Hayatının filmi, hayatının rolü

Hayatının filmi, hayatının rolü

Ömer Faruk Sorak’ın yeni filmi, Türkiye-Almanya ortak yapımı “8 Saniye” filminin set basın toplantısı, Beykoz Kundura Fabrikası’nda düzenlendi. Çekimleri 10 gün daha devam edecek.

Mısra BELGE
İstanbul

Ömer Faruk Sorak’ın yeni filmi, Türkiye-Almanya ortak yapımı “8 Saniye” filminin set basın toplantısı, Beykoz Kundura Fabrikası’nda düzenlendi. Çekimleri 10 gün daha devam edecek. “8 Saniye”nin yönetmen, yapımcı ve oyuncuların katılımıyla gerçekleşen set basın toplantısında, filmin konuk oyuncusu, çoksatanlar listesinden “Dört Anlaşma” kitabının yazarı Don Miguel Ruiz de katıldı. Toplantıda filmden, henüz kurgulanmamış görüntüler de gösterildi.

Berlin’de doğup büyümüş olan Esra İnal’ın hayat hikayesinden yola çıkılarak yazılan “8 Saniye” filminin senaryosu, Esra İnal ve Nuran Evren Şit Erdik tarafından kaleme alındı. Kendi hayat hikayesinde, kendisini canlandıran Esra İnal’a filmde; Fırat Çelik, Fahri Yardım, Mehmet Kurtuluş, Salih Kalyon, Sema Poyraz, Devrim Yakut, Şiir Eloğlu, İlknur Boyraz, Demet Gül, Leonie Benesch, Ralph Herforth, Constantin von Jascheroff ve Grit Boettcher eşlik ediyor. Ağustos ayında başlayan filmin çekimleri İstanbul, Berlin, Mardin ve Tuz Gölü’nde gerçekleşiyor.

8 SANİYE’Yİ WARNER BROS DAĞITACAK

Basın toplantısında söz alan filmin yönetmeni Ömer Faruk Sorak, “8 Saniye” ile, kendi hayat hikayesini beyazperdede yine kendi canlandıran Esra İnal’ın dünya üzerinde bir ilki gerçekleştirdiğini söyledi. Filmin bir diğer önemli yanının, Almanya ve Türkiye’de Warner Bros dağıtımıyla çıkması olduğunu vurgulayan Sorak, bunun Türkiye için bir ilk olduğunu dile getirdi.

Ömer Faruk Sorak filmin konusuyla ilgiliyse şunları kaydetti: “Film, küçüklüğünden itibaren gördüğü rüyalar üzerinden kendi hayatını anlamlandıramayan, anlamlandıramadıkça hırçınlaşan, hırçınlaştıkça ele avuca sığmadığı için hep bir baskı altında tutulmaya çalışan bir kızın hikayesi aslında. Ta ki kendinde, bir gün hayatının kime emanet edilmesi gerektiğini keşfettiği güne kadar.”

Hikayeyi dinledikleri anda, filmde Esra karakterinin yine İnal tarafından canlandırılması gerektiğine karar verdiklerini dile getiren Sorak, İnal’ın ilk oyunculuk denemesi olmasına rağmen son derece profesyonel çalıştığının da altını çizdi.  

GÜNEŞİN PERSPEKTİFİNDEN İNSAN HAYATI

Esra İnal ise, kendisini canlandırmanın nasıl bir his olduğu sorusuna şöyle yanıt verdi: “Kendimi oynamak zor değil, ilginçti. Ve benim için en ilginç kısmı, hayatta yaşadığım o zor anları tekrarlamak oldu. O zamanlara bugünün kafasında, değişik bir bakış açısıyla bakabilme şansı verdi bana bu film. Her sahnede, yaşadıklarımın ne kadarını hazmetmişim, ne kadarını içimde tutmuşum ortaya çıktı. Eğer affedemediğim şeyler kaldıysa bu sayede affedebildim.”

Filmin isim seçimiyle ilgili yeniden söz alan Ömer Faruk Sorak şunları dile getirdi: “Güneşin Samanyolu Galaksisi içerisinde bir tam dönüşü 255 milyon dünya yılına denk geliyor. Dolayısıyla güneşin perspektifinden dünyaya baktığımızda, 70-80 yıllık bir insan ömrü, aşağı yukarı 8 saniyeye denk geliyor. Peki insanlar hayatlarının 8 saniye, yani yanıp sönen bir ışık kadar olduğunun farkında olsalardı bu hayatı nasıl yaşarlardı? Bu kadar kavga gürültüyle mi, bu kadar kinle, nefretle, hırçınlıkla mı yoksa bu hayatın değerini bilerek mi?”
Filmin 27 Şubat 2015’te Türkiye’de vizyona girmesinin planlandığını ifade eden Sorak, Almanya’da da eşzamanlı bir vizyon tarihi üzerinde çalıştıklarını söyledi. Filmin Almanya prömiyerinin Berlin Film Festivali döneminde olması bekleniyor.

RÜYA VE GERÇEĞİN BÜTÜNLEŞMESİ

Esra İnal’ın kendi hayat hikayesinden yola çıkılarak yazılan “8 Saniye”nin konusu şöyle: Berlin’de doğup büyüyen Esra, iki paralel hayat yaşar. Beş kardeşin en küçük ferdidir. Özel ilişkilerinde kapana kısılmış hissetmektedir. Kendisine dayatılan kurallarla hep çatışan Esra, içini kaplayan, bir şeylerin eksik ya da yanlış olduğu hissinden kurtulamamaktadır. Rüyalarındaki hayatında ise arzusu, çocukluğundan beri rüyalarına giren gizemli adamı bulmaktır. Ancak rüyalarında ne kadar bilinçlenir, ne kadar gerçeği kavrarsa, gündelik hayatına etkisi o kadar artar.

Peki ya uyanık ve uykuda geçen hayatlar bir bütünse ve asıl sır bu bütünün altında yatıyorsa?

www.evrensel.net