26 Eylül 2014 06:00

Cam işçisi bir dahaki TİS’e kadar bekleyecek mi?

Şişecam Holding, düz camdan, otomotiv camlarına ve otomotiv cam aksamlarına, ısı camdan, zücaciye üretimine kadar geniş bir yelpazede üretim yapar. Avrupa ve dünyada ciddi pazar payına sahip bir tekeldir.

Paylaş

Kadir YALÇINKAYA

Şişecam Holding, düz camdan, otomotiv camlarına ve otomotiv cam aksamlarına, ısı camdan, zücaciye üretimine kadar geniş bir yelpazede üretim yapar. Avrupa ve dünyada ciddi pazar payına sahip bir tekeldir.

Şişecam aynı zamanda, cam işçisine karşı düşmanlıkta sınır tanımayan, tescilli, sabıkalı bir sermaye grubudur. Geçmişten bugüne sermayenin ve devletin çeşitli saldırılarıyla karşı karşıya kalan cam işçileri ise mücadeleci geleneklerini her koşulda sürdürmeyi başarmıştır. Cam işçilerinin yaşadıkları son grev de böyle her şeye rağmen yapılmış bir grevdi ve Bakanlar Kurulunun yasaklama tehditleri altında başlamıştı.

GREVE GİDEN SÜREÇ

Şişecam patronları, uzun ve kamuoyundan gizlenen TİS görüşmeleri süresince işçilerin taleplerini kabul etmeye yanaşmadıkları gibi yeni dayatmalarda bulundu.

Zaten TİS taslağı işçilerin iradesini yansıtmıyordu. İşçilerin taleplerinin önemli bir kısmı taslakta yer almadığından yapılan taslak toplantıları göstermelik kaldı. Görüşmeler sürecinde de işçiler yeterince bilgilendirilmedi. Mesaiye kalmama eylemleri örgütlense de patron yeni aldığı işçilerle açığı hemen kapattı ve sendika da buna göz yumdu.

Gelinen yerde cam işçilerinin kararlı tutumu sonucunda Kristal-İş Sendikası grev kararı aldı. Ancak yöneticilerin ‘nasıl olsa anlaşma sağlanacak’ yaklaşımı grev hazırlığını önemli ölçüde sekteye uğrattı. Buna rağmen cam işçileri firesiz biçimde ve militan bir tutumla greve çıktı.

Grev sırasında sendikada grevin diğer işçilere ve sendikalara duyurulması, mücadelenin genişletilmesi, dayanışmanın örgütlenmesi için hiç bir çalışma yürütülmediği gibi bu yöndeki çabalar da kısmen engellenmeye çalışıldı.

FİİLİ MÜCADELE ÖRNEKLERİ

Bu süreçte mücadele adına ne kadar olumlu şey varsa sendika yöneticilerine rağmen işçilerin tutumlarıyla ortaya çıktı.

Sendikacıların fabrikaların önündeki nöbeti sadece grev gözcüleriyle sınırlama tutumu işçiler tarafından kabul görmedi ve fiilen ortadan kaldırıldı. Patronun grev sırasında stokları dışarı çıkarma isteğini kapıların önüne etten duvar ören işçiler engelledi.

Kitlesel yürüyüşler, kitlesel grev nöbeti, fabrikadan mal çıkışına karşı barikatlar kurma, dayanışmayı sağlama hep işçilerin çabalarıyla hayat buldu. Grev devam ederken kurulan komiteler ve işçilerin giderek kendi içlerinde birlik oluşturmaya yönelmeleri hem cam işverenini hem sendika yöneticilerini telaşlandırdı. Evrensel’de çıkan mektuplar, Hayat Televizyonu’nda yayınlanan programlar cam fabrikalarında ortak tutum açısından ilerleme sağlarken, patronu ve sendika yöneticilerini kaygılandırdı.

Grevi kırmak için tüm imkanlarını seferber eden Şişecam patronunun ve otomotiv tekellerinin grevin yasaklanması için hükümet nezdindeki girişimleri her zaman olduğu gibi sonuç verdi; AKP Hükümeti cam grevini bir kez yasakladı. Grev yasağına karşı net ve kararlı bir tutum alamayan sendika yöneticileri, işbaşı yapılmasını isteyerek işçileri yine sermayenin yasalarına ve hukukuna teslim etti. Oysa yapılması gereken yasağa karşı, fiili olarak grevi sürdürmekti.

YASAK SIĞINACAK LİMAN OLDU

İki ay boyunca göstermelik bir kaç demeç ve eylem dışında mücadele vermeyen Kristal-İş yöneticileri ise adeta kendi grevleri yasaklanmamış gibi davrandı. Grev aşamasına kadar cam patronlarını rahatsız edecek her türlü hareketten işçileri uzak tutmayı başaran Kristal-İş yöneticileri, grev ertelendikten (yasaklandıktan) sonra da aynı tutumu devam ettirdiler. Erteleme süresinin dolduğu güne kadar geçen iki aylık süreçte cam patronunu zorda bırakacak tek bir eylem kararı almadıkları gibi, işçilerin tepkilerinin önüne de set çektiler.

Grev yasağı sendika yöneticileri açısından sığındıkları bir liman vazifesi görmüş oldu. Yasak kararını “protesto” ettiler ve işin içinden ustaca sıyrıldılar. Grevin yasaklanmasından sonra işbaşı yapan işçilerin işi yavaşlatma eylemi de sendika tarafından örgütlenmediği gibi görmezden gelindi.

KIRK KATIR MI, KIRK SATIR MI?

Bu da yetmezmiş gibi Şişecam’ın küçük artışlar içeren teklifini işçilerin onayına sundular. Grev ihtimali ortadan kalkmış, TİS ya imzalanacak ya da YHK’ye (Yüksek Hakem Kurulu) gidecek... Kristal-İş yöneticileri YHK kılıcını göstererek sözleşmenin imzalanması yönünde tutum aldı ve bunun propagandasını yaptı. Ama Kristal-İş yöneticilerinin, fabrikalarda referanduma giderek işçileri faturaya ortak etme taktiği ters tepti. 2 bin 86 işçi oy kullanmadı, kullanılan 3 bin 703 oyun 1767’si hayır, 1755’i evet çıktı, 181 oy ise geçersiz sayıldı. Geçersiz sayılan oy pusulalarının büyük bölümüne de greve çıkılması, atılan işçilerin geri alınması, sözleşmenin imzalanmaması yönünde talepler yazılmıştı.

İşçilerin bu tutumunu görmezden gelen sendika yöneticileri, “Evet ve hayır oyları arasındaki fark az” diyerek sözleşmeye imza attı. Binlerce işçinin iradesini hiçe sayan sözleşme 3 yılı kapsıyordu ve atılan işçilerin geri alınması gündemde bile değildi.

İŞÇİLER NE YAPMALI?

Cam grevi öncesi ve sonrasında tüm bu yaşananlar, sendikal bürok-rasinin işçilerin iradesini hiçe saymasının bir örneği olarak, ne ilk ne de son. İşçiler geleceklerini kendi ellerine alan bir mücadeleyi hedeflemeden, kendi örgütlerini yönetir duruma gelmeden de başka türlüsü mümkün değil. Her şeyden önemlisi, cam işçilerinin mücadeleyi TİS süreciyle sınırlamaması gerekir. Sözleşmeden sözleşmeye mücadeleye atılan işçiler, sendikal bürokrasinin ayak oyunlarına yenik düşmekten kurtulamaz. ‘Nasıl olsa sözleşmemiz bitti, bir dahaki sözleşmeye kadar bekleyelim’ tutumu cam işçisine daha bugünden kaybettirir.

Grev süresince sadece cam patronları değil tüm sermaye cam işçisinin karşısındaydı. Aynı şekilde sınıf kardeşlerini yanına almayı hedeflemeyen bir mücadelenin saldırılar karşısında yalnız kalması ve zaafa uğraması kaçınılmaz olur.

Cam işçileri bu mücadelelerinde kendi örgütlülüklerini pekiştirecek araçlarını yaratabilselerdi, grev komiteleri kurabilselerdi, aileleriyle birlikte mücadelenin içine girebilselerdi durum mutlaka farklı olurdu.

İşçi sınıfının sorunları ağırlaşmaktadır. Cam işçisi bundan azade değildir. İşçiler kitlesel halde iş cinayetlerine kurban edilirken, ücretler erirken, çalışma koşulları ağırlaşırken, sermayenin işçileri sömürmesi için yasal ve yasal olmayan tüm engeller ortadan kaldırılırken mücadele sadece TİS’le sınırlandırılamaz. Grev yasağı, sendikal hak ve özgürlüklerin önündeki engellerin kaldırılması için mücadele etmeden, bürokratlaşmış sendikal anlayışı hedef alan bir yaklaşımla hareket etmeden kazanımların koruması ve geliştirilmesi güçtür. Şimdi cam işçisinin önünde duran, fabrikalardaki örgütlülüğünü pekiştirmek üzere komiteler oluşturmak, tüm cam fabrikalarının birbiriyle bağını kurmak ve uzun soluklu bir mücadeleye hazırlanmaktır.

 

ÖNCEKİ HABER

Seyirci başrolde

SONRAKİ HABER

Denizli’de yargı reformu paneli yapılacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa