03 Ekim 2014 06:00

Katalonya üzerindeki çok uluslu gölgeler

Ağustos ortalarından beri itaatsizlik kelimesi Katalonya’da yaşanan bağımsızlıkçı süreç kapsamındaki tartışmaların merkezine oturdu. Eğer İspanyol Hükümeti bağımsızlık isteyip istemediğimize karar verme hakkımızın uygulanması karşısındaki muhalefetine devam ederse, oy kullanmayı mümkün kılmak için İspanya’da yasal olan direniş hakkını kullanma anı gelecek.

Paylaş

Jesús RODRIGUEZ

Ağustos ortalarından beri itaatsizlik kelimesi Katalonya’da yaşanan bağımsızlıkçı süreç kapsamındaki tartışmaların merkezine oturdu. Eğer İspanyol Hükümeti bağımsızlık isteyip istemediğimize karar verme hakkımızın uygulanması karşısındaki muhalefetine devam ederse, oy kullanmayı mümkün kılmak için İspanya’da yasal olan direniş hakkını kullanma anı gelecek.

11 Eylül’deki büyük kalabalıktan kısa süre önce, referandum yanlısı partilerin hepsinin temsilcileri, eğer gerekirse itaatsizliği destekleyeceklerini ilan ettiler, sadece  CUP-AE (Halk Birliği Adaylığı) ancak Anayasa Mahkemesinin vetosunun ardından tüm yapısını itaatsizlik kampanyasının hizmetine adadı.

Ne İspanya devleti ne de (Başbakan) Mariano Rajoy değil; Artur Mas’ın (Katalonya Yönetimi Başkanı) 9 Kasım’da sandık başına ulaşmasının önündeki temel engel bankalar ve büyük çok uluslu şirketlerle arasıdaki ilişkiler.  

20 Temmuz günü Parlamento Sarayında Üçlü Komisyonun İspanyol temsilcilerinin çoğu ile yapılan özel toplantı boyunca, Generalitat (Katalonya Yönetimi) başkanı 9 Kasım referandumunu gerçekleştirebilmek için ‘yasallığın dışında çıkma’ hazırlığı yapmadığı konusunda güvence verdi.

Bu sözler Mas’ı, daha sonra referandum kararnamesini de imzaladığı o binanın duvarları arasında kendisini dinleyenlerin kim oldukları da dikkate alındığında, baştan ayağa bağlıyor. Üçlü Komisyon, ABD, Avrupa ve Japonya ile gölge güç olarak Bildberg Kulübünün en etkili çok uluslu şirketleri ve bankacılık kurumlarının 390 temsilcisinden oluşuyor.   
Toplantı iki buçuk saat sürdü -Gazeteci Manel Perez’in Vanguardia’daki köşesinde, pek de ses getirmeyen yazısında belirttiği üzere- üzerinde iyi yemekler bulunan masada: Garrigues Hükük Bürosundan Antonio Garrigues Walker, Repsol’ün eski başkanı ve sayısız çokuluslu şirketin danışmanı Alfonso Cortina, Bask’ın Carlos Garaikoetxea Yönetiminin eski danışmanı Pedro Miguel Echenuque, Prisa Grup Başkanı Ignacio Polanco, Ramon Llull Üniversitesi Eski Rektörü ve Santander Bankası Danışmanı Esther Giménez-Salinas, BBVA(çokuluslu bir banka grubu) Eski Başkanı Emilio Ybarra ve Ara gazetesini yayımlayan şirketin başkanı ve Acciona’nın Kurucusu Ferran Rodes de vardı. Katalonya ve İspanya oligarşisinin bu sekiz etkili temsilcisi Artur Mas’ın verdiği sözü geçtiğimiz ağustosta toplanan ve Jean-Claude Trichet ve David Rockefeller’in liderliğindeki merkez yürütme organına ilettiler. 99 yaşındaki Rockefeller, bu global neoliberal gücün onursal başkanı.

Üçlü Komisyon ve Bilderberg Kulübü, tüm Avrupa’da makroekonomik değişkenlerini sarsabilecek güce sahip. İtalya’nın ya da Yunanistan’ın başkanlarını seçim yapmadan değiştirebilirler.

İskoçya referandumun sonuçlarının değerlendirildiği basın toplantısında, The Economist’ten bir gazeteçi Katalan başkana, referandumun Avrupa Birliği’ne bir darbe olup olmadığını sorduğunda, Artur Mas hiç duraksamadan yanıt verdi: “Hayır, bu süreci başlatanlar olarak büyük çoğunluğumuz Avrupa, avro ve NATO ile devam etmek istiyoruz”
İspanya’ya itaatsizliğin, özellikle de küresel ekonomiyle ortaklığının engelleyeceği, ayrıca Mossos’un (Katalonya polisi) yönetimi ve hükümet ve federasyondaki ortağı UDC (Katalonya Demokratik Birliği) ile ciddi zorluklar yaşayacağı için, Mas’ın ellerinde hayat bulması çok zor.
Bu varsayımsal senaryoda Başkan’ın tek şeffaf müttefiki sokağa çıkan halk olacak.

*Rebelion.org’dan çeviren Elif Görgü
*Orjinal başlık: Artur Mas’ın çokuluslu şirketlerle bağları itaatsizlik
senaryosunu gölgeliyor.


ÖNCEKİ HABER

Geçmişin umutlarını kurtarmak gerek

SONRAKİ HABER

AKP kongrelerinde halkın ekmeğini yemişler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa