25 Eylül 2014 16:54

Kobanê sınırında bir gün

Suruç’a en az iki üç arama noktasından geçerek giriyoruz. Son arama noktasında polisin “Sınıra gösteri yapmaya gitmiyorsunuz değil mi?” sorusuna bulunduğumuz araçtan gelen yanıt “Biz hepimiz öğretmeniz, yardım götürüyoruz” oldu. Aslında onlarca aracı benzer bir soruyla durdurmuşlardı ve benzer cevapları almadan geçirmemişlerdi.

Paylaş

Fatma KESKİNTİMUR
Suruç

Suruç’a en az iki üç arama noktasından geçerek giriyoruz. Son arama noktasında polisin “Sınıra gösteri yapmaya gitmiyorsunuz değil mi?” sorusuna bulunduğumuz araçtan gelen yanıt “Biz hepimiz öğretmeniz, yardım götürüyoruz” oldu. Aslında onlarca aracı benzer bir soruyla durdurmuşlardı ve benzer cevapları almadan geçirmemişlerdi. Suruç’un merkezinde yer alan meydanda tam bir savaş ortamına girdiğimizi fark ediyoruz. Bir yandan Türkiye’nin her yerinden geldiği gözlenen çevik kuvvet otobüsleri, bir yandan askeri araçlar ve adeta çevreye saldırma hazırlığı yapan panzerler… Meydanda birleşen ana yolun bir tarafında dört bir yandan Kobanê halkına ve direnişe destek amacıyla sınıra akın eden insanların araç konvoyları, tam karşısında ise sınırdan geçip IŞİD saldırılarından canını kurtaran kadın, çocuk, yaşlı Kobanê halkı…

DİRENİŞE KATILMAK İÇİN DÖNÜYORLAR

Mürşidpınar sınırında gelenlerden çok geri dönenler dikkat çekiyor. Sınırdan geçişlere izin verilmesiyle 130 bini aşkın insanın Suruç ve bölgenin diğer sınır merkezlerine geldiği belirtilmişti. Gelenlerin birçoğu ailelerini bırakıp savaşmak için geri dönmek istediklerini belirtiyorlardı fakat geri dönüş için sınıra gelenlere de müdahale ediliyor, adeta dönüp IŞİD’e karşı savaşmalarının önüne set çekiliyordu. Dün Mürşidpınar’da Kobanê’ye geri dönmeye çalışanlara müdahale edilmedi. Çoğunluğu genç Kobanêlilerin gidişleri, askerler tarafından bu kez üst aramasıyla işkenceye dönüştü. Uzun süre bekletilip üst araması yapılan bir gencin işlemlerin tamamlanmasının ardından Kobanê’ye doğru adımlarken gördüğü muameleye isyanıysa elleriyle yaptığı harekette gözümüze çarpıyor. Ellerini iki yana açarak bu kadar süre bekletilmesine isyan eden gencin ve diğerlerinin özgürlük için tek yolun savaşmak olduğu gerçeğine doğru attıkları her adım, arkalarında onları destekleyenlerin sloganlarında karşılık buluyor: ‘Bijî Berxwedane Kobanê/Yaşasın Kobanê direnişi.’

Geri dönüşler sırasında dikkat çeken bir başka nokta ise az da olsa aralarında kadınların ve çocukların da olmasıydı. Savaştan kaçarak gelen sığınmacılar açısından geldikleri yerde de hayatın kimi zaman yaşanamaz hale gelmesinin bir sonucu bu. Kaçtıkları tehlikenin ortasına geri dönmek zorunda kalan ailelerin çaresizliği!

‘220 DAVARIMA ASKER EL KOYDU’

Dört beş gün önce Mürşidpınar sınırından Suruç’a gelen yaşlı bir Kobanêlinin telaşı çarpıyor gözümüze. Parem köyünden, IŞİD’den kaçıp, sınırdan 750 küçük baş hayvandan oluşan sürüsüyle birlikte geçmeye çalışırken Esentepe Sınır Karakolunda sürüyü kendilerine emanet edip geçmesi, sonra gelip alabileceği söylenmiş. Sonrasını şu sözlerle anlatıyor: “Ben geri döndüğümde davarımın 250 tanesinin eksik olduğunu gördüm. Hem de en iyileri seçilerek alınmış. Üstelik görenler de var, kamyona yükleyip götürmüşler, seçtikleri hayvanları. Sordum itiraz ettiler.” Tam bu esnada Suruç’ta kendisine yardım eden diğer vatandaş karışıyor söze, “İhbarcılarına vermişler. Sınırda bunların ihbarcıları var, kamyona yükleyip götürmüşler göz göre göre.” Alay komutanına durumu anlattıklarını fakat onun da yardımcı olmadığını yine bu kişiden öğreniyoruz. O da isyan ediyor; “Ne yapsın bu adam şimdi, nereye başvursun?”

‘GÜCÜNÜZÜ BİZE DEĞİL IŞİD’E GÖSTERİN’

Askerin ve polisin, sınırda Kobanê direnişiyle dayanışmak üzere gelenlere adeta terör estirmesi de tepki topluyor. Dört gün boyunca sınırın çeşitli noktalarında toplananlara gazlarla saldıran polisin, son saldırıda kimyasal kullandığı iddiaları da var. Suruç’ta konuştuğumuz ve dört gündür sınırdaki eylemlere katıldığını söyleyen bir genç, “Son saldırıda farklı bir kimyasal da kullanıldığını düşünüyoruz. Çünkü her gün yediğimiz gazın etkisinden kat be kat fazla etkilendik üstelik saatlerce vücudumuzdaki yanıklar geçmedi. Saat 16.00 sıralarında olmuştu saldırı, gece 12’de halen gözlerimiz ve vücudumuzun gazla temas eden bölgelerinde yanma devam etti” diyor. Yaşadıklarını bizimle paylaşan genç, saldırıda kullanılan gaz kapsüllerinden birini yanlarına alarak İnternet’te araştırdıklarını, 65 dolarlık bir gaz kapsülü olduğunu öğrendiklerini aktarıyor. Bu ifadeler akla şu soruyu getiriyor; bir günde yüzlercesini eylemcilere atarak cömertliğini gösteren devlet, sadece bir kapsülün ederiyle bile sınırda zor durumda olan kaç insanın bir öğün de olsa karnını doyurabilirdi?

KESK heyetinin sınırı ziyaret ettiği gün gazlı saldırı gerçekleşmedi fakat polisin destek için gelenlere öfkeli yaklaşımı sürdü. Her fırsatta saldırı tehdidiyle halkı uyarmaya kalkan polislere halkın cevabı ise “Gücünüzü bize değil IŞİD’e gösterin. Bize değil IŞİD’e saldırın” oldu.

ÖNCEKİ HABER

IŞİD’e karşı sınır nöbeti

SONRAKİ HABER

Moody’s, Türkiye’nin kredi notunu bir basamak düşürdü

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa