02 Ekim 2014 06:00

Ah, bir huzur ver kapitalizm!

Evimizin içinden tüm dünyaya, şiddetle karşı karşıya kalmadığımız tek bir yaşam alanı yok. Hatta bilim kurgularla şiddeti evrene kadar yayıyoruz. Hiç tanımadığımız, tavuğumuza “kışt” bile dememiş yaratıklarla kıyasıya savaşıyoruz. Eğer onlar dünyaya inmeye kalkarsa memleketimin Eşme ilçesinde olduğu gibi taşlıyoruz.

Paylaş

Özge KURU

Evimizin içinden tüm dünyaya, şiddetle karşı karşıya kalmadığımız tek bir yaşam alanı yok. Hatta bilim kurgularla şiddeti evrene kadar yayıyoruz. Hiç tanımadığımız, tavuğumuza “kışt” bile dememiş yaratıklarla kıyasıya savaşıyoruz. Eğer onlar dünyaya inmeye kalkarsa memleketimin Eşme ilçesinde olduğu gibi taşlıyoruz. Gazeteleri açtığımızda artık Filistinli şiddet mağduru çocuğun, popüleritesini Êzidi bebeğe kaptırdığını görüyoruz. Patronun sözel şiddetine o kadar aldırış etmiyorsak da, çalışma koşullarının hayatımıza ettiği işkencenin şiddetini sırtımızda hissediyoruz. Çocuksak büyükten, öğrenciysek öğretmenden, öğretmensek öğrenciden, doktorsak hastadan, vatandaşsak devletten, işçiysek patrondan ve kadınsak hepsinden şiddet görüyoruz. Mesleğimiz, yaşımız, talep ettiklerimiz, sevdiğimiz, sevildiğimiz hep aynı kapıya çıkıyor. Beşikten mezara bir şiddet sarmalının içindeyiz. Kim karşı olmaz ki buna?

‘SAVAŞMA SEVİŞ’ MESAJI  

Ancak insanların yurtta huzur, dünyada huzur içinde yaşayabilmeleri için ‘60’ların gardrobundan çiçekli pantolonları, batik penyeleri çıkarıp “savaşma, seviş” mesajları vermek yetmiyor. Keşke öyle olsaydı da Kombi’mize atlayıp huzurlu topraklara gitseydik. İnternet sitelerinde çatışmaların devam ettiği topraklar ya alfabetik sıraya ya da ortalama ölüm rakamlarına göre kategorize ediliyor. Zira bir elin parmaklarını ikiye üçe katlıyor şiddetin hüküm sürdüğü ülkelerin sayısı. Tarihin sonunun geldiğini iddia edenler neden şu şiddete de bir el atıp sonunu buldurmazlar ki?

“Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey” güzel bir mesaj olurdu bu gün için. Belki şiddetten çatlamış dudaklara bir gülümseme serperdi. Eğer Meclis, muhtaç olduğu şiddet damarlarında akan kanda mevcut IŞİD’i görmezden gelip direnen halklara karşı şiddet dolu bir tezkerenin gölgesini düşürmeseydi huzurumuza.  

İYİ Kİ DOĞDUN GANDHİ

2 Ekim, Hindistan kurtuluş hareketi ve şiddetsizlik felsefesi önderlerinden Mahatma Gandhi'nin doğum günü dolayısıyla 2007’den bu yana Uluslararası Şiddetsizlik Günü olarak kutlanıyor. 15 Haziran 2007'de Birleşmiş Milletlerin aldığı kararla kabul edilen gün, şiddetsiz bir dünyanın ”Eğitim ve kamu bilincinin yükseltilmesi ile mümkün olacağı” mesajını duyurmayı amaçlıyor. Karar, “Şiddetsizlik prensibinin uluslararası arenada geçerli olmasını ve şiddetsizliğin yanı sıra barış, tolerans ve anlayış kültürünün güvence altına alınmasını” öngörüyor. Tüm dünyada yürüyüşler, festivaller ya da protestolarla kutlanan günde ses getiren eylemler de göze çarpıyor.
Peki şiddetsizlik nasıl tanımlanıyor? Gandhi’nin felsefesine göre şiddetsizlik ya da pasif direniş sosyal ya da politik değişim elde etmek için fiziksel şiddetin kullanımını reddediyor.

AŞK İŞGAL DİLİNİ KONUŞMAZ

Modern zamanların Romeo ve Juliet’lerinden Sulome ve Jeremy, sosyal medyada paylaştıkları fotoğraflarıyla Gazze’de bitmek bilmeyen şiddete karşı çıkıyor. Lübnanlı Sulome Anderson’un erkek arkadaşı Jeremy Yahudi ailesinden geliyor. “Araplar ve Yahudiler düşman olmayı reddediyor” başlıklı sosyal medya kampanyasında fotoğraflarını paylaşan çift bir anda kampanyanın ilgi odağı oldu. “O bana ‘neshama’ diyor ben ona habibi”. “Aşk işgal dilini kullanmaz” mesajıyla bir tweet atan Gazeteci Sulome Anderson’un erkek arkadaşıyla öpüştüğü fotoğrafı yayınlaması kampanyayı da harektenlendirdi ve farklı ülkelerden yüzlerce yanıt yağmaya başladı. TheNews’e konuşan Anderson, “Mesele buna geldiğinde biz birbirimizi seviyoruz. Arap ya da Yahudi olmakla ilgili değil bu. Beni güldürüyor ve onunlayken kendimi güvende hissediyorum. Mesele bu” diyerek fotoğrafı paylaşma sebebini anlattı. İlişkilerinin ilk aylarında politik konularda ciddi tartışmalar yaşadıklarını anlatan Anderson, ölüm olayları arttıkça tartışmalarının azaldığını belirtti. Fotoğrafa birçok tebrik mesajı geldiği gibi her iki “taraftan” da eleştiri de yağmış elbette.

#JewsAndArabsRefuseToBeEnemies başlığıyla başlatılan kampanyanın şu an 5 bin takipçisi bulunuyor.

ÖNCEKİ HABER

A Milli Kadın Voleybol Takımı ABD’ye 3-1 yenildi

SONRAKİ HABER

Erkan Baş'tan sandığa çağrı: AKP'nin karanlığına 'dur' demek için oy vereceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa