30 Eylül 2014 06:00

Geçmişimizi aldılar sıra zeytinlerimizde

Soma Yırca Köyü direniş ve nöbet noktası termik santral bacalarının 1 kilometre ötesinde. Küçük eski bir kulübenin önünde varilin içinde yanan direniş ateşi ile termik santral bacaları arasında zeytinlikler, meyvelikler var. Birçok noktada da özel güvenlik elemanlarını yerleştirerek, direniş yerine gelen gideni gözetliyor.

Paylaş

Özer AKDEMİR
Manisa

Soma Yırca Köyü direniş ve nöbet noktası termik santral bacalarının 1 kilometre ötesinde. Küçük eski bir kulübenin önünde varilin içinde yanan direniş ateşi ile termik santral bacaları arasında zeytinlikler, meyvelikler var. Bu zeytinlikleri söküp eskisinin yanı başına yeni bir termik santral yapmak isteyen şirket (Kolin) yaklaşık 500 dönümü bulan alanın her yanını tel örgülerle çevirmiş. Birçok noktada da özel güvenlik elemanlarını yerleştirerek, direniş yerine gelen gideni gözetliyor. 

20 yıldır Soma’da oturan maden işçisi Adnan İnal Yırca Köylüsü. Şimdi Soma’nın mahallesi oldu Yırca. Soma’ya 3-4 kilometre ötedeki köyüne gün aşırı gidip geldiğini anlatıyor, direniş ateşinin önünde otururken. “Emekli olunca köye taşınırız diye düşlüyorduk. Şimdi o da hayal oldu.” Bir köylünün tarlasının yanı başına yaptığı küçük kulübe şimdi nöbet tutanların barınağı olmuş. 

Geceleri, yağmurda yaşta bu küçük kulübeye sığınıyorlar. Kulübenin arkasında, ay çiçek tarlalarının ötesindeki tepecikleri eliyle gösteren Adnan İnal, bu tepeciklerin kül tepeleri olduğunu, arkasında kül barajı bulunduğunu söyledi. İnal, “Şimdi adım atamadığımız o barajın olduğu yerlerde çocukluğumuz geçti. Oyunlarla, tarlalarımızda çalışmayla. Çocukluğumuzu aldılar, şimdi de zeytinlerimizi, bugünümüzü, geleceğimizi elimizden almak istiyorlar.” 

BİZE SORMADAN 

Köy meydanında İzmir’den, Dikili’den, Söke’den , Soma’dan gelenlerle birlikte yapılan toplantıda konuşan Köy Muhtarı Mustafa Akın, arazilerinin acele kamulaştırma ile ellerinden alındığını internetten öğrendiklerini söyledi. “Bize soran eden olmadı. Bir gece de zeytinlerimizi kesmeye başlayınca müdahale ettik. Hala da arazimizi korumak için nöbet tutuyoruz. Dava açtık acele kamulaştırmaya karşı. Onun sonucunu bekliyoruz” dedi. EGEÇEP avukatlarından Arif Ali Cangı da acele kamulaştırma kararını eleştirerek, bu kararların halkı mülksüzleştirerek, arazilerini sermayeye peşkeş çekmenin aracı yapıldığını belirtti. Cangı, halkın yaşam alanlarını savunma hakkının anayasal bir hak olduğunu belirterek, “Bunu yok sayanlara karşı isyana çağırıyorum herkesi” dedi.

TERMİK BİTENE KADAR NÖBETTEYİZ

YSGP ve EGEÇEP yöneticilerinin yaptığı konuşmalarda, termik santrallerin zararlarının yanı sıra, buna karşı nasıl direnileceği konusu öne çıktı. Dr. Alper Öktem, köyde bir sağlık taraması yapılması gerektiğini dile getirdi. Konuşmalarda mayıs ayında 301 işçinin can verdiği katliam da unutulmadı. 

Direniş ateşinin başında, semaverde çay demlemeye çalışan köyün gençlerinden Kerem Özkılınç, tel örgülerle çevrilerek girişleri engellenen arazilerini 24 saat gözlediklerini belirterek, “Herhangi bir hareket görürsek anında köye haber veriyoruz. Dün bizi bir yokladılar. Arazi içinde bir hareketlenme oldu. Hemen köylüler toplantı buraya. Bizim hazır olup olmamamızı gözlüyorlar. Biz bu termik santral işinden vazgeçilene kadar burada olacağız” dedi. 

SAĞLIĞIMIZ GİTTİ ZOR GEÇİNİYORUZ

Eli, yüzü kömür karası bir şekilde konuşulanları izleyen bir köylü termik santral kurulmasından önce tarımla uğraştığını, tütüncülük yaptığını belirterek, “Şimdi kömür toplayarak geçinmeye çalışıyorum. Termikten önce tütün ekerlerken parayı harcayacak yer arıyorduk. Çocuklarımızı evlendiriyorduk, sıkıntı yaşamadan. Şimdi 34 yaşında parasızlıktan evlenemeyen gençlerimiz var o zaman parasızlık yokluk bilmezken şimdi köye kocaman dosyalarla icracılar geliyor. Köydekilerin % 90’ı akciğer hastalıklarıyla boğuşuyor, koah, kanser astım... Eskiden 100 yaşına kadar yaşarken şimdi 60 - 65 gibi ölüyoruz” dedi. 

Köylü kadınlarda yanı başlarındaki termik santral nedeniyle solunum yolu hastalıklarının yoğun olduğunu belirtirken bir başka ilginç iddiayı da dile getirdiler; “akraba evliliği olmayan köyde termikten sonra özürlü çocuk sayısı arttı köyde. Sağlımız desen gitti, paramız yok, zor geçiniyoruz”. Köylü kadınlar, termik santral ilk kurulurken köye sıcak su verileceği gibi vaatlerin hiçbirisinin yerine gelmediğini de sözlerine eklediler. 

ÖNCEKİ HABER

Okul kantini değil sanki Nişantaşı mekanı!

SONRAKİ HABER

Türk-İş'in kamu işçileri için zam talebi: En düşük ücret 3 bin 500 lira olmalı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa