversitelerin ve bilimin sahipliği konusunda mücadelelere gebe olduğunu söylemek çok da zor değil.
Gençliği ve eğitim alanını ilgilendiren bir diğer bakanlık da kuşkusuz Milli Eğitim Bakanlığı.
Geçtiğimiz dönem pek çok tartışmaya sebep olan bakanlıktaki isim değişikliği şaşırtıcı olmadı.
Son olarak YGS’de yaşanan şifre skandalıyla yalnız ÖSYM Başkanı Ali Demir değil Bakan Nimet Çubukçu da epey yıpranmıştı. AKP’nin ‘ustalık dönemi’ olarak adlandırdığı döneminde eğitim politikalarını emanet ettiği isim Ömer Dinçer oldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı iken, yaşamını yitiren maden işçilerine ‘güzel öldüler’ açıklamasından hatırladığımız Dinçer’in öğrenci ve öğretmenlerin sorunlarına nasıl yaklaşacağını merak ediyoruz açıkçası, ‘Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır’ sözü hemen akıllara geliyor tabi.
Ömer Dinçer sadece maden işçilerine dönük açıklamasında değil intihal dosyasıyla da hafızalarımızda. İntihal yaptığı çeşitli mahkemelerce ve YÖK tarafından kesinleşen ve 2005’te ‘öğretim mesleğinden çıkarma’ cezası alan ismin Milli Eğitim Bakanlığı koltuğuna getirilmesi AKP’nin eğitim zihniyetini açıkça orta yere seriyor.
ÖSYM Başkanı Ali Demir’in de intihal dosyasını hatırlarsak kol kola yeni kopya, şifre skandallarına imza atmaları şaşırtıcı olmayacaktır. AKP’nin oluşturduğu bakanlar kurulundan eğitimin sorunlarını çözecek, eşit, parasız, nitelikli bir eğitim hakkını sağlayacak politikalar ortaya atmasını zaten beklemiyorduk.
Ancak şimdi ortaya çıkan tabloya bakılınca önümüzdeki dönemlerde eğitimin sermayeye tam olarak açılacağını, özelleştirmelerin hız kazanacağını, parayla tahvil edilen bir eğitim programının hazırlanacağını, eğitimde fırsat eşitliğinin son nüvelerinin de ortadan hızla kaldırılacağını açıkça görüyoruz.
Bunları söyledikten sonra önümüzdeki dönem ‘eğitim hakkı’ mücadelesinin de daha yakıcı bir sorun olarak ortaya çıkacağını ve birleşik, kitlesel, kararlı bir mücadelenin artık daha önemli bir ihtiyaç haline geldiğini görmek zor değil.

(*) Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğrencisi 

www.evrensel.net