05 Ekim 2014 06:00

Değişim sandıkta değil sokaklarda

Brezilya’da bugün, devlet başkanlığı, senato, parlamento, eyalet hükümetleri ve eyalet meclis milletvekilleri seçimleri var. 1985 yılında askeri yönetimin sona ermesinin ardından her dört yılda bir seçmenler sandıklara gidiyor, Devlet Başkanının yanı sıra 81 senatörü (üst kongre), 513 federal milletvekilini (alt kongre), 27 valiyi ve eyalet meclislerindeki çok sayıda milletvekilini seçiyor.

Paylaş

Sandino Patriota*

Brezilya’da bugün, devlet başkanlığı, senato, parlamento, eyalet hükümetleri ve eyalet meclis milletvekilleri seçimleri var. 1985 yılında askeri yönetimin sona ermesinin ardından her dört yılda bir seçmenler sandıklara gidiyor, Devlet Başkanının yanı sıra 81 senatörü (üst kongre), 513 federal milletvekilini (alt kongre), 27 valiyi ve eyalet meclislerindeki çok sayıda milletvekilini seçiyor.

Bu yıl, finans güçlerinin hakimiyetinin güçlü baskısı altıda geçen bir seçim süreci yaşıyoruz. Öne çıkan üç aday kampanyaları sırasında 500 milyon dolardan fazla harcadıklarını açıkladılar

Brezilya’da, kapitalist şirketlerin adaylara maddi bağış yapması tamamen serbest, bu durum adayların bankalar, müteahhitler ve tekeller tarafından seçilmelerine neden oluyor. Seçim yasası televizyon ve radyo yayınlarında zamanın çoğunluğu askeri yönetimin son zamanlarında kurulmuş partilere tesis ediyor ve bu da temsiliyet krizi yaratıyor.
Devlet başkanlığı için 11 aday bulunuyor fakat bunlardan sadece 7 tanesinin alt mecliste temsiliyeti olan siyasi partileri var. Resmi anketlerde favori olarak 3 aday öne çıkıyor, Dilma Roussef (mevcut başkan-İşçi Partisi-PT), Marina Silva (Brezilya Sosyalist Partisi-PSB) ve Aécio Neves (Sosyal Demokrat Parti-PSDB).

Özgürlük ve Sosyalizm Partisi’nden (PSOL) Luciano Genro ise seçimlerde genel olarak solu temsil eden aday olarak öne çıkıyor. Yeşiller Partisi’nden Eduardo Jorge de sol bir aday ama asıl olarak liberal eğilimi var. Sosyal Hıristiyan Parti’den (PSC) Minister Everaldo ve Yenilikçi İşçi Partisi’nden (PRTB) Levy Fidelix ise açıkça sağı temsil eden adaylar.

12 YIL ZENGİNLER İÇİN YÖNETTİLER

Dilma Roussef’in İşçi Partisi Hükümeti 2002 yılında kuruldu. 12 yıllık iktidarın ardından parti bugün erimekle karşı karşıya. Kapitalistlerin, spekülatörlerin ve büyük toprak sahiplerinin çıkarlarına karşı herhangi bir tutum göstermeyen Lula (eski başkan) ve Dilma hükümetleri, son on yılda ekonomiyi ayrıcalıklı kesimlerin ihtiyaçlarını garanti alacak şekilde yönettiler.
Sosyal alanda hükümet sektörel bazı reformlar yaptı ve kredileri genişleştti fakat bu önlemler Brezilya’da var olan en büyük sorun olan sosyal eşitsizliğe, kötü durumdaki kamu hizmetlerine hiç dokunmadı.  

Haziran 20013 ise bu uzlaşma politikalarına karşı halkın memnuniyetsizliğini görmek istemeyenler için açık bir kanıt oldu. Emekçi sınıflar, gençliğin büyük katılımı ile sokaklara çıktılar ve bu isyanlarını yüksek ve net bir şekilde haykırdılar. 90’lardan bu yana en büyük grevlere sahne oldu ve hatta sendikal bürokrasiye karşı da eylemler yapıldı, işçiler haklarını geri almak için iş durdurdular.

Bu öfke seçim sürecinde İşçi Partisi adaylarına karşı da ifade edildi. Çünkü Rousseff  seçim programında ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunlara çözüm olarak herhangi bir öneriyle gelmedi.

NEOLİBERALİZMİN ADAYI SILVA

İşçi Partisi hükümetinin eski bakanı da olan Marina Silva ise, Sosyalist Parti adayı Eduardo Campos, 13 Ağustos’ta bir uçak kazasında öldükten sonra hükümetin bir numaraları muhalefeti haline geldi. Halk ayaklanması Marina Silva’nın popülerliğini de arttırmış oldu. Sosyalist Parti’nin bu yeni adayı Brezilya sağının geleneksel politikasına yeni bir yüz kazandırdı. Silva’nın adaylığı büyük şirketler ve finans sektörü tarafından desteklendi. Silva, finans pazarına tam bir hareket özgürlüğü vererek özelleştirmeleri yeniden başlatarak, 90’larda yenilgiye uğrayan neoliberal önermeyi kurtarmak istiyor.

Geleneksel sağın adayı Aécio Neves ise partisini ülke genelindeki temsiliyetinin düşmesiyle popülerliğini kaybetti.

Sol havuza baktığımızda ise, çeşitli hareketler İşçi Partisi’ne karşı ibir alternatifi güçlendirmek için çalışıyorlar. Haziran gösterileri toplumsal mücadele açısından yeni bir perspektif yarattı. Fakat solda hala bir bölünme hakim. Bu bölünme sosyalizm için bir halk birliği kurulmasıyla aşılmalı.

Seçimler üzerindeki finans sektörü hakimiyeti nedeniyle yeni seçimlerde ulusal politikalarda büyük değişiklik yaratacak bir sonuç beklemiyoruz. Brezilya işçi sınıfı halkın çoğunluğunun yaşadığı sömürüyü ve ülkedeki mevcut durumu değiştirmenin en güvenli yolunun sokaklarda mücadele etmek olduğunu zaten biliyor.

SEÇİMLER VE KADIN HAKLARI

Bu çok sayıda kadın adayın dikkat çekiyor olması 100 milyon Brezilyalı kadının haklarının bu adayların programlarıyla garanti altına alındığı anlamına ise gelmiyor. Gizli kürtaj nedeniyle her yıl binlerce kadının ölümüne neden olan kürtajın yasallaşması sadece Luciana Genro ve Eduardo Jorge tarafından savunuluyor. Brezilya’da her yıl 50 binden fazla kadın tecavüze uğruyor ve cinsel şiddet mağduru kadınların sayısı artmaya devam ediyor.  Cinsel şiddetin büyümesine yönelik sorunlar seçim tartışmalarının çok uzağında. Yine LGBTİ hakları ise gerici kesimlerin nüfusun bu kesimine yönelik saldırıları nedeniyle seçimler sürecinde konu oldu. Brezilya’da aynı cinslerin medeni birlikteliği devlet tarafından tanınıyor, fakat eşcinsel evlilik meselesi ve homofobik şiddetin cezalandırılması hâlâ kazanılması gereken mücadeleler.

*Brezilya Devrimci Komünist Partisi, İngilizce’den çeviren Elif Görgü

ÖNCEKİ HABER

Bizi resmen ölüme terk ettiler

SONRAKİ HABER

Gezi davasında iddianame 312'ye yaslanamadı, çöktü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa