27 Eylül 2014 14:49

Kadın odaklı bütçe olmadan kadın dostu kent olur mu?

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi, TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğü 'Kamu Politikaları, Yerel Yönetimler, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Kadın Dostu Kentler, Türkiye Örneği' isimli çalışmasının sonuçlarını Cezayir Restoran’da yaptığı toplantıda kamuoyu ile paylaştı.

Paylaş

Gülşah İMREK
İstanbul

Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi, TÜBİTAK desteğiyle yürüttüğü Kamu Politikaları, Yerel Yönetimler, Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bütçeleme: Kadın Dostu Kentler, Türkiye Örneği” isimli çalışmasının sonuçlarını Cezayir Restoran’da yaptığı toplantıda kamuoyu ile paylaştı. Türkiye’de kamu politikalarının yerel yönetimlere etkilerinin değerlendirildiği çalışma belediye hizmet ve harcamalarının ne kadarının toplumsal cinsiyet dirliğine dönüştüğünü konu alıyor. Türkiye’de 2006 yılından bu yana sürdürülen Birleşmiş Milletler Ortak Programı olan Kadın Dostu Kentler Projesi’nin Türkiye’deki mevcut belediyelerde toplumsal cinsiyetin dirliği bağlamındaki etkisinin sınandığı çalışmanın yürütücülüğünü ise pek çok araştırmacı ile birlikte Prof. Dr. Gülay Günlük Şenesen üstleniyor. 

Belediyelerin kadın odaklı bir bütçelemeye ilişkin yapabilirliklerinin, fonksiyonlarının işlevlerinin ve idari yapı mekanizmalarının incelendiği araştırmada Türkiye’de Kadın Dostu Kentler Projelerinin etkin olduğu Kars, Şanlıurfa, Nevşehir, İzmir, Samsun ve bu illere komşu olan Erzurum, Diyarbakır, Kayseri, Manisa, Ordu gibi iller seçilmiş. KEİG Platformu’na üye 14 ilden 30 kadın örgütünden kadınlar bulundukları belediyelere stratejik planlamalarında yer almasını istedikleri talepleri iletip görüşme talebinde bulunmuş. Ancak yapılan saha araştırmaları sonucunda ortaya çıkan veriler ne yazık ki belediyelerin kadın dostu olmadığını söylüyor.

İZMİR’DE KADINLAR “KENT DOSTU”

Araştırmacılardan Ayşegül Yakar Önal’ın İzmir ve Manisa örneğinden verileri sunduğu bölümde, İzmirli kadınların şehirde hakim olan sosyo-kültürel yapıdan kaynaklı genel olarak kadınların yaşadıkları kentten mutlu olduklarını ifade etti. Yani İzmir kadın dostu bir kent olmaktan ziyade, kent dostu kadınlardan oluşuyor. Önal, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplumsal cinsiyete dayalı bütçelemede diğer illere oranla öne çıktığını ancak yine de gerekenin yapılmadığını ifade ediyor. 2013 yılı performans değerlendirme programına da bu bütçelemenin yansıdığı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde faaliyet ve harcamalar bakımından kadınların yapabilirliklerinin toplam bütçeye oranı %53 ve oldukça ayrıntılı biçimde raporlanıyor. Manisa’da ise bu oran %42. İzmir Belediyesi Manisa Belediyesi’ne oranla sosyal hizmet, istihdam, kültür, sağlık ve çevre gibi alanlarda görece daha iyi durumda.

HALKIN POLİTİKLİĞİ BELEDİYELERİ ETKİLİYOR

Şanlıurfa ve Diyarbakır karşılaştırmasında ise bölge halkının politik bilinç düzeyinin belediyeciliğe doğrudan etki ettiği göze çarpıyor. Araştırma ekibinden Nuray Ergüneş yaptığı incelemeleri aktardığı kısımda Şanlıurfa’da “Kadın-Erkek Eşitlik Birimi” varken, Diyarbakır’da hem “Kadın-Erkek Eşitlik Birimi” hem de “Kadın Sorunlarını Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin” olduğundan bahsederken, Urfa’da Belediye Meclis üyelerinin 33’ünden 3’ünün, Diyarbakır’da ise 28 üyeden 7’sinin kadın olduğuna değindi. Urfa’da kadınlar neredeyse tek başına sokağa çıkamazken, Diyarbakır’da yönetime aktif biçimde katılıyor. Ayrıca Diyarbakır’da Toplumsal cinsiyete dayalı bütçeleme bir hedef olarak stratejik planlamada yer alırken, Urfa’da bu yönde bir ilerleme olmadığı gibi herhangi bir eğitim çalışması da yok. Her iki ilde de bütçenin kadınların yapabilirliklerine oranı %37 iken, Urfa’da bütçe ağırlıklı olarak kentsel alt ve üstyapı çalışmalarına, Diyarbakır’da ise turizm, sosyal hizmetler ve kültürel faaliyetlere ayrılıyor. Diyarbakır’da yıllardır süren savaş ve zorunlu göçün de toplumsal cinsiyete duyarlı bütçelemeye ilişkin iddiası ve yapabildikleri arasında makas açık olsa da, Urfa’da bu düşünceyi anaakımlaştırmaya dair hiçbir çaba yok.

PROJELER GERÇEKTEN İŞE YARIYOR MU?

Genel olarak saha çalışmasından gözlemlerin aktarıldığı bölümde söz alan Prof. Dr. Gülay Günlük Şenesen, farklı sosyo-ekonomik düzeye sahip kadınların belediyelerden beklentilerinin farklılaştığını ifade ederken, Dirlik Temelli Toplumsal Cinsiyete Duyarlı Bir Bütçelemede asıl belirleyicinin belediyelerin içinde olduğu siyasi konum olduğunu, harcama alanlarının esas olarak kent düzenlemeleri ve inşaat olması, illerdeki ataerkil ve muhafazakar yapının ortaya çıkardığı engeller ve yerel bütçelemede merkezi yönetim olan Ankara’ya olan bağlılığın ise ciddi bir engel oluşturduğunu ifade etti. Buna karşı eşitlik birimlerinin kurulması, dengeli ve daha fazla kaynak ayrılması, belediyelerin ortaya koyduğu projelerin topluma yansımalarının sistematik biçimde değerlendirilmesi ve sosyo-ekonomik, demografik yapının karşılaştırılması gerektiğini söyledi.

ÖNCEKİ HABER

Hemşince ilk öykü kitabı yayınlandı

SONRAKİ HABER

Fransa'da sarı yelekliler gösterilerin 45. haftasında sokaklarda

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa