29 Eylül 2014 06:00

ABD’nin Suriye politikasının saçmalığı

ABD ve müttefikleri, İslam Devleti savaşçıları (İD ya da IŞİD) ile başarılı bir mücadele sürdürmek istiyorsa Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad kuvvetleri ve İslam Devleti yanlısı olmayan muhalefetle bir ateşkes yapmalıdır.

Paylaş

Patrick COCKBURN

ABD ve müttefikleri, İslam Devleti savaşçıları (İD ya da IŞİD) ile başarılı bir mücadele sürdürmek istiyorsa Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad kuvvetleri ve İslam Devleti yanlısı olmayan muhalefetle bir ateşkes yapmalıdır. Son çatışmalar ve aynı anda iki cephede savaşma olayı göz önüne alındığında ne Suriye ordusunun ne de “ılımlı” Suriyeli muhaliflerin İslam Devleti´ni yenmeye güçleri yetmeyecektir. İslam Devleti’nin Suriye’deki iki temel düşmanı arasında yapılacak bir ateşkes yalnızca bir ateşkes olacak.  Karşılıklı nefretin boyutu oldukça büyük olduğu için bu aşamada olası görünmeyen Suriye krizine getirilecek daha geniş politik bir çözümün parçası olmayacak. Geçmişte olanaklı değildi; ancak şu anda, tüm taraflar ve bunların yabancı destekçileri -ABD, Suudi Arabistan, Rusya ve İran- İD’in ani büyüyen ‘gücünden korktuğu için bir ateşkes mümkün. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry geçen Cuma günü, ABD Güvenlik Konseyine İD karşıtı koalisyonda “İran dahil” herkese yer olduğunu bildirdi.

Başkan Obama, İD ile mücadele konusunda bir stratejisi olmadığını itiraf ettiğinde çok fazla eleştiri aldı. 10 Eylül´de yaptığı ulusa sesleniş sırasında bile hala bir stratejisi yoktu.  Bölgeye büyük bir ABD kara ordusu göndermeyeceğini varsayarsak, hava saldırılarından yararlanmak için gerekli askeri kuvvete sahip ne Suriye ne de Irak´ta güvenilir ve etkili yerel bir ortaktan da yoksun. Hava saldırılarını Irak´da yoğunlaştırsalar ve Suriye´ye kadar genişletseler bile bir yarar sağlayamayacaklar.

Onlara gerekli donatımı (silah vs.) sağlama konusunda Temsilciler Meclisi’nin olurunu aldı. Bu, temel olarak bir Halkla İlişkiler (fikir ve davranışları etkileme amaçlı) operasyonudur; çünkü Suriye ordusu kentin (Halep) kontrolünü yeniden ele geçirmek üzere ve Halep’ten 30 mil uzaklıktaki İD kuvvetleri isyancıların son kalelerine karşı harekete geçmeye hazır durumda.

Irak’ta da benzer bir şekilde hava saldırıları çok fazla işlev görmez. Bağdat hükümeti ve Irak ordusuna hala Şiiler egemen. Buna karşın Irak’taki Sünniler İD’den nefret etmekte ancak İD’in muhaliflerinden daha çok korkmaktadırlar. ABD, 2007’de yaptığı gibi Sünni aşiret ve çevreleri köktendincilerden ayırmaya çalışacak; fakat o zamanlar ülkede 150 bin ABD askeri vardı ve Irak´da el-Kaide İD’den çok daha zayıftı. Aynı zamanda, Bağdat’ın dışında İD,  Irak’ın yüzde 20’sinin yaşadığı ve Sünni Arapların bulunduğu alanları ele geçirdiği için ABD daha fazla ilerlemede zorlanacak.  Suriye’de nüfusun en az yüzde 60’ını Sünni Araplar oluşturmaktadır. Bu, İD’in arkasındaki doğal desteğin çok daha büyük olduğu anlamına gelmektedir.

ASLINDA HER ŞEY GÖRÜNDÜĞÜNÜN TERSİ

Suriye’de bir ateşkes sağlanması olayı, Beyrut’ta bir sivil toplum kuruluşu olan Carnegie Uluslararası Barış Vakfı’ndan  Yezid Sayigh tarafından, “İD’e Karşı Mücadele ve Suriye’de Barış Arayışı” başlıklı bir yazıda tüm ikna edici kanıtlarla ortaya konulmaktadır. Sayigh yazısında haklı olarak  şunları dile getirmektedir: “Hem Esad rejimi hem de onun karşısında saf tutmuş olan daha ılımlı silahlı asiler ciddi bir şekilde kan kaybederek zayıf düşmüş ve giderek korunmasız duruma gelmişlerdir... Doğuda baş gösteren cihatçı tehditine karşı yapılacak askeri operasyonları erteleme konusunda her birinin kendi çıkarlarını gözeten gerekçeleri sözkonusudur.”

Her ne kadar Batı’daki haberlerde pek yer almasa da Suriye ordusu, İD’den Temmuz ve Ağustos aylarında ağır yenilgiler aldı. Yezid Sayigh, yalnızca Temmuz ayında 1100 askerin yaşamını yitirdiğini aktarmaktadır. Ordunun savaş birliği eksiği olduğu ve aynı anda yalnızca tek cephede savaşabileceği uzunca zamandır bilinmektedir. Görünen o ki Beşar Esad, dünyanın geneli köktendincilere karşı onu destekleyeceği için İD’in yükselişinin kendisi için politik bir kazanım olacağını biliyordu. Ancak 10 Haziranda İD Musul’u ele geçirdiğinde onun askeri gücünü ciddiye almadı.  

Her iki tarafa dış destekçilerince, özellikle de ABD, Rusya, Suudi Arabistan ve İran tarafından baskı yapılmadıkça ateşkes olanaksızdır. Daha çok da bu destekçilerin ne kadar gerçekçi olduklarına bağlı. ABD ve Suudi Arabistan hala Esad’ın gitmesini istemektedir; ama 2012’nin ikinci yarısından bu yana görüldü ki bu gerçekleştirilmesi oldukça uzak bir ihtimal. Şubat ayında gereçekleştirilen Cenevre II konuşmalarında bunun talep edilmesi çatışmanın sonlandırılması görüşmeleri için gerekli tüm diplomatik çerçeveyi fiilen ortadan kaldırdı. Çok taraflı ateşkes anlaşmalarını eleştirenler, bunun, Esad hükümetinin kalmasını kabul etmek anlamına geleceğini, Suriye hükümetinin hiçbir şekilde çekip gitmeyeceğini ileri sürmektedirler. Esad hükümeti, ülkenin geri kalanı üzerinde otoritesini yavaş yavaş ele geçiriyor olduğuna inanabilir; ancak bu gelişmeler kaplumbağa hızındadır. Edindiği kazanımlar ise kırılgandır. Suriye ordusu, İD’in var gücüyle yaptığı saldırılara direnemeyecektir.

Suriye’deki muhalifler zayıflarken İD güçlenmektedir. Hilafetinin tüm bölgelerinden saflarına hızla asker katmaktadır. Sayigh, muhaliflerin, İD’in yalnızca Temmuz ayında 6300 asker eğitmeye başladığını aktardığını belirtmektedir. Bağdat’taki Ulusal Güvenlik Danışmanlığı bürosunca yapılan bir çalışma, geçmişte cihatçıların 100 savaşçıyla kontrol ettiği bir yerde 500 ila 1000 arasında asker kaydı yaptıklarını ortaya koymaktadır.

Görünen o ki İD teşhis edilebilir yerlerdeki binalardan savaşçı ve silahlarını tahliye ederek hava saldırılarına karşı hazırlığını tamamladı. ABD hava kuvvetleri Afganistan´da savaşı kazanamadı; Irak ya da Suriye’de de kazanma ihtimali çok zayıf...

Suriye’de yapılacak bir ateşkes, İD’in en güçlü kartlarından birini çekecektir. Sünnilere göre, İD kötü olabilir ancak alternatif bir yeniden işgal hükümeti daha da kötüdür. Sünniler bundan korkmaktadır. İD´in elindeki en güçlü kart Sünnilerin bu korkusudur. Hükümet  artık korkmadan Suriyelilere Esad ile kafa kesen cihatçılar arasında zor bir seçim sunarak karşı koyabilecek.

Suriye’de normal bir sivil yaşamın yeniden kurulması muazzam bir ilerleme olacaktır. Toplam 22 milyon nüfustan 3 milyon göçmenin ve ülke içinde yerinden yurdundan edilen 6.5 milyon insanın bir kısmı evlerine dönebilir. 2011 yılından bu yana marijinalleştirilmiş ve yer altına çekilmek zorunda bırakılmış grup ve  bireyler de daha ılımlılaşabilir.

Şu anda Suriye´deki politik manzara İD’in bakış açısından iyi olmalı. Ona muhalet edenler bölünmüş durumda. ABD, hemen hiç varlık gösteremeyen ve Esad hükümetini zayıflatmak isteyen ılımlılardan oluşan bir gruba destek vermektedir. Geçen hafta en ağır çatışmalardan biri,  İD’in, Türkiye’ye yakın olan, Ayn al-Arab olarak da bilinen Kürt kenti Kobanê’ye yaptığı saldırıyla yaşandı. Kobanê’yi, ABD’nin “terörist” olarak nitelendirdiği,  esas olarak Türkiye’deki Kürt PKK’sinin Suriye kolu olan Kürt YPG militanları savunmaktadır.

ABD’nin bu konudaki politikası, her şeyin göründüğünün tersi olan Alice Harikalar Diyarında saçmalığında. İran, Suriye hükümeti, Hizbullah ve PKK gibi şimdiye kadar dışlanmış olanlar  İD ile gerçekten mücadele ederken sözde “gönüllüler koalisyonu” pratikte İD ile mücadele konusunda oldukça gönülsüz. Suriye’deki ılımlı isyancılar ve hükümet arasında gerçekleşecek bir ateşkes her iki tarafın olanaklarını İD ile mücadele için kullanmalarını sağlayabilir. Yenilgiyi önlemek için bunu hızla hayata geçirmeleri gerekir.

*counterpunch.org´dan çeviren: Hilal Ünlü

ÖNCEKİ HABER

‘Savaşın sonunu yalnızca ölüler görür’

SONRAKİ HABER

İran’da gözaltına alınan gazeteciden 6 Mayıs'tan bu yana haber alınamıyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa