17 Eylül 2014 20:07

İpleri elimize almanın zamanı

ÖTK bizlere taleplerimizde, sorunlarımızı çözmekte yalnız olmadığımızı, kendi üniversitemizde yani içinde yaşadığımız topluluk içinde ve bu topluluğun yerleşkesi üzerinde söz sahibi olduğumuzu gösterir

Paylaş

Çağıl Çağan ADIGÜZEL
Kocaeli Üniversitesi


Bildiğimiz üzere üniversitelerimizde pek çok sorun var, her birini saymaya sayfalar yetmez. Bu sıkıntılarımız her zaman olduğu gibi görmezden gelinmekte ve çözüm yolunda atmaya çalıştığımız her adım gerek devlet gerekse -adeta ticarethane işleten patronlara dönüşen- rektörler eliyle engellenmekte.
Peki ipleri elimize almak ve ‘artık yeter!’ diyebilmek için ne yapmalı?
Hayatın her alanında olduğu gibi üniversitelerde de bizimle ilgisi olmayan, sorunlarımızı, kaygılarımızı, endişelerimizi paylaşmayan patronlar tarafından yönetilmek kaderimiz değildir. İlk aşama demokratik üniversite bilincine sahip olmak ve bu bilinci kendi çevremize de aşılamaktır. Kendi hakkımızı aramayı ve bu arayışın yollarını bilmediğimiz sürece hiçbir sorunumuz çözüme kavuşmayacak, doğru düzgün bir eğitim almamız imkansızlaşacaktır. Arayışın yolu ise her zaman birleşmekten ve söz sahibi olabilmekten geçer. Üniversitelerimizi taşeron, yandaş bilim insanları ve aydınlar yetiştirmek için kullanan patron siyasetçilere, rektörlere, dekanlara atılacak en büyük tokat kendi üniversitelerimizi ve geleceğimizi yönetmektir.
YALNIZ OLMADIĞIMIZI GÖSTERİR
Bu yolda ilerlenebilecek en emin yol öğrenci taleplerini temsil etmesi gereken öğrenci temsilciler konseyini (ÖTK) etkin biçimde kullanmaktır. Peki nedir bu ÖTK, neye yarar?
ÖTK, öğrencilerin seçtiği fakülte temsilcilerinden oluşan ve öğrenciye kendi fakültesinde söz sahibi olma şansı tanıyan bir temsilci meclisidir. ÖTK Türkiye’de ilk defa 70’li yıllarda ODTÜ’de başlayan büyük direniş ve fedakarlıklarla elde edilmiş hakkımızdır. Bizlere taleplerimizde, sorunlarımızı çözmekte yalnız olmadığımızı, kendi üniversitemizde yani içinde yaşadığımız topluluk içinde ve bu topluluğun yerleşkesi üzerinde söz sahibi olduğumuzu gösterir. Sadece rektörlükle öğrenciler arasında bir köprü olmakla kalmaz, bizlere çevremizdeki dünyayla etkileşime girmek ve onu şekillendirmek için bir yol yaratır.
BELİRSİZLİK İÇİNDE BIRAKILIYOR
Bunları bilen YÖK ve üniversite yönetimleri öğrencilerin temsilcilikler için kendi adaylarını çıkarmalarını engellemekte, seçimler herhangi bir duyuru olmadan yapılmaktadır. Üniversitelilerden hiç tanımadıkları ve konuşmadıkları, genellikle tek adayı el kaldırarak seçmeleri istenmekte veya YÖK olarak adlandırılan adeta demokrasinin ucubesi olan bir kurum tarafından seçimler keyfi olarak iptal edilmektedir. Bundan sonraki seçimlerin kaderi bile bu adı batasıca kurum tarafından büyük bir belirsizlik altında bırakılmıştır.
Bırakın yasaklasınlar! Biz gerekirse bu kurulları fiili olarak kurmalı ve kendimizi, sesimizi, varlığımızı kabul ettirmeliyiz! Büyük bedeller ödeyerek kazanmış olduğumuz bu demokratik hakkımızın gasp edilmesine daha fazla göz yummak bizlerden önce çaba sarf etmiş olan her bir insana hakaret ve ihanettir.
Üniversitelerde etkin hale gelebilmek için ÖTK seçimleri sosyal medya gibi büyük oranda takip edilen kanallardan duyurulmalı, bizim yani öğrencilerin adayları seçimlere katılmalıdır. ÖTK’ları öğrenmek, öğretmek, seçimlere aday olmak ve oy vermek hepimizin ilk görevi ve amacı olmalıdır.


OLMASI GEREKTİĞİ GİBİ OLMASI İÇİN...     
Düzgün işleyen bir demokrasinin en büyük yapıtaşı yönetimin üzerinde hissetmesi gereken baskıdır ve bu baskıyı sağlayabilecek potansiyele sahip ÖTK’lar demokratik eğitim talebimizin en önemli kalelerinden biri olmalıdır. Sistem karşısında tek başına güçsüz olan insanın tek sesle haykırabilen böyle bir topluluğun bir parçası haline gelmesi sorunların çözümü için gereklidir. Ancak ne yazık ki günümüzde bir çoğumuz böyle bir oluşumun varlığından bile bihaberiz. Dolayısıyla ÖTK’lar olması gereken noktanın gölgesinde bile değiller. Üniversitelerin gelişmesinden, üniversite öğrencilerinin bilincinden ve birleşmesinden yani açıkçası bizlerden korkan patronların emrindeki rektörler ve hükümetler tarafından etkisizleştirilmiştir. Yönetimin yardakçısı olan kişilerin ellerine bırakılmış kurullar olarak varlıklarını sürdürüyorlar.



 

ÖNCEKİ HABER

IŞİD ve ABD müdahalesi

SONRAKİ HABER

HDP’li Saruhan Oluç: İktidar savaşı bahane edip halkın iradesini gasbediyor

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa