Sınırda insanlık trajedisi

Sınırda insanlık trajedisi

Kobanê’den gelişlerin çok yoğun olarak gerçekleştiği önceki gün, büyük bir insanlık trajedisine tanıklık edildi. Çoğu yaşlı, çocuk ve kadın binlerce kişinin giriş yaptığı Suruç’un Mürşitpınar köyüne bağlı Edmanik mezrasına gelenlerle konuştuk.

Fatih POLAT
Suruç

Kobanê’den gelişlerin çok yoğun olarak gerçekleştiği önceki gün, büyük bir insanlık trajedisine tanıklık edildi. Çoğu yaşlı, çocuk ve kadın binlerce kişinin giriş yaptığı Suruç’un Mürşitpınar köyüne bağlı Edmanik mezrasına gelenlerle konuştuk. Kobanê’de YPG ve YPJ direnişi, ayrıca IŞİD’in tehdidi altındaki köylerden tahliyelerin gerçekleşmiş olması muhtemel bir katliamı önlerken, gelenlerin on binleri bulması da IŞİD’in yarattığı dehşetin halk üzerindeki etkisini gösteriyordu.

YAŞLILAR, HASTALAR, SAKATLAR

Gelenler içinde mide hastası olan, 63 yaşındaki İzzet Ali gibiler de vardı. Bir süre yerde koluna serum takılı olarak bekleyen İzzet Ali için kısa bir süre sonra ambulans geldi ve sedye ile götürüldü.

Sırtına bohçasını, yatağını atıp gelenlere tanıklık ettik. Kucağında yeni doğmuş bebeği olan kadınlar vardı. Güçlükle yürüyen sakatlar, belini doğrultmakta güçlük çeken nineler...
Gelenler içinde genç erkeklerin sayısı azdı. Onlardan bir kısmı, kadın ve çocukları getirmek için gelmişti ve sonra geri döndüler. Gençlerden biriyle sohbet ettik. İsmini vermekten çekindiği için anlatımlarını ismini vermeden paylaşıyoruz. Bu kişi, IŞİD’in kafa kesme görüntüleri ve benzer katliamlarıyla uyandırdığı dehşetin halk üzerinde etkisi olduğunu dile getirdi. Örneğin sayıları düşük de olsa, IŞİD’in henüz ulaşamadığı bir nokta olan Kobanê’nin merkezinden bile bu tür korkularla gelenler vardı. Bu kişi, IŞİD’e uluslararası güçlerin müdahale edeceğini umduklarını, bunun için beklediklerini, ancak böyle bir müdahale olmayınca umutları tükendiği için geldiklerini söyledi. Evini, arabasını, her şeyini orada bırakarak ailesiyle Türkiye’ye sığınan bu kişi, diğerleri gibi toprakları IŞİD’ten temizlenince geri dönmek istediklerini söyledi.

CANIMIZI KURTARMAK İÇİN GELDİK

Konuştuklarımızdan biri de Adle Kartal’dı. Yaşını sorduk, “Tam bilmiyorum, 70 yazın” dedi. Kobanê’nin doğusunda bulunan Kaniyê Arap (Arap Pınarı) köyünden geliyormuş. Akrabalarından ölen olmadığını belirterek “Canımızı kurtarmak için geldik” diyor.  “Türkiye’den bir isteğin var mı” diye soruyoruz, “Oğlum biz yoksul, fakir insanlarız ne isteyelim ki, Türkiye Kobanê’ye yardım etsin” diyor.

Kabalık bir grubun yanına gidiyoruz. İsimlerini vermek istemiyorlar. 5 aile olarak gelmişler, 30 kişiler. Kadın ve çocuk ağırlıklı bir grup bu. Konuştuğumuz kadın, erkeklerimiz savaşmak için geri döndü” diyor. Konuştuklarımızdan biri de Can Kasparyan’dı. Ermeni olduğunu söyledi. Konuşma biraz ilerleyince 1915’te kaçıp gidenlerden olduklarını öğreniyoruz. Kobanê’nin merkezinden gelmişler. “IŞİD oraya giremedi ama biz çocuklarımızın canına bakacağız. Uşakları bırakıp (çocukları anlamında) geri dönebiliriz. Sakatlarımız var. Biz korkudan kaçmadık. Hanımımız var, namusumuz var. En pahalı şey bir insanın namusudur” diyor.

SURUÇ HALKI SEFERBER OLDU

Geçişler, bu nokta dışında Suruç’un farklı 2-3 köyünden daha gerçekleşti. O nedenle de sayı bir anda ciddi boyutlara ulaştı. Bu bölgeye binlerce Rojavalı geldiği ve dağıtılmak üzere buradan götürülenlerin dışında, burada oluşturulan çadırlara da yerleştirilenler olduğu için gece burada kalabilecek bir çadır kenarı bile bulmak mümkün değildi. Bunun üzerine gece geç saatlerde Suruç’un merkezine geldik. Orada da Rojavalılar için tam bir teyakkuz hali hakimdi. Dışarıda yatan insanlar gördük. Konuştuklarımız, kalacakları yer ayarlanıncaya kadar burada beklediklerini söyledi. Sabah baktığımızda ise, parklarda ve dışarıda yatana rastlamadık, bu da gelenlerin geçici de olsa bir yerlere yerleştirildiklerini gösteriyordu.
Sabah Suruç Belediyesi’nin oluşturduğu kriz masasının, belediye binası önünde yardım dağıttığına tanıklık ettik. Belediyeye ek olarak Suruçlular gelenleri sahiplenmek için ellerinden gelen her türlü özveriyi gösteriyordu. Örneğin bir avukat, gelenlere yardım için toptancıya gittiklerini, yardım malzemesi almak için gelenler arasında ‘bana sadece bir paket bisküvi ver’ diyenler olduğunu bile söyledi. Yani Suruç’un en yoksulu bile gelenler için bir şeyler yapmak istiyor.

DEVLET SINIRI AÇTI, O KADAR!

Buna ek olarak devletin yardımından söz edebilmek pek mümkün değil. Devlet sadece gelenlere sınırı açtı, bunun dışında sadece gelenlere su dağıtan bir Kızılay kamyonu gördük. Onun dışında yardıma odaklanmış bir devlet varlığından söz edebilmek mümkün görünmüyor. Buna ek olarak bu haberi yaptığımız, dün sabah itibariyle sınırdan geçişler de durdurulmuştu. Sonra tekrar açılır mı, bilemiyoruz ama, dün sabah itibariyle durum buydu.

Akşam bulunduğumuz yerde bakanlar protesto edildiği için çok yoğun bir polis ve jandarma yığınağı oldu. Bir müdahale beklentisi vardı, ancak jandarmanın kitleye geçişlerin olduğu noktadan gerisine çekilmeleri çağrısı üzerine, kitle geri çekilince ortam biraz yumuşadı. Ancak gece gerçekleşmeyen saldırı dün sabah gerçekleşti. Biz o sırada haber yazmak üzere Suruç’un başka bir noktasında bulunduğumuz için saldırıya tanıklık edemedik. Haberi yazdığımız an itibariyle de önceki gün geçişlerin olduğu sınır noktası olan Mürşitpınar’da, ciddi bir jandarma ve polis yığınağı olduğu haberini aldık.

www.evrensel.net