06 Ekim 2014 10:00

Okul kazaları emanete hıyanet

Yeni eğitim yılının başlamasıyla gazetelerin üçüncü sayfalarında çocukların okullarda yaşadıkları kazaları okumaya başladık. Geçtiğimiz yıllarda maalesef ölümle sonuçlanan kazalar yaşanmıştı. Geçen Aralık ayında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Gündem Çocuk Derneği arasında Okullarda Fiziki Güvenlik Standartları protokolü hazırlandı. Ancak Bakanlık hiçbir mali yükümlülüğü kabul etmiyor. Gündem Çocuk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Onur Yılmaz’la protokol hakkında konuştuk.

Okul kazaları emanete hıyanet

Paylaş

Züleyha KARAER
Ankara


Yeni eğitim yılının başlamasıyla gazetelerin üçüncü sayfalarında çocukların okullarda yaşadıkları kazaları okumaya başladık. Geçtiğimiz yıllarda maalesef ölümle sonuçlanan kazalar yaşanmıştı. Geçen Aralık ayında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile Gündem Çocuk Derneği arasında Okullarda Fiziki Güvenlik Standartları protokolü hazırlandı. Ancak Bakanlık hiçbir mali yükümlülüğü kabul etmiyor. Gündem Çocuk Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Onur Yılmaz’la protokol hakkında konuştuk.

Yılmaz, “Kısa sürede bizim okullardaki  ölüm olaylarını sıfıra indirmemiz gerekiyor. Bu kabul edilecek birşey değil, çocuğunuzu okula emanet ediyorsunuz ama siz çocuğunuzun cenazesini alıyorsunuz. Bu hiçbir şekilde kabul edilebilir birşey değil. En basit tabiriyle emanete hıyanettir, bu yaşam hakkı ihlalidir” diyor.

Protokolün imzalanma sürecini anlatır mısınız?
Protokolün bakanlıkla imzalanmasına kadar  üç yıllık bir çalışma var; Efe Boz’un hayatını kaybettiği ve onun  babasının Ankara’ya yürüyüşünden itibaren. Bu çalışma daha çok Efe’nin ailesinin mücadelesine  destek olarak başladı.

Okullarda fiziksel güvenlik eksikliklerinin ne kadar  kronik  sorun olduğunu ve bu sorunun onlarca çocuğun hayatına mal olduğunu fark ettik. Türkiye’de okulda fiziksel  güvenlik standartların önce oluşması sonra uygulanması için çalışmaya karar verdik. Bu konuyu MEB’na anlatmaya çalıştık. Önceki bakanlarla çok iletişim kuramadık ama Nabi Avcı bakan olduktan sonra biraz daha şanslıydık. Nabi Avcı’yı Ankara Etimesgut’ta üzerine kapı düşerek uzun süre yoğun bakımda kaldıktan sonra hayatını kaybeden çocuğu hastanede ziyarete götürmeyi başardık. Onu ve ailesini görünce protokolün imzalanması konusunda onay verdi. Geçen Kasım ayında protokolü imzaladık.

Mali açıdan bakanlıktan destek görüyor musunuz?
Protokole göre MEB bize okullarda çalışma olanağı verecek. İstediğimiz okullarda çalışma yürütebileceğiz ama onun dışındaki bütün teknik ve mali konuları bizim halletmemiz gerekiyor, böyle bir zorluk var. Mali olarak ne bakanlık nede başka bir kurumdan destek var. Geçen Aralık ayında protokolü imzaladıktan sonra ekonomik belirsizlik dönemi başladı 17 Aralık’la birlikte . Sivil toplum örgütlerinin bu tür projelere destek bulması ortamı kalktı. Daha kolay destek bulacağımızı düşünürken bu bir yıllık süreçte art arda seçimler, 17 Aralık, Cumhurbaşkanlığı seçimleri derken normalde sponsor olabilecek kurumlar, kuruluşlar bir şekilde geri durmayı tercih etti. Bu yüzden bu ilk yılı ihtiyacımız olan ana finansman desteği bulmakta zorlanarak geçirdik. Ana ihtiyacımız olan okullardaki çalışmaların yaklaşık 18 tane uzmanın 3-4 ay sürecek olan ve 20’ye yakın farklı okulda yapılacak çalışmalarının kaynağını bizim yaratmamız gerekiyor.

Bakanlık okullara yeterli maddi ve teknik destek sunuyor mu?
Zaten çok ciddi bir genel bütçeden destek almayla ilgili sorunları var. Evelezel MEB’de böyle bir sorun vardır. Velilerden para toplanma mevzusu her yıl gündeme gelir. Bu eksiklikten de kaynaklanan bir şey.  Mali destek olmamasının dışında teknik olarak da okulların bu konuda ciddi eksiklikleri var. Okulda herhangi bir tadilat yapıldığında siz müteahhit olarak müdürü görüyorsunuz. Müdür eğitimci mi müteahhit mi? Teknik personel olmayan birisinin okuldaki teknik işleri kontrol ettiğini görmek ve bunun onun kontrolüne verilmesi ciddi bir sıkıntı. Teknik olarak da okulların desteklenmesi lazım. Müdür okulda yapılan herhangi bir tadilatın amiri olabilir ama kontrolörü olamaz. Kontrolü yapacak kişinin teknik personel olması gerekir.

Türkiye’de teknik personel yetersiz olduğu için mi kontrolü müdür yapıyor?
Bunun için kamunun kaynakları var. İl özel idaresi, belediye, meslek odaları, üniversiteler var. Teknik personel konusunda Türkiye artık sıkıntı çeken bir ülke değil. Mimar, mühendis çok. Onları istihdam etmek, bu konuda çalışmak gerekiyorsa meslek odalarından gönüllü katkı istemek, bunlar yapılabilecek şeyler. Okulların hem mali olarak hem de teknik olarak desteklenmesi gerekiyor.

Okullarda iş güvenliği uzmanlarının istihdam edilmesi güvenliği arttırır mı?

Yakın zamanda işgüvenliği yasasından kaynaklı okullarda iş güvenliği uzmanları istihdam edilecek. İş güvenliği yasasının çok önemli bir açığı var. Biz bunu çıktığından beri söylüyoruz. İş Güvenliği Yasası okullarda sadece öğretmenleri ve çalışan personeli koruyan bir yasa. Öğrencilerle ilgili herhangi bir hüküm getirmiyor. Çok açık okulda sadece sigortalı pesoneli, öğretmeni koruyor öğrenciyi korumuyor. Bu açık özellikle bu tip yoğun hizmet verilen ve insanların yoğun kullandığı yerlerde ciddi güvenlik açığını ortaya çıkartıyor. Biz bu fiziksel güvenlik mevzunun iş güvenliği uzmanlarının sorumluluğu altına verilmesini  istiyoruz aslında kontrol listelerini geliştirdikten sonra. Bu yapılabilirse çok daha etkin sonuç alınacaktır diye düşünüyoruz.

Okullarda iş güvenliği uzmanları görevlendirildi mi?
Bakanlık bunun henüz hazırlık aşamasında olduğunu söyledi. Böyle bir genelge yayınlanacak. Her okulda iş güvenliği uzmanı bulundurulacak. Bakanlığın iş güvenliği eğitimi almış öğretmenlerden hizmet almak gibi bir tercihi var. Bunda bir sakınca yok; eğitim aldıktan ve sertifika sahibi olduktan sonra. Bizim için sıkıntı onların aynı zamanda çocukların güvenliği konusunda da çalışması. Yani sadece iş güvenliğinin dar kapsamında kalırlarsa biz yine çocukları kaybetmeye devam edeceğiz.

Veliler çocuklarını okullara güvenle gönderebiliyorlar mı?

Geçen sene yaptığımız bir ankette velilerin hemen hemen hiçbiri okulların çocuklar açıdan fiziksel olarak güvenli olduğunu düşünmüyor. Eğitimin iyi olduğunu düşünen var, kötü olduğunu düşünen var ama ‘Okul çocuğunuz açısından güvenli mi?’ sorusuna nerdeyse hemen hemen hiçbiri “evet güvenli” yanıtını vermiyor. Bu da gösteriyor ki aslında bir kaygı ve beklenti var.

Okul aile birliklerinden bu konuda yardım alınabilir mi?
Okul aile birliklerinin durumu fecaat. Onlarla şu aşamada sürdürülebilir bir çalışma yapabileceğimizi düşünmüyoruz, keşke olabilse.

Velilerin okullara maddi destek sağlaması sorunları çözer mi?

Veliler okuları özel okul standartlarına yükseltiyor. Velilerin maddi katkısından çok politik olarak baskı oluşturmalarını istiyoruz. Sonuç olarak ilköğretim ücretsizdir ve bunun masraflarını devletin karşılaması gerekir. Okullarda fiziksel güvenlik sağlanacaksa bu işin aktörlerinden birisi de velilerdir. Velilerin  işin içinde olduğu durumda devletin sorumluluğunu üstlenmesi ve tedbir alması daha kolay. Siz ortada yoksanız, çocuğunuz orada tek başınaysa, sizin devlet gibi bir aygıtı harekete geçirmeniz çok zor.

Velilerin okul güvenliği hakkında bilinçlenmesi neden önemli?
Projemizin en önemli aşamalarından bir tanesi de bu. İstanbul’da Efe’nin hayatını kaybetmesinden ve Efe’nin ailesinin başlattığı mücadeleden sonra Veli-Der kuruldu İstanbul’da. Velilerin örgütlenmesinin çok önemli bir tarafı var. Efe’nin hayatını kaybettiği süreçte ve sonrasında bu mücadele yükseldikçe okul ve veliler bilinç arttı, ölümler ortadan kalkmadı ama sayılarında bir azalma oldu. Velilerin bu konuda örgütlenmelerini ve çocuklarına sahip çıkmalarını istiyoruz.

‘LAVABOYU MONTE EDEN BİLE BULUNAMADI’

Protokol kapsamında çalışmalarınızdan bahseder misiniz?
Almanya Belçika, Avusturalya, ABD’nin bir eyaletindeki fiziksel kontrol sistemlerini biz Türkçe’ye tercüme ettik. Biz bunun Türkiye’ye uyarlanması çalışmasını yürütüyoruz. Şu anda elimizde 4 ülkenin fiziksel kontrol listeleri var ama bunları Türkiye’de uygulamak mümkün değil. Okul yapıları farklı, eğitim sistemleri farklı, sosyal alışkanlıklar farklı. Almanya’da tehlike olarak görülen bir şey burda tehlike olarak görülmüyor. Tersi de mümkün.

Biraz açıklar mısınız?

Almanya’da okullarda fiziksel güvenlik riski olarak görülmeyen bir şey Türkiye’de çocukların hayatına mal olabiliyor. Örnek vermek gerekirse Efe’nin hayatına mal olan lavabo montajının doğru yapılması durumu mesela Almanya’da fiziksel kontrol listelerinde görülen birşey değil. Çünkü orda zaten üretici firmalar bunun montajından da sorumlular. Yani o başka kontrol sisteminin bir parçası olduğu için okullarda tekrar ona bakmıyorlar. Evde de okulda da hastanede de nerde olursa olsun lavabonun düzgün monte edilmesi zaten üreticinin garantisi altında olması gereken bir şey. Türkiye’de onu kimin monte ettiğini bile bulamadı mahkeme aylarca. O yüzden Türkiye’ye bir uyarlama gerekiyor. Biz aslında MEB’le yaptığımız bu protokolde bu uyarlama çalışmasını yapmak üzere bir araya geldik.

Çalışmanız şu an hangi aşamada?

Hazırlıklarımız tamam tercümeler yapıldı, sadeleştirildi, çalışılabilecek listeler haline getirildi. Çalışılabilecek uzmanlar belirlendi. Şu anda ekstra bir kaynakla okullardaki çalışmalarımızı da finanse edebilirsek yıl sonuna kadar aşağı yukarı bu sistemin verilerini elde etmiş olacağız. Bir mali kaynak sorunumuz var. Ekim sonunda 1 yıllık protokol süremiz sonlanıyor ama bir altı ay daha uzatılacağını düşünüyoruz. Hazırlayacağımız kitabı hem okullara, eğitimcilere göndereceğiz, hem de velilere çağrıda bulunacağız, “Bu kitabı edinin, bunun okullarınızda uygulanmasını sağlayın” diye. Biz de uygulanması için takibe devam edeceğiz. Web sitesi hazırlanacak ve oradan okullara, eğitimcilere danışmanlık vermeye çalışacağız.

SADACE KİTAPÇIKLA OLMAZ

Protokolün uygulanması yeterli mi?
Kitabın ulaşması yeterli değil. Bu mevzuat haline getirilmeli. Okullardaki eğitimcilerin, idarecilerin bunu uygulamakla sorumlu hale gelmesi ve bir de bunu uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesi gerekiyor. Nasıl müfettişler gidip çocukların sabah okula gelip gelmedikleri ile ilgili listeleri kontrol ediyorlar, okulun kontrol listelerine göre kontrol edilip edilmediğine de bakmaları gerekiyor. Biz detaylı kontrol listeleri hazırlayacağız.

DENETİM OLMAZSA  KALORİFER DÜŞER

Mesela geçen anaokulunda 5 yaşında bir çocuğun üzerine kalorifer düştü. Siz monte ettikten sonra 30 yıl o kaloriferi kontrol etmezseniz doğru monte etmiş olsanız bile bir çocuğun hayatına mal olabilir. Neyse ki çocuk sadece bacağı kırılarak kurtuldu. Siz 5 yaşındaki bir çocuğa kalorifere çıkma, pencereye asılma, kapıyı hızlı kapatma diyemezsiniz. Ben kaloriferin üzerine çıkmam ama o çocuk çıkar bunun gözetmeniz gerekir.
 

ÖNCEKİ HABER

Pekmeze zehir katmayın

SONRAKİ HABER

Gazetelerde 'Ne Var Ne Yok?' - 24 Nisan 2019 Çarşamba

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa