05 Ekim 2014 18:51

Gülsuyu’da kadın dayanışması

İstanbul Gülsuyu Mahallesi’nde Gezi direnişinin hemen ardından kurulan Mahalle Kadın Komisyonu, yerel seçim sürecinde yüz yüze geldiği kadınlarla birlikteliği Kadın Dayanışma Evi ile taçlandırmaya hazırlanıyor. Mahallede kapı kapı dolaşarak Kadın Dayanışma Evi’ni anlatan kadınlar, “Bizim birbirimize ihtiyacımız var” diyerek 12 Ekim Pazar günü gerçekleştirecekleri açılış şölenine çağrı yapıyor.

Paylaş

Gülten ÜZÜM
Savaş, zamlar, işsizlik, yoksulluk derken; giderek kötüleşen yaşam koşulları bizi öylesine yalnızlaştırdı ki farkında olmadan, biz de Mahalle Kadın Komisyonu olarak “Yan yana gelmeli ve müdahale etmeliyiz” diyerek çıktık yola.
İlk bir araya gelişlerimizde çokça tartıştık, “Ne yapabiliriz?” diye. Yaptığımız birçok toplantının ardından mahallemizde yaşanan uyuşturucu, çeteleşme sorununa karşı başlatılan  imza kampanyasında ön saflarda olduk kadınlar olarak. Okul önlerinde dağıtmak için bildiri basıp okul aile birlikleri ve müdürlerle konuşarak destek istedik. Tüm bunları yaparken 8 Mart hazırlıklarına başladık öte yandan. El emeği göz nuru, mahalledeki kadınların kendisinden bir şeyler kattığı bir pankart yaptık. Öyle işbirliği içinde oldu ki herkes; tulum eşliğinde horon tepildiği, omuz omuza halayların çekildiği, günün önemine ilişkin konuşmaların yapıldığı bir etkinlik yaptık, yağmurun eşliğinde... Hava bizden yana olmamıştı belki o gün ama, yine de kadınlar yan yana gelmekten geri durmadı...
Yerel seçim süreci de bir o kadar yakıcı ihtiyaçlarımız üzerinden “Ne yapabiliriz?” sorusunun somut karşılığını bulmak adına tartışmaya itti bizi. Bu süreçte aktif bir rol üstlenmek istiyordu çünkü her birimiz. Aydınlatması olmayan sokaklar, nefes alabileceğimiz park bahçenin yetersizliği, medeniyete adeta direnen daracık kaldırımlar vs. derken, taleplerimizin aciliyetini fark ettik ve kadın bir muhtar adayı çıkarttık. Kapı kapı dolaşıp aday broşürümüzü dağıtarak, birebir kadınlarla konuşarak ilmek ilmek örerek tamamladık muhtarlık çalışmasını. Fark ettik ki çaldığımız her kapı, bir başka soruna açılıyordu. Her diyalog, bir başka talebe...
Kadın muhtar adayının kendileri için bir şans olduğunu ve kendilerini temsil edebileceğine olan inancını paylaştı bizimle kadınlar. Tüm bu görüşmeler sonrasında ortaya çıkan ise; her gününü ev, çocuk telaşına kaptıran kadınların rahatça nefes alabileceği bir yer isteğiydi. Bunun hayal olmadığını, taleplerimizin yanıtsız kalmayacağını söylediğimizde, çay arası sohbetler giderek arttı ve seçim sonrasında 15- 20 kadın bir araya geldik. Bir dayanışma evi kurmaya karar verdik, zira kaybedecek zamanımız yoktu...
Savaş kapıda, yoksulluk mutfakta, şiddet yanı başımızdayken tıpkı seçim sürecinde olduğu gibi bizi bir araya getiren nedenlerimizle başladık yürümeye. Mahalle pazarında stant açarak IŞİD’den kaçan kadın ve çocuklar için yardım topladık. Standa büyük bir ilgiyle yaklaşan herkese anlattık derdimizi, ne yapmak istediğimizi... Dayanışma evimize olduğu kadar, savaş mağduru kadın ve çocuklara uzanacak her elin değerini anlattık.

HEP BİRLİKTE YAPACAĞIZ

Şimdilerde ise biriktirdiklerimizin ve yapmak istediklerimizin telaşı sardı bizi. Bir elimizde broşürlerimizle yine kapı kapı dolaşıp dayanışma evi şölenine çağrılarımızı yapıyoruz. Dayanışma evimizin açılışı için gerçekleştireceğimiz şölene, mahalleli kadınlar olarak da bir kadın korosu ve çocuk tiyatrosu grubu oluşturulup çalışmalarımıza başladık. Dayanışma evimizde haftanın belirli günleri, avukatlar tarafından hukuk danışmanlığı, psikolog ve sosyologlardan çeşitli konularda danışmanlık desteği alacağız. Talebimize göre kurslar düzenleyeceğiz. Çocuğuyla birlikte gelen kadınlar için bir çocuk odası olacak. Ve tüm bunları hep birlikte yapacağız.
Gülsuyu-Gülensu Kadın Dayanışma Evi olarak çağrımızdır: 12 Ekim 2014 Pazar günü 13.00-17.00 arası Gülsuyu Elisa Cem Düğün Salonu’nda, yan yana olup bu dayanışmaya omuz verelim. Çünkü emeğimizin yok sayıldığı, bedenimizin gün geçtikçe sömürüldüğü, çocuklarımızın gerici eğitimin kucağına itildiği bu günlerde birbirimize daha çok ihtiyacımız var.
Haydi kadınlar dayanışmayı büyütmeye!


Kendimi öyle bir sihrin içinde buldum ki….

Kadın korosu ve kadın dayanışması benim için neler neler ifade ediyor! Uzun yıllar boyunca hep bir şekilde eksikliğini hissettiğim, hep bir yanım eksik dediğim, tamamlanmasını çok isteyip de ama şartlardan, ama benden kaynaklı tamamlayamadığım; yalnızlaşmanın yakıcı sonuçlarını görüp bilip de dilediğine ulaşamamanın nasıl bir yoksunluk duygusunu yaşattığını anlatmak istesem, bilemiyorum ne kadarını anlatabilirim...
Bazen sayfalar dolusu birikmiş ve dinmemiş sızılar oluşur hayatımızda. Ama insan oluşumuzdan, ama ille de kadın oluşumuzdan hep eksiğizdir; hep daralmış, kıstırılmış, engellenmiş bir yaşam öreriz kendi etrafımızda; örülmüşü daha da pekiştirerek.
İşte bu kadar yalnız ve yabancılaşmış yaşayıp giderken bir şekilde Kadın Dayanışma Evi’nin kuruluş aşamasına dahil oldum ve hep içimde kalakalmış müzik aşkıyla, birlikte söylemenin ne derece iyileştirici, birleştirici, ve geliştirici olduğu gerçeğinin hayata geçişiyle coştukça coştum...
Kadınların rekabet eden değil dayanışan varlıklar olmasının hem kendileri için, hem toplumun gelişimi için ne denli önemli olduğu gerçeğini hep yaşamak dileğiyle, umuduyla doluydum... Hayalimdi, şimdi gerçeğine ulaşmanın tadına varıyorum...
Bu yaşta kendimi öyle bir sihrin içinde buldum ki; sanki birlikte söylerken kanatlanıp uçuyorum, uçuyoruz. En zor olanları hep birlikte olunca daha kolay başarıyoruz ve daha iyi, daha güzel söylüyoruz... Hocamız bazen koromuzun gelişmesiyle ilgili hayret ettiğini övgüyle söyleyince, çocuklar gibi mutlu oluyoruz. Başarmanın mutluluğuyla daha bir coşkun, daha bir dikkatli çalışmamıza devam ediyoruz...
Kısası, bana bu yaşımda yepyeni bir can damarı oldu Kadın Dayanışma Evi ve kadınlar korosu. İnanıyorum ki tüm kadın arkadaşlarım böyle bir güzelliğin ve emeğin paydaşı olmaktan benim kadar mutlular. Zaten bu hepimizin yüzüne yansıyor. Bizi çalıştıran hocamızın yüzünde de bu mutluluğu görmek ayrıca bizi cesaretlendiriyor. Hocamızın görmüş geçirmiş bir müzik eğitmeni olması bizim için büyük bir şans. Çalışmalarımızın aralarına espriler anekdotlar katan bizi olumlu sözleriyle yüreklendiren yaklaşımlarıyla hocamız ve biz hevesli öğrencileri hep birlikte iyi bir yerlere varacağız gibi...
Ayten TİPİCİ / MALTEPE

ÖNCEKİ HABER

Bu örtünün bir ucundan da siz tutun

SONRAKİ HABER

Kuru çaya yüzde 15 zam yapıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa