28 Eylül 2014 08:05

Sevgili İstanbul Üniversitesi öğrencileri

Üniversitenizin tarihi 600 yıl öncesine uzanır, 1933’te ise yeni halini almış; Türkiye Cumhuriyeti’nin o zamanlar ilk ve tek üniversitesi olmuştur.Sizi hayata 12.000 öğretim görevlisi hazırlar, çoğunluğu yerini fazlasıyla hak etmiştir.

Paylaş

Ayşen AKSAKAL

Üniversitenizin tarihi 600 yıl öncesine uzanır, 1933’te ise yeni halini almış; Türkiye Cumhuriyeti’nin o zamanlar ilk ve tek üniversitesi olmuştur.
Sizi hayata 12.000 öğretim görevlisi hazırlar, çoğunluğu yerini fazlasıyla hak etmiştir.
Dünyanın en iyi 500 üniversitesi içindeki tek TC üniversitesidir.
Sizin her gün altından geçtiğiniz kapıya Deniz Gezmiş’in elleri değmiş, üzerine bastığınız Beyazıt Meydanı’nı Turan Emeksiz’in kanı sulamıştır.
İstanbul’un hep merkezinde, en ortasında, üniversitelerin kalbidir.
Beyazıt Meydanı öğrencilerin onurudur, Hergele Meydanı da direnişin adıdır; bu ülkenin devrimci geleneğinde adı hâlâ anılan nice ismin voltasının hâlâ orada izi vardır.
Eğitim fakülteleri içerisinde adı en güzeli İstanbul Üniversitesi’ndedir; Hasan Ali Yücel adı burada yaşar.
Merkez Kampüs ne zaman kuşatma içinde Beyazıt Meydanı’na inse bir kulağı Hasan Ali Yücel’de bir kulağı Fen Edebiyat’tadır.
Çünkü ancak oralardan duyulan sloganlar ve alkışlar o kuşatmanın yıkılabileceğini fısıldar.
Darda kalırsanız yarım saat direnin çünkü Avcılar Kampüsü’nün de kalbi sizle atar, ilk tramvayda gelecek olan destektir.
Sizler öğrenci kimliğinizle bu ülkenin en köklü öğrenci hareketinin anısını, toplumsal muhalefetin öğrenci kalbini, bu memleketin tüm kara günlerinin karşısındaki aydınlığa olan inancın simgesi, eski yerli filmlerin değişmez üniversiteli imgesi o kapının ağırlığını da taşırsınız.
Sizler son ordinaryüsleri ağırlamış bir üniversitenin, YÖK’ün atadığı nice rektörlere inat, sizden önceki nesillerde öğrencilerin üzerine kurşun yağdırılsa da, ülke gündemi değişsin diye kapısından eli bıçaklı katiller sokulsa da, yürekleri kör bıçaklarla delinse de faşizme geçit vermemiş, onurunu korumuş bir yuvanın bileşenlerisiniz.
Sizin tarihinizde yazan onur, gurur, direniş ve mücadeledir.
Ve gençler bu mirasın üzerinde oturulmaz, direnişe devam edilir.
Size düşen, o meydanları eli sopalı, yüzü maskeli cihatçı grupların Tekbir sesleri ile yıkmasının önünde duvar olmak, ülkeye bu tehlikenin kalbimize giremeyeceği umudu aşılamaktır.
Bu vazifeyi size o kapının altında can veren Turan Emeksiz, öğrenci birliği kongresinde katledilen Taylan Özgür, 16 Mart katliamında o meydanda can veren Abdullah Şimşek, Baki Ekiz, Cemil Sönmez, Hamit Akıl, Hatice Özen, Murat Kurt, Turan Ören, İstanbul Hukuk girişli Mahir Çayan, Fen Fakültesi öğrencisi İbrahim Kaypakkaya’dır.
Bu vazifeyi size veren, İstanbul Üniversitesi diploması alamadan hapislere giren, kanı akan, öğrenciliği yanan ama yine de memleket meselesini bir diplomadan daha mühim görenlerdir.
O okulun kapısından girebilmek akıl işidir, adına layık olmak ise kalp işi.
Bizim sizdeki umudumuz o kampüsler kadar büyük, gözümüzdeki yeriniz o kapı kadar heybetlidir.
Ferman devletin, üniversiteler sizindir.
Üniversiteler sizinle özgürleşecek.
Direnin gençler; vazifeniz bellidir.

ÖNCEKİ HABER

İklim değişir Akdeniz olur...

SONRAKİ HABER

Erkan Baş'tan sandığa çağrı: AKP'nin karanlığına 'dur' demek için oy vereceğiz

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa