29 Eylül 2014 06:00

Sigortasız, asgari ücretle çalışıyor sağlığımızı kaybediyoruz

Patronlar için yeni kurulan sanayi bölgeleri, teşvik ve vergi muafiyetlerinin yanı sıra örgütlü işyerlerinin bulunmaması, işçi hakları, sendikal haklar, sendikal mücadele deneyimlerinden uzak olması nedeniyle, genç ve ucuz işgücünü kuralsız kanunsuz sömürmek demek.

Paylaş

Gürsoy TURAN
Serpil BERK
İzmir


Patronlar için yeni kurulan sanayi bölgeleri, teşvik ve vergi muafiyetlerinin yanı sıra örgütlü işyerlerinin bulunmaması, işçi hakları, sendikal haklar, sendikal mücadele deneyimlerinden uzak olması nedeniyle, genç ve ucuz işgücünü kuralsız kanunsuz sömürmek demek.

Bir iş bulup hayatlarını, geleceklerini kurmak için fabrika kapılarını aşındıran genç işçiler içinse kurmayı planladıkları geleceklerinin yanı sıra gençliklerini ve sağlıklarını da kaybettikleri toplama kampları.

İzmir şehir merkezine en yakın sanayi merkezlerinden birisi Gaziemir Sarnıç Sanayi Bölgesi. Sarnıçlılar, Sarnıç Sanayi Bölgesi’nde farklı işkollarında 100’ün üzerindeki işyerinde kuralsız ve kanunsuz çalışmayı anlatarak bitiremiyor.

KURALSIZLIKTA BİRBİRLERİYLE YARIŞIYORLAR

Sarnıç’ta oturan tekstil işçisi Nurcan Yıldırım’ın ve genci yaşlısı tüm ailenin anlattıkları, bütün fabrikaların kuralsız ve kanunsuz işçi çalıştırmakta birbirleriyle yarıştığını gösteriyor. Yıldırım, Sarnıç Sanayi Bölgesi’ndeki Koç Kundura’da 5 yıl çalışmış. Ayakkabı üretiminde kullanılan derinin işlenmesi için, “kafa yapan” bali ve benzeri diğer zehirli maddelere maruz kalıyor işçiler.  Havasızlık nedeniyle işçilerin astım ve mide hastalıklarından muzdarip olduğunu, kendisinin de Koç Kundura’daki bu koşullar nedeniyle midesinden rahatsızlandığını anlatıyor Nurcan Yıldırım.

Doktorunun, “Bu koşullarda çalışmamalısın” demesi üzerine 2006’da işbaşı yaptığı Koç Kundura’dan doktor raporlarına rağmen 2011 yılında çıkışı verilmemiş.

Kendisi gerekçesiz olarak işten ayrılmak zorunda kalmış ve tazminatlarını alamamış. Sonradan açtığı davayı da kaybeden Nurcan Yıldırım, dava masrafları ile karşı tarafın ve kendisinin avukat ücretlerini de ödemek mecburiyetinde kalmış.

TUVALETTE GEÇİRDİKLERİ SÜRE PANOYA ASILIYOR

“Devlet de, yasalar da patronlardan yanaymış” diyen Yıldırım, Koç Kundura’da çalışma koşullarını anlatırken tuvalet ihtiyacı için konulan turnikeler ve tuvalet için ayda 90 dakikayı aşan zamanın ücretlerden kesildiğini bir de her işçinin tuvalette geçirdiği süreleri liste halinde panolara asılarak insanların rencide edilmek istendiğini söylüyor.

Bunlar Koç Kundura’daki çalışma koşullarının anlaşılmasına yetiyor. Her gün akşam 8’e, 9’a kadar zorunlu fazla mesai yaptırıldığını, ama iş olmadığında ücretsiz izin uygulandığını ve fazla mesai ücretlerinin elden verildiğini, hiç bordro verilmediğini dile getiriyor. “Sarnıç’ta bütün işyerlerinde koşullar böyle” diyen Yıldırım, 350 işçinin çalıştığı Aydın Giyim Tekstil Fabrikası’nda 450-500 tl ye çocuk yaştaki kızların çalıştırıldığını anlatıyor.

Adeta göçmen yerleşim yeri olan Sarnıç’ta nüfusun çoğu Bulgaristan göçmeni. Kürtler ve az da olsa Suriyeliler de var ve genellikle Kürt ve Suriyeli işçiler daha ucuza çalıştırılıyor. Bu koşullarda 1-2 yılda sağlığını kaybeden Koç Kundura işçileri asgari ücretle çalışırken ürettikleri ayakkabıların etiket fiyatı 350 tl dolayında imiş ve 90 işçi günde 2000 ayakkabı üretiyormuş.

TEKSTİLİN TOZU BRONŞİT YAPTI

52 yaşındaki Zeynep Keser de sohbete katılarak tekstil tozu nedeniyle bronşit olduğunu, artık fabrikada çalışamadığını, eve iş alıp yazın bahçede açık havada çalıştığını anlatıyor.
Sarnıç’ta bulunan Eros Tekstil’de yıllarca sigortasız bir şekilde 400 tl’ye çalıştırıldıklarını belirtiyor Keser. Ustaya ücretlerin azlığını ve fazla çalıştırıldıklarını söylediklerinde ise “Çalışmayıp evde otursanız değil 400 tl, 100 tl bile alamayacaksınız. Burada ekmek yiyorsunuz. Her isteneni yapmaya mecbursunuz” cevabını aldıklarını anlatıyor. Fazla mesai ücreti vermedikleri gibi üstelik, “Krizde battık” diyerek işçilerin birikmiş ücret alacaklarını da vermemişler. Keser, “3 bin liramız kaldı. Patron uyanık, alacağımız için senet verdi. Senedi imzalayan oğlunu yurt dışına göndermiş, alamadık” diyor.

Sonra Simge Mutfak mobilya fabrikasında çalışan Keser, 100 erkek işçinin yemeğini hazırlayıp bulaşığını yıkadığını yine asgari ücretin altında ücretle ve sigortasız çalıştırıldığını anlatıyor.

ÖNCEKİ HABER

‘Önceden cennette mi yaşıyorduk sanki...’

SONRAKİ HABER

Canan Kaftancıoğlu Cuma günü hakim karşısına çıkacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa