05 Ekim 2014 15:53

İşçi cinayetinde mücadelenin yolu müdahil olmaktan geçiyor

Yakınını iş cinayetinde kaybetmiş yaralı ailelerden biri, hatta o aile fertleri arasından sadece biri olarak ne istediğimi (aslında neyi istediğimizi) anlatacağım size.

Paylaş

Türkiye’de hayatın cilvesi isçiler üzerinde kötü bir şekilde tezahür ediyor. Şimdi işçinin nasıl koşullarda çalıştığını, çalışmak zorunda kaldığını; nihayetinde ise şaşmaz bir şekilde birer, ikişer, üçer, dörder öldüğünü anlatmayacağım. Hepimiz ekranlarda görüyor, gazetelerde okuyoruz. Buradan size daha husisi bir hikaye anlatacağım. Yakınını iş cinayetinde kaybetmiş yaralı ailelerden biri, hatta o aile fertleri arasından sadece biri olarak ne istediğimi (aslında neyi istediğimizi) anlatacağım size.

Aslında her iş cinayeti hikayesi iki bölümden oluşur. İlk bölüm her bir hikayede farklıdır; kişiler, yerler, icra edilen meslekler... ikinci bölüm ise, büyük ölçüde benzerdir. Çünkü her bir iş cinayetinin sebebi, faili, mağduru, fiili benzerlik gösterir.

Kaybettiğimiz abim, Cem Emir 26 yaşında, Diyarbakır adliye muhabirliği yapıyordu. Gazeteciydi. 23 Ekim 2011 tarihinde Van’da meydana gelen depremi izlemek için Van’a gönderildi. 17 gün Van’da kaldı. Kaldığı Bayram Otel’in lobisinde merkeze (Doğan Haber Ajansı) haber geçerken depreme yakalandı. 3 gün enkaz altındayken babam, diğer abim ve Cem’i seven herkes umudunu kaybetmedi . Fakat yıkılan 7 katlı O otelde, abimle birlikte 23 insan hayatını kaybetti. Bu acıyı yaşayan ailelerin bu şekilde yolları kesişti. İlk bölüm bu kesişmeyle bitiyor. Daha doğrusu her şey yeni başlıyor...

İkinci bölüm; her iş cinayetinde bu acılara sebep olanların yargılanması talebi ile aranılan adalet. Bu talep ceza davamızda birlikte hareket etmeyi koşullu kılıyor. Bu iyi bir şey, çünkü  bu acıyı yaşayan insanlar seni çok daha iyi anlıyor. Yargılama sürecinde gördüklerimiz ailelerin acısını daha da katlıyor. İddianameler gerekli özen gösterilmeden basit suçlardan açılıyor, bilirkişiler ölen işçilere kusur atfediyor. Müdafiler şuursuzca ve bir o kadar gamsızca savunma yapabiliyor. Hakimler ise 20 insanın 24 insanın öldüğü davalarda sadece 7 yıl 10 yıl gibi cezalar verebiliyor. Velhasıl adalet, iş cinayeti davalarında hiçbir tarafıyla tecelli etmiyor.

Yaşadığımız her bir cinayet vakasında olayın içyüzü, ne şirket sahibinin ne de yetkili kamu görevlisinin yaptığı açıklamalardaki gibi kader değil.

Ülkemizde eğer işçiler çalışırken daha fazla ölmesin istiyorsak, ailelerin adalet mücadeleleri yalnız bırakılmamalı. Hakikatiyle verilecek mücadelenin yolu ise müdahil olmaktan geçiyor.

 

Sinem EMİR

Bayram Oteli enkazında yaşamını yitiren Cem Emir’in kızkardeşi 

ÖNCEKİ HABER

\'Hükümet barış istiyorsa, Kobanê\'yi yalnız bırakmasın\'

SONRAKİ HABER

İbrahim Tatlıses: Tayyip Erdoğan için ölürüm

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa