22 Eylül 2014 06:00

Ekmeğe el uzatılmasına izin vermeyecekler

2007-2011 yılları arasında verdikleri mücadele sonucunda sendikalaşan ve belediye şirketine geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi Park Bahçe işçileri yeniden taşeron şirkete devredilmek isteniyor. İşçiler, Soma’da, İstanbul’da ve Türkiye’nin her yerinde binlerce işçinin canına mal olan taşeron sistemine karşı yine Türkiye’nin her yerine topyekun mücadele çağrısı yaptılar.

Paylaş

Emine UYAR
İzmir


2007-2011 yılları arasında verdikleri mücadele sonucunda sendikalaşan ve belediye şirketine geçen İzmir Büyükşehir Belediyesi Park Bahçe işçileri yeniden taşeron şirkete devredilmek isteniyor.

Taşeronlaştırmaya karşı, 3 Temmuz’dan bu yana kitlesel yürüyüşler, kısmi iş bırakmalar, imza kampanyaları, büyükşehir binası önünde gece nöbeti, ilçelerde meşaleli eylemler düzenleyen işçiler, bugün de yapılacak taşeron karşıtı mitingin merkezinde yer alacak.

Taleplerini ve verdikleri mücadeleyi konuştuğumuz Park Bahçe işçileri yaşamlarını zaten asgari düzeyde sürdürdüklerini, iyileştirme beklerken aksine ekmeklerinin daha da küçültülmek istendiğini ifade ettiler. Mücadelelerinin taşeronun tümden kaldırılmasına yönelik olduğunu dile getiren işçiler, Soma’da, İstanbul’da ve Türkiye’nin her yerinde binlerce işçinin canına mal olan taşeron sistemine karşı yine Türkiye’nin her yerine topyekun mücadele çağrısı yaptılar.

‘SIZLANACAĞIMIZA ELLERİMİZLE ÇÖZELİM’

İşçilerin örgütlü olduğu Genel-İş İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Taner Şanlı, insanların seçtikleri kişilerden korkar hale geldiğini belirterek, “Bütün işçiler bir araya geldiğimizde bu korkuların yersiz olduğunu göreceğiz. Ülkenin her yerinde taşeronlaştırma, işsizlik var. Biz Çiğli işçisinin sorununu da kendi sorunumuz olarak gördük, İzelman işçisine de sahip çıktık. Sıranın bize geleceğini biliyorduk” dedi. Belediyelerde aralık ayında yapılacak işçi ihalelerine dikkat çeken Şanlı, ihale sistemi bu şekilde devam ettiği sürece bugün sendikalı olan bütün şirket işçilerinin aynı süreci yaşayacağını belirtti. Şanlı, “Bir adım sonrası uçurum artık. Kısmı ziyaretlerle, desteklerle günü kurtarmak, kendini rahatlatmakla artık olmuyor” dedi.
Bugün yapılacak mitingte İzmir’deki emek ve meslek örgütlerinin başını çektiği geniş bir kesimin bir araya geleceğini ifade eden Şanlı, “Burada sendikalı işçilerin mücadelesi ve umudu kırıldı mı yarın örgütlenmeye çalışan binlerce taşeronun da umudu kırılmış olacak. Gece gündüz işyerlerimizi bırakmıyoruz. İzmir bu mücadelenin başlangıcı olmalı. Sızlanacağımıza kendi ellerimizle sorunu çözeceğimize inanmalıyız” dedi.

EYLEMLER BÜYÜYECEK

Park Bahçe İşçileri Baştemsilcisi Arif Yıldız, “İzmir’in dört bir yanında bilboardlara afiş astı ve ilan etti. Belediye Başkanımız bu yasalara taşerona karşı ise gelsin bizimle birlikte omuz omuza yürüsün. 1170 arkadaşımız taşeronla yüz yüze yasaların ne olduğunu biliyoruz ama işverenin de tutumu çok önemli” dedi. Yıldız, tam gün iş bırakmaların da gündeme geleceğini belirterek, “Yetkililer adım atmazsa eylemlerimiz artarak sürecek. Mücadele ile kazanmış olduğumuz haklarımızı teslim etmeyeceğiz” dedi.

‘HEP UMUDUMUZU KIRMAYA ÇALIŞTILAR’

İşçilerden Zeynel Duran, daha güzel yaşamak için mücadele ederek sendikalı olduklarını belirterek, “Sendikalı olurken içimizde büyük bir umut vardı. ‘Artık birçok yasal hakkımız var’ dedik. Yukarıdakiler ise hep bu umudumuzu kırmaya çalıştılar. Ekmeğimizin üstüne bir ekmek daha koymak yerine tam tersi ekmeğimizi kemirmeye başladılar. İşçiyi köle olarak görüyorlar” dedi. 550 milletvekilinin sorumluluğunda Meclisten geçen yasaların Soma gerçeğini ortaya çıkardığını ifade eden Duran şunları söyledi: “Bu yasalar zulüm değil mi? Asansörle işçiler bu yüzden ölmedi mi? Birileri kulağına pamuk tıkamış. Birileri sermayenin derdine düşmüş. İşçiyi kimse dinlemiyor. Ülkede ne yazık ki bedel ödemeden kan dökmeden can vermeden kesinlikle bir sonuca varılmaz. Eğer söz konusu ekmekse biz bunu vermeye hazırız. Alanlarda hep iş ekmek özgürlük diyoruz. İnsanın işi olursa ekmeği de olur, özgürlüğü de olur. Yeter artık kendi ceplerini doldurmayı bıraksınlar. Biraz da işçiye baksınlar.”

İşçilerden Cemal Kanlıbaş da, yasaların sürekli olarak rantçı kesimin rahatlığını sağladığını belirterek, “Biz bunu kıracağız. Yeter ki mücadelemizi verelim, örgütlü birlikteliğimizi sağlayalım. Tek silahımız emekten gelen gücümüzdür bunu da kullanacağız” dedi.

GEREKİRSE İŞYERİ KOMİTELERİYLE...

Kemal Köroğlu (Genel-İş 2 No’lu Şube Sekreteri): 2007 yılında çalışmaya başladım. 4 yıllık bir mücadele sonucu 2500 işçi sendikalı oldu. Biz mücadele ettiğimizde kazanacağımızı gördük. Dün nasılsa bugün de ekmeğimize el uzatan kim olursa olsun o eli kıracağını zaten gösterecektir. Korkunun ecele faydası yok. İşçi arkadaşlarımız sendikaların el atmadığı yerde işyeri komiteleri üzerinden kendi öz örgütlerini oluşturarak birlikteliği sağlayarak mücadele etmekten başka bir çarenin olmadığı bir süreci yaşıyoruz.
Ahmet Gözen: Çıkan yasaları kendi aramızda arkadaşlarımızla sürekli tartıştık. Pratik anlamda bürokrasiden çok çektik. A’yı gösterip B’yi uygularlar. Meşaleyi biz yakmış olacağız.
Serdar Tan: Çoluk çocuğumuzu daha iyi koşullarda geçindirebilmek için çalışıyoruz. Bize verdikleri bir parça lokmayı kursağımızdan sökerek almaya çalışıyorlar. Biz buna müsaade etmeyeceğiz.

Cafer Alp (Genel-İş 2 No’lu Şube Yöneticisi): 24 Eylül’de yapılacak eğitim emekçilerinin eyleminde de yoğun bir şekilde yer alacağız. Zaten amacımız var olan toplumsal muhalefetin birlikte hareket etmesini sağlamak. Özelde park bahçe ama genelinde tüm taşeron sisteminin kaldırılmasına yönelik çalışmalarımız. Parça parça verilen mücadelelerin birleştirilmemesi sorunu var. DİSK Başkanlar Kurulu’ndan ülke sathında bu mücadelenin yaygınlaştırılması kararını bekliyoruz.

Devrim Oral: Ben fuarda çalışmaya başladığımda 22 yaşında idim. Şimdi 36 yaşındayım. Taşerondayken paramızı alamadığımız için Karşıyaka’ya bisikletle gidip geldim. Bazı arkadaşlarım bisikletle kaza geçirdi. Sendika geldi ücretlerimiz düzenli verilmeye başlandı. Şimdi yine bizi taşerona vermek istiyorlar.


Taşerona karşı ortak mücedele

Eda AKTAŞ
İzmir

İzmir'de bugün “Taşeron gidecek, adalet gelecek” mitingi yapılacak. Mitinge ilişkin gazetemize konuşan sendikacılar taşeron sisteminin kaldırılması için ortak mücadele çağrısında bulundu.

İş cinayetlerinin yüzde 80’inin taşeron çalışma olan yerlerle yaşandığını hatırlatan Genel-İş Genel Merkez Mali İşler Daire Başkanı Cafer Konca, taşeronlaştırmanın açlık, sefalet, rant olduğunu belirtti. Konca İzmir’de taşeronlaştırmaya karşı yapılacak mitingle birlikte yüzünü emekten, işçiden yana dönmüş tüm demokrasi güçlerini, kitle örgütlerini ve siyasi partileri bu mücadeleyi Türkiye’nin her yanına yaymaya çağırdı.

Belediye-İş İzmir 6 No’lu Şube Başkanı Buket Mertoğlu Gürpınar, AKP hükümetinin kamu ihale kanununda yaptığı değişikliğin işçileri olumsuz etkilediğini dile getirerek “Çünkü yasa değişmeden, bugün İzenerji’de 1170 arkadaşın sıkıntısı 2015’te İzmir Büyükşehir’de 20 bin’e yakın ihaleli çalışan personelin sıkıntı olacaktır. Yani bu bir başlangıç bu bir son değil, o yüzden çözüm o maddenin yeniden düzenlenmesi veya tamamen ortadan kaldırılmasıdır” dedi. Ortak mücadele çağrısında bulunan Gürpınar, bu yasanın kaldırılmasıyla için ne gerekiyorsa yapmaları gerektiğini dile getirdi.

‘MÜCADELE GENİŞLEYECEK’

KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü ve BTS Şube Başkanı Bülent Çuhadar, mitingin sadece İzenerji işçilerinin işten atılma tehlikesiyle ilgili olmadığını, temel meselenin taşeron çalışmanın dayatılması olduğunu ifade etti. İzmir’de bir platform kuracaklarını belirten Çuhadar, mücadeleyi büyüteceklerini bildirdi.

DERİTEKS İzmir Şube Başkanı Makum Alagöz taşeron sistemin kaldırılmasının ancak işçilerin ortak mücadelesiyle olabileceğine dikkat çekti. Taşeron sorununun AKP ya da CHP ile çözülemeyeceğini Alagöz, “1 Mayıs’ta, ‘taşeronu kaldıran başkan’ diye anons edildi Aziz Kocaoğlu. Ama 2 ay sonra işçileri taşerona verdi” dedi. İşçilerin seçimlerde kendilerini kandıranlara tepki verilmesi gerektiğini söyleyen Alağöz, işçi, işsiz, köylü, öğrenci, kadın, sendikalı, sendikasız herkesin bu mücadeleye katılması gerektiğini dile getirdi.

TEKSİF İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy da meselenin sadece büyükşehir belediyesi olmadığını Çiği ve Menemen gibi ilçilerde de buna benzer sorunların yaşandığını hatırlatarak “Bu ihale kanunu yasası tüm belediyeleri tüm kesimleri ilgilendiriyor” dedi.

ÖNCEKİ HABER

Ya taşerona teslim olacağız ya da birlikte kazanacağız

SONRAKİ HABER

10 Ekim Ankara Katliamı davası kitabı "Duymak Zorundasınız" Eskişehir'de tanıtıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa