27 Eylül 2014 00:05

Kobanê sınırında teyakkuz

Evrensel Yazarı Yücel Özdemir, Almanya'dan gelen bir heyetle birlikte, Suruç-Kobanê sınırındaydı. Özdemir, bölgeden izlenimlerini yazdı...

Paylaş

Yücel ÖZDEMİR
Suruç

Suruç ile Kobanê arasındaki sınır boyunda tam anlamıyla bir teyakkuz hali var. 

Suruç’un köylerinden IŞİD ile YPG arasındaki çatışmaları çıplak gözle dahi görmek mümkün. Bunun en net göründüğü yer kerpiçten evlerin olduğu Ali Zer (Çengelli köy). Alevi hareketinin temsilcileri ve Avrupa Barış ve Demokrasi Meclisi delegasyonu olarak birlikte ziyaret ettiğimiz Ali Zer,  hem köy halkı hem Kobanê’den gelenler hem de dayanışma amacıyla bölgeye akın edenlerle dolu. Gelenler arasında Diyarbakır ve Urfa’dan yaşlılar da var.

Bir önceki geceyi Ali Zer’de geçirenler, bir kaç yüz metre ötedeki Kobanê’nin Cuma köyünde sabaha kadar çatışmaların sürdüğünü anlatıyorlardı. IŞİD tarafından ele geçirilen köye YPG bir saldırı hamlesi gerçekleştirmiş. Ancak sabaha kadar süren çatışmaya rağmen değişen bir durum olmamış. Perşembe günü gittiğimizde köyde IŞİD’in arabalarını uzaktan görmek mümkündü. Daha önce sınıra yakın bir noktaya asılan IŞİD bayrağı kısa bir süre önce indirilmiş. 

TC-İD SINIRI: SIFIR SORUN

Bölge halkı IŞİD’in Türkiye sınırına diktiği bayrağı indirmesinin AKP Hükümetinin isteği üzerine olduğunu söylüyor. Zira, gittiğimiz Ali Zer’deki kontrol noktasındaki askerler IŞİD militanlarıyla göz göze geliyorlardı. Ama, IŞİD ile Türkiye askerleri arasında herhangi bir gerilim bugüne kadar yaşanmamış. Ali Zer sakinlerinin ve destek için gelenlerin en büyük tepkisi Türkiye askerine. Çünkü, IŞİD’e halen lojistik destek verildiği, yaralıların tedavi edildiğini anlatıyorlar. 

Sınır boylarında Kobanê’ye bir kaç kilometre yakınına kadar olan bölgede “İslam Devleti”yle (İD) komşu haline gelen Türkiye, bu yeni komşusuyla gayet uyum içinde görünüyor.

Ali Zer’de görüştüğümüz Kobanê’den yeni gelen 40 yaşlarındaki bir vatandaş, gece buyunca Kobanê’nin Cuma köyünde çıkan çatışmada, çok sayıda IŞİD militanının öldürüldüğünü anlatıyor. Ailesini Suruç’a getirdiğini ve yeniden gitmek için yer aradığını söylüyor. 

Ali Zer’den geçiş izni alamamış. Akşam saatlerinde Mürşidpınar’dan geçişi deneyeceğini söylüyor. Qop’ta ise halk bir avlunun içerine, ağaçların altında toplanmış, kumanyalar halinde getirilen yiyecekleri yiyor. Sadece köy halkı değil, destek vermek üzere gelenler de orada. Mersin’den geldiklerini söyleyen kadınlar kameramıza zafer işareti yaparak, üç gündür sınırda beklediklerini, sonuna kadar direneceklerini umutla haykırıyorlar. Benzer bir durum Dewşan’da da var. Kavuran sıcakta bir ağacın gölgesine sığınan halk, Türkiye tarafından IŞİD’e yardımların girmemesi için sınır güvenliğini sağlıyor. Zılgıtlar ve sloganlarla gelenleri karşılıyorlar.

DAYANIŞMA KAPISI

Kobanê’ye geçiş izinlerinin verildiği Mürşidpınar ise adeta “ziyaret” yeri. Türkiye’nin değişik yerlerinden dayanışma amacıyla gelen heyetlerin çoğu buraya ulaşıp bilgi almak, dayanışma mesajı vermek istiyor. Kobanê’yle dayanışmanın en yoğunlaştığı nokta burası. Askerler kapıyı açsa sanki bütün Suruç akacak gibi bir hava var. 

Ama askerin kapıyı açması bir yana, kapıya yanaşanları kimiz zaman cop ve gazla uzaklaştırıyor, kimi zaman da tehdit ediyor. Yine basın için de Mürşidpınar adeta bir merkez gibi. Bu kapıdan Kobanê’ye gidenler de hiç eksik olmuyor. Ellerinde Suriye’den aldıkları bir kimliği olan geri dönebiliyor. Olmayana ise geçiş izni yok. 

Son bir kaç gündür sınır hattında olanlar, İslamist terör örgütünün özelde Kobanê’ye, genelde Rojava’ya yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığını gösteriyor. Bu elbette Irak ve Suriye’deki IŞİD merkezlerine yönelik düzenlenen hava saldırılarıyla doğrudan ilinti. Batılı emperyalistler ve onların bölgedeki iş birlikçileri kendi yarattıkları canavarın etki alanını daraltmaya çalıştıkça, canavar da kendisine yaşam alanları bulmanın derdine düşmüş. Hal böyle olunca da, bilinçli bir yönlendirmeyle bölgenin en zayıf halkası olarak görülen Kobanê’de kendisine yer bulma derdine düşmüş. Ama Kobanê’de ve Rojova’nın diğer parçalarında bu canavara yer yok. Eninde sonunda ait olmadığı bu topraklardan süpürülüp, ait olduğu yere gönderilecek. Bunun gerçekleşmesi için bugün her açıdan Kobanê’yle, Rojova’yla ulusal ve uluslararası dayanışmayı güçlendirmenin tam zamanı.

ÖNCEKİ HABER

Jehan Barbur: Ses çıkarabildikçe nefes alıyorum

SONRAKİ HABER

Mülteci kadınlar anlatıyor: Evde koca baskısı, sokakta ırkçılık

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa