19 Eylül 2014 06:00

Türkiye sineması ve Orhan Kemal 100 yaşında

Altın koza film Festivali kapsamında, 'Orhan Kemal 100 Yaşında' sergisi açıldı. Orhan Kemal’in eserlerinden uyarlanan ve senaryosunu yazdığı filmlerin de gösterildiği festival boyunca Adanalılar Orhan Kemal’in sinema ile ilişkisine dair fotoğrafları ve yazıları görebilecekler. Serginin açılışında Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ile konuşma fırsatı yakaladık. Öğütçü, sinema ve Orhan Kemal’e dair sorularımızı yanıtladı.

Paylaş

Mesut AKATAY
Mesut BAYLAV
Adana


Altın Koza film Festivali kapsamında Abidin Dino Parkı’nda Orhan Kemal’in yüzüncü yaşı dolayısıyla “Orhan Kemal 100 Yaşında sergisi gerçekleştirildi.  Orhan Kemal’in eserlerinden uyarlanan ve senaryosunu yazdığı filmlerin de gösterildiği festival boyunca Adanalılar Orhan Kemal’in sinema ile ilişkisine dair fotoğrafları ve yazıları görebilecekler. Serginin açılışında Orhan Kemal’in oğlu Işık Öğütçü ile konuşma fırsatı yakaladık. Öğütçü, sinema ve Orhan Kemal’e dair sorularımızı yanıtladı.

Orhan Kemal 100 yaşında. Aynı zamanda Türkiye sinemasının da yüzüncü yılını kutluyoruz. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Hem üstadın 100’üncü yaşını kutluyoruz hem de onun Türk sinemasına yaptığı katkılardan dolayı da Türk sinemasının 100üncü yılını kutlamak son derece mutlu ediyor bizleri. Çünkü Orhan Kemal sinemadan uzak değil. Gerçekten hem Orhan Kemal hem Türk sineması çok büyük mücadelelerle yüz yaşına geldi. Biliyoruz ki Orhan Kemal sansürden çok çekmiştir. Türk sinemasına baktığımızda da birçok film sansürden nasibini almıştır. Orhan Kemal imzalı filmler onay alamamıştır. Bu açıdan da anlamlı bir etkinlik oldu.

BİR YAZI İŞÇİSİ OLARAK ORHAN KEMAL

Orhan Kemal hem bir emek işçisi hem de edebiyat işçisi. Sizce onun içinde bulunduğu emek dünyası onun sanatından nasıl etkilendi?
Orhan Kemal küçük insanların yazarıdır. Çalışkan insanların dertlerini sıkıntılarını anlatmıştır. Bundan dolayı da büyük bedeller ödemiştir. Ama hiçbir zaman da bundan şikayetçi olmadı. Orhan Kemal her zaman “Ben bir yazı işçisiyim” demiştir. Orhan Kemal hiçbir zaman emekçiden, emekten uzak olmamıştır. Bütün eserleri onların hayatlarının dile getirilmesi ile yazıldı. Mesela “Bereketli Toprakları Üzerinde” kitabını okuduğumuz zaman çalışma süresinin 16-18 saate varan bir tempoda olduğunu görüyorsunuz.

Bereketli Topraklar Üzerinde” demişken Orhan Kemal’in romandaki karakterlerin sınıfsal bilinci olanların Kürt olduğunu görüyoruz. Orhan Kemal’in Kürtlere bakışı ne idi?
Orhan Kemal sözlenmeyen ve yazılmayan şeyleri ilk kez yazan ve söyleyen insandır. Yani 1930’lar 1940’lrda “Kürt”  sözünü şimdiki kadar rahat söyleyemezsiniz. O Kürtleri kitaplarına yansıttı. “Bereketli Topraklarda” “Kürt Zeynel” var Eskici ve Oğullarında Kürt Cemşir var. Pek çok eserinde Kürtlerin adı geçer. Bu bir yerde onların haklarını savunuyor demektir. Her ne olursanız olun sömürülüyorsanız insan olarak sömürülüyorsunuzdur. Orhan Kemal romanlarını sömürüye karşı yazmıştır. O sıradan insanlardan ölümsüz kahramanlar meydana getirmiştir. Eserlerindeki karakterleri, şöyle bir incelediğimizde sizin tanıdığınız bir insan çıkar. Orhan Kemal öyle bir gözlem ustası ki biz daha dünyaya gelmeden uykudayken yazmıştır.

‘O, EZİLENLERİ VE İŞÇİLERİ YAZMIŞTI’

Orhan Kemal’in sınıfa bakışı nedir?
Orhan Kemal değişik okumalara imkan verecek metinler yazmıştır. Bunu sınıf bilinci ile de okuyabilirsiniz. Bir başka bakışla okuyan birisi de aynı romanlardan keyif alabilir. Kitaplarında elbette ezilenleri, işçileri yazmıştır. Orhan Kemal’in eserlerinde sosyoloji, felsefe, tarih, sınıfsal, mücadeleler, her şeyi görmeniz mümkündür. Bunları görmek hangi bilinçle okuduğunuza bağlıdır.

Orhan Kemal Bereketli Topraklar Üzerinde Romanında ‘Usta’  metaforunu kullanmış. Bu noktada nasıl bir değerlendirme yaparsınız?
Tabi ki Orhan Kemal’in usta olarak kullandığı kişiler Nazım Hikmet, Abidin Dino ve diğer bilge insanlardır. Çukurova çok değerli sanatçılar yetiştiren bir coğrafyadır. Yılmaz Güney, Yaşar Kemal, Orhan Kemal gibi birçok değerli sanatçı eserlerinde Çukurova’yı anlatmıştır.

Ama Adana’dan bu sanatçıların isimlerinden ziyade darbecilerin, paşaların caddelere isimlerinin verildiğini görüyoruz. Bu hususta neler söylemek istersiniz?
Tabii çok acı bir şey. Sanatçılar şehirleri başka dünyalara götürür. Bir şehri tanıtan sanatçılardır ama sanatçılar hak ettiği ölçüde değer görmemiştir. Dönemin yetkinleri tarafından muktedirlere hoş görünmek için onların isimleri verilir. Babam 5 yıl hapis yattı. 57 kitabı 19 ülkede okunuyor.

ÖNCEKİ HABER

Atkılılar, kravatlılara karşı

SONRAKİ HABER

Grevdeki inşaat işçileri: İşçilerin birliği tüm engelleri yıkar

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa